Arınç’tan yıllar sonra gelen itiraf: 'Gezi olayları sayın başbakanımız için travma oldu'

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Perşembe, Ağustos 13 2026
Paylaş
X Post
AKP'nin kurucularından Bülent Arınç, Gezi Parkı direnişini 'kalkışma' olarak değerlendirdiklerini ve protestoların dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan için 'travma' olduğunu ifade etti.
Arınç’tan yıllar sonra gelen itiraf: 'Gezi olayları sayın başbakanımız için travma oldu'

AKP kurucularından ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2015’ten bu yana aktif siyasette yer almamasına rağmen siyasi çıkışlarıyla sıkça gündeme geliyor. Ankara Hamamönü’ndeki ofisinde BBC Türkçe‘nin sorularını yanıtlayan Arınç, Gezi Parkı direnişini ‘kalkışma’ olarak değerlendirdiklerini ve protestoların dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan için ‘travma’ olduğunu ifade etti.

‘GEZİ OLAYLARI SAYIN BAŞBAKANIMIZ İÇİN TRAVMA OLDU’

Arınç BBC Türkçe’nin sorusu üzerine 2013’teki Gezi Parkı protestolarının AKP’nin birinci dönemini bitiren olaylardan olduğunu belirtti ve protestoların Erdoğan üzerinde büyük bir etki oluşturduğunu şu sözlerle değerlendirdi:

“Bu tabii sayın başbakanımız için bir travma oldu. Gezi olaylarını bir kalkışma olarak nitelendirdi ki son tarafıyla gerçekten bir kalkışmadır. Türkiye’nin dengesini bozdu.”

‘ORADA İYİ İNSANLAR VARDI’

Protestolarla ilgili kendi yorumunu yaparken ise Arınç, “İşin başıyla sonradan aldığı şekli ayrı değerlendirmek lazım” dedi ve “Orada iyi insanlar vardı. Bunların hiçbirisinin hükümetle siyasi bir problemi de yoktu.” ifadelerini kullandı:

“Gezi Parkı diye bilinen yerde bir bina yapılması düşünülmüş. Üniversite öğrencileri ve entelektüel insanlar ‘Burası İstanbul’un akciğeri olarak kalsın, başka bir yerimiz de yok’ diye birkaç eylem yaptılar. Bu eylemler sertlikle bastırılmak istendi. Sertlik olunca başka olaylarda da olduğu gibi radikal örgütler devreye giriyor.”

BBC TÜRKÇE’YE KONUŞTU, AKP’NİN 25 YILINI ANLATTI

Arınç, siyasete Milli Görüş hareketinin ilk partisi olan Milli Nizam Partisi’nde başladığını, Recep Tayyip Erdoğan dahil arkadaşlarının siyasete girmesinde Necmettin Erbakan’ın katkısı olduğunu belirtti. Erbakan’ın istişareye önem verdiğini ancak kararı bizzat kendisinin aldığını hatırlatan Arınç, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi (FP) süreçlerini anlattı. FP’nin kapatılması sonrası ortaya çıkan Yenilikçi ve Gelenekçi kanat ayrılığında Abdullah Gül lehine çekildiğini belirten Arınç, AKP’yi kurarken kendisinin, Abdullah Gül’ün, Tayyip Erdoğan’ın ve Abdüllatif Şener’in önde gelen isimler olduğunu söyledi.

‘BATI YANLISI PARTİYİZ MESAJI VERDİK’

Arınç, AKP’nin ‘muhafazakâr demokrat’ kimliğini benimsediklerini, Milli Görüş’ün bir ideal olduğunu ancak parti kimliğinin değiştiğini vurguladı. Avrupa Birliği’ne taraftarlıklarının Milli Görüş’ten en büyük farkı olduğunu belirten Arınç, Tayyip Erdoğan’ın partinin kuruluşundan sonra Batı’ya giderek ‘Biz dinci bir parti değiliz, Batı yanlısı bir partiyiz’ mesajı verdiğini aktardı. Bu yaklaşımın 2005’te müzakere tarihi alınmasını sağladığını ifade etti.

Arınç, AKP iktidarını iki döneme ayırıyor. 2013’e kadar olan ilk dönemi ‘muhteşem’ olarak nitelendirerek sağlık, ulaştırma ve enerji alanlarındaki gelişmeleri övdü. Maastricht ve Kopenhag kriterlerine uyum sağlandığını belirten Arınç, 2013 sonrası dönemde 17-25 Aralık hırsızlık ve yolsuzluk soruşturmalarını, Suriye’deki gelişmeler, 15 Temmuz, Çözüm sürecinin çökmesi ve Gezi Parkı eylemlerinin hükümetin dengesini bozduğunu savundu.

‘ERGENEKON DAVALARININ SAVCISIYIZ SÖZLERİNİ UNUTTU’

Arınç, Ergenekon davalarında hakimi ve savcısı gibi unsurların siyasette tartışmaya konu olduğunu, ancak hükümetin bu davaları desteklediğini kesinlikle reddetti. ‘Kesinlikle hayır’ diyen Arınç, Ergenekon iddianamesinde yer alan senaryoların iktidarı alaşağı etmek için yapıldığını, ancak yanına başka malzemelerin getirilmesini hoş karşılamadıklarını belirtti. Ergenekon davalarında birçok üst düzey askere verilen müebbet cezaların daha sonra bozulduğunu hatırlattı.

25 YIL SONRA ‘EHLİYET, LİYAKAT VE İSTİŞARE’Yİ HATIRLADI

2014’te Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması ve birkaç yıl sonra sistemin değişmesiyle siyasetteki rolünün sona erdiğine dikkat çeken Arınç, 2019’da Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’na girdiğini ancak yaklaşık bir buçuk yıl sonra istifa ettiğini belirtti. Arınç, ‘Bana herhalde zor tahammül ettiler. Ben oradan ayrıldım. Ayrıldığımla da çok iyi ettim’ diyerek süreci yorumladı. Son olarak, partinin kuruluş ilkelerine dönülmesi gerektiğini, sistemin düzeltilmesi, ehliyete, liyakate ve istişareye önem verilmesi çağrısında bulundu.