AİHM Büyük Yalana Karşı Çıktı

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Çarşamba, Mayıs 13 2026
Paylaş
X Post
AİHM Büyük Yalana Karşı Çıktı

AİHM( Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)’ in Türkiye kararı net: “kanunsuz suç ve ceza olmaz”.


Zulüm her alanda dengeleri altüst etmenin ürperten adıdır. Ülkenin dinamiklerini büyük bir zulüm depremi ile yıktılar ve yıkmaya devam ediyorlar. 15 Temmuz’un hemen sonrasında silahlı terör örgütü yaftası ile Hizmet Hareketi mensuplarını ayırt etmeksizin terörist ilan ettiler. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ekim 2023’te, “darbe davalarında 4 bin 891 mahkûmiyet verildiğini” söylüyordu. Milyonlarca insan soruşturma geçirdi.


Zulüm rejiminin o günden beri acı faturalarını ödüyoruz hep beraber. Seviyesine göre herkes bu faturayı ve bedeli ödüyor, ödeyecek. Kimileri canı ile ödedi. Kimileri hürriyeti ile ödüyor. Kimileri yurdundan, yuvasından, işinden, ailesinden oldu. En hafif şekilde ödeyenler cebindeki paranın değersizliği, ekonomik yönden krizler, güvenlik, sağlık, eğitim kalitesi düşüklüğü ile ödüyor. Dine karşı insanların güveni sarsıldı, gençlerde ateizm, deizm oranı arttı. Ülkemizde kutuplaşma ise hiç bu kadar yaşanmamıştı. 


AİHM İkinci Dairesi 5 Mayıs 2026’da karar verdi. Şaban Yasak'ın adil yargılanmadığına ve Çorum Cezaevinde kötü muamele gördüğüne hükmetti. Bu karar aslında yüzbinlerce insanın büyük bir yalanla hayatlarının karartıldığının en üst hukuki merci tarafından onayı anlamına geliyordu ve diyordi ki: 


Suç kastı yoksa suç da yoktur .


Hukuka aykırı şekilde insanlara terör örgütü üyeliği suçundan ceza veremezsiniz.


Verdiğiniz kararlar hatalı olup kaldırılması gerekmektedir.


10 yılı aşkın siyasi zulüm (political persecution)’e maruz kalan Hizmet Hareketi, sistematik olarak baskı altına alındı. Kadını ile erkeği ile, yaşlısı ve hamilesi ile büyük bir baskı ve zulme maruz bırakıldı. Neredeyse devletin tüm kurumları Hizmet Hareketi ile mücadeleye yönlendirildi.

Amaç: Muhalefeti susturmak, tek tipleşme sağlamak ve iktidarı korumaktı. Kendi yolsuzluklarını kapatmaktı. Büyük bir yağma diyeceğimiz helal kazançla elde edilen mal varlıklarına el koymaktı, bu sermayeyi yönetmekti. Haksız tutuklamalar, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, ağır hapis cezaları, işkence, sürgün veya devlet eliyle yürütülen karalama kampanyaları ile bu canlı tutulmaya çalışıldı.

Sonuç olarak hukuk kötüye kullanıldı. Genellikle "vatan hainliği" veya "terör" gibi geniş tanımlı yasalar kullanılarak muhalif görüşler suç kapsamına alındı ve politik zulüm süreci işlettirildi. Bu yapılanlarla demokrasi zayıfladı, toplumsal korku her yanı sardı ve temel insan haklarının ihlalleri yapıldı.

Zulüm bir haddi aşmışlık ve haksızlıktır, böyle bir günahı işleyen zalimin hasmı da Allah’tır. Bugün siz büyük bir yalanla milyonların hayatını altüst edebilirsiniz. Mallarına, mülklerine el koyabilirsiniz. Kendi iktidarınız için ülkeyi de yakabilirsiniz.  Ama zalime meyledenlerin ebedi hüsrana uğrayacağını ayetler hep bize hatırlatmıyor mu?


Masumiyet karinesi, hak arama motivasyonu ile ülkemize gerçek adaletin ve hukukun geleceği günleri dört gözle bekliyoruz.


Biz M. Akif’e kulak verelim;


“Sus ey divane! Durmaz kâinatın seyr-i mu’tadı.

Ne sandın? Fıtratın ahkâmı hiç dinler mi feryadı?

Bugün sen kendi kendinden ümit et ancak imdadı;

Evet, sen kendi ikdâmınla kaldır git de bidadı.

Cihan kanun-i sa’yin, bak, nasıl bir hisle münkâdı!

Ne yaptın? “Leyse li’l-insani illa mâ se’a” vardı!..” 


Evet, “İnsana sa’yinden başka ne vardır ki!” Necm Sûresi’nde buyuruluyor: İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez.