Allah'a havale etmek

M. Fethullah Gülen Hocaefendi şu tesbitlerine dikkat edelim:
“Buz kütlesi nevinden olan nefsimizi deryaya atsak yine erimez, yine erimez, yine erimez, yine erimez.
“Evet bazen bütün sorumluluklar yerine getirmiş olmasına rağmen; doğrulup kendini ifade etmeye, bir diriliş evi olduğunu ortaya koyma hemen gerçekleşmeyebilir. Bu bazen diriliş bekleyen kişinin tam kıvama ulaşmayışından, ulaşıp bütün enerjisini kendi ruhunun âbidesini dikmeye teksif edemeyişinden kaynaklanır. Bazen de üzerine lâzım olmayan şeylerle meşgul olup dağınıklığa düştüğünden, konunun vetireye farklı düşmesine sebebiyet vermiş olabilir. Aslında dirilip kendimiz olmamız bir ilâhî atıyye ise ki, öyledir. Henüz o atıyyeyi taşıyacak güce ulaşmadan verildiği takdirde kadri bilinemeyeceği için, gelmesiyle gitmesi bir olacak ve tedavisi çok daha güç yeni bir kısım mahrumiyetlerin yaşanmasına sebebiyet verecektir. Eğer Cenab-ı Hak maddi-manevî lütufların, inananların iradelerinin hakkını vermesine bağlamışsa ki, biz öyle olduğuna inanıyoruz. Onlar imkânları dâhilinde olan her şeyi değerlendirecekleri ana kadar muhtemelen İlâhî teveccühte gecikmiş olacaktır. Sebep ne olursa olsun biz kurallarına göre ve hikmet dairesinde vazifemizi yapıp ötesini Allah’a havale etmek düşer.
“Diriliş erleri; şöyle böyle belli bir dünyevî beklenti içine girip, gönüllerini makam-mansıp ve ikbâl düşüncelerden arındırıp, tam bir hasbilik ortaya koyamayabilir. Bu açıdan da bütün bütün uğyar mülahazasından sıyrılıp, hâlisane bir teveccühle O’na gelecekleri ana kadar diriliş nefhasını da elde edemeyebilir. Her diriliş eri eri bilmelidir ki, O Allah ve Resulü’nün çağrısına icabet ettiği takdirde; Cenab-ı Hak da ona diriliş yollarını gösterecek ve onun yollarda kalmasına asla meydan vermeyecektir.
“Ey sürpriz lütufların Sâhibi Ulu Sultanımız. Biri endişe edip korktuğumuz hususlardan EMÎN EYLE!... Ey kullarının duasına icabet eden Allah’ım, bizleri sevdiğin ve razı olduğun işlere muttali kıl, onları bize sevdir, onları hayata taşımaya ve başkalarına duyurmaya bizleri muvaffak kıl! Âmin! Âmin! Âmin!..
“Talebeliğimde eskiden bir demlik çayı iki arkadaş bitirirdik. Şimdi ise irademle azaltıp, günde üç bardak çay ile iktifa ediyorum. İnsan isteyince, alışkanlıklarını ayaklar altına alabilir. Keşke nefsinin arzu ve isteklerini de ayaklarımızın altına alabilseydik, o zaman beklediğimiz ve arzuladığımız şeyler başımıza taç, her dakika da bizim için miraç olurdu.
“Ama bu dünyanın ne tacı, ne tahtı kimseye bâkî değil. Bir harap olmuş gönlü tamir edebilmektir hüner.
“Bugüne kadar ne olmuşsa olmuş. Olmuşla, ölmüşün münakaşasını yapıp birilerinin yanlışlarını bulacağımıza, doğru olup doğruları bulmaya çalışalım ve doğruları yapmaya çalışalım. İnşaallah Cenab-ı Hak tez zamanda fereç ve mahreç kapılarını açarak yürekten Elhamdülillah diyeceğimiz beklediğimiz o günleri getirir. Belki de Cenab-ı Hak kendimizi bulmamız ve kendimize gelmemiz için bu imtihan ile 24 saat onunla irtibatımızın derinleşmesini istiyordur, kimbilir. Esas olan kendimizi bulmak, kendimize gelmek ve yönelmek. Bugüne kadar olması gereken kıvamı tutturamadığımız için bugünkü tokatları yemiş olabiliriz.
“İyi bir insan olmadan iyi bir mümin olunamaz.
“Hadis-i Şerif: ‘Kendin için istediğini başka insan için istemedikçe hakiki mümin olamazsın.’
“Ne zaman gayretullaha dokunur; yaşanan hadiseler bizde sancı haline düşünceye kadar sancıdan kasıklarımızı tutacağımız ana kadar.”
(A.K. kardeşimizin özel notlarından)
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

HÜSEYİN ODABAŞI

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ












