Berlin’de Bir İftar, Dünyaya Bir Nefes

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Pazartesi, Mart 2 2026
Paylaş
X Post
Berlin’de Bir İftar, Dünyaya Bir Nefes

Berlin’de, House of One çatısı altında gerçekleştirilen iftar programı, sıradan bir davet değildi. Bu, sembolik değeri yüksek; çağımızın sancılarına cevap arayan, umut üreten bir buluşmaydı. Savaşların arttığı, ayrımcılığın derinleştiği, dinin kimi zaman çatışma diliyle anıldığı bir dönemde, aynı çatı altında kurulan iftar sofrası adeta insanlığa “başka bir yol mümkün” dedi.

Program, Asena Karatekin’in moderatörlüğünde başladı. İmam Kadir Sancı’nın samimi selamlamasıyla açılan gece, House of One Genel Sekreteri Roland Stolte’nin çarpıcı tespitiyle derinlik kazandı. Stolte, bugün dünyanın “koltuk barış aktivistleri” ile dolduğunu; ancak gerçek anlamda sorumluluk alan, risk üstlenen insanların azaldığını ifade etti. Ayrımcılığın ve savaşların arttığı bir çağda House of One’ın, sembolik bir bina olmanın ötesinde, somut bir barış pratiği sunduğunu vurguladı.

Protestan Kilisesi’nin Avrupa Birliği ve Federal Hükümet nezdindeki temsilcisi Dr. Anne Gidion ise iftarın yalnızca bir yemek olmadığını, güçlü bir sembol olduğunu söyledi. Ona göre iftar, farklılıkların bir araya gelerek barışa katkı sunduğu bir zemindir. “Gerçek dindar, aşırılığa ve şiddete ihtiyaç duymaz” sözleri salonda derin bir karşılık buldu. İslam âlemine bereketli bir Ramazan dileğinde bulunması ise bu ortak zeminin zarif bir ifadesiydi.

Diyalog ve Eğitim Vakfı Başkanı Ercan Karakoyun konuşmasında barışın yalnızca savaşın yokluğu olmadığını; eşitlik, görünürlük ve karşılıklı tanınma anlamına geldiğini dile getirdi. House of One’ın, farklı inançların birbirini dönüştürmeden, yok saymadan bir arada var olabileceğini gösteren somut bir örnek olduğunu ifade etti. Müslüman perspektifinden bakıldığında bu projenin, çoğulcu toplumlarda birlikte yaşama iradesinin güçlü bir sembolü olduğunu vurguladı.

İslam Akademisi Başkanı Dr. Arhan Kardaş’ın Mâide Suresi’nden okuduğu ayetler ve yaptığı açıklamalar ise gecenin ilmi derinliğini oluşturdu. Kur’an, Tevrat ve İncil’in ilahî vahyin halkaları olduğunu; özellikle Tevrat’ın hayat hakkını, insan yaşamını ve adaleti koruyan bir yasa olarak yüceltildiğini anlattı. Farklı zamanlarda gelen vahiylerin her birinin kendi topluluğuna bir yol verdiğini; ancak Kur’an’ın çoğulculuğu tabiî gördüğünü ve insanlığı “iyilikte yarışmaya” çağırdığını hatırlattı. House of One’ın da bu anlayışın çağdaş bir tezahürü olduğunu ifade etti.

Ardından okunan ezan, bu çoğulcu zeminde Müslüman kimliğinin zarif ama güçlü bir ifadesi oldu. Ezanın, insanın Allah’ın halifesi olarak yalnızca Yaratıcı’nın yüceliğini ilan ettiği ve insanları hem dünyada hem ahirette kurtuluşa çağıran bir davet olduğu hatırlatıldı. İmam Kadir Sancı’nın Ashab-ı Kehf duası ve Ayet’el Kürsî’nin manasına dair açıklamaları ise gecenin manevi atmosferini tamamladı.

Gecede Federal Parlamento Adalet Bakanlığı Müsteşarı Frank Schwabe de yer aldı ve House of One projesinin her zeminde desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Bu destek çağrısı, projenin yalnızca dini değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir önem taşıdığını da gösteriyordu.

Bütün bu konuşmaların ötesinde, gecenin asıl mesajı şuydu: Diyalog bir lüks değil, bir zorunluluktur. Yıllar önce Türkiye’de başlatılan diyalog çabalarının bugün Almanya’da kurumsal bir zeminde devam ettiğini görmek, tarihin akışında küçük ama anlamlı bir not gibiydi. O günlerde nasıl ki farklı kesimleri bir araya getirme imkânı doğmuşsa, bugün de bu platform bizlere hakikatleri anlatma ve ortak değerlerde buluşma imkânı sundu.

Berlin’deki bu iftar, yalnızca bir akşam yemeği değildi. O gece, farklı inanç temsilcileri aynı sofrada, aynı şehirde, aynı umut etrafında buluştu. Dünyanın kararan ufkunda küçük ama parlak bir ışık yandı.

Belki de en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak buydu:

Aynı çatı altında, farklı dualarla ama ortak bir barış niyetiyle bir araya gelebilmek.