BM'de basın özgürlüğü vurgusu: 'Medya özgürlüğü lüks değil, tüm halkın derdi olmalı'

⏱ Okuma Süresi 8 dk•Yayınlanma Çarşamba, Eylül 30 2026
Paylaş
X Post
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV), BM Genel Kurulu'nun 81. Oturumu kapsamında 11. Yıllık Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) Konferansı'nda konuşan gazeteciler, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecileri değil tüm toplumu ilgilendirdiğini vurguladı. Panelde basın özgürlüğünün insanların yaşam kalitesiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekildi.
BM'de basın özgürlüğü vurgusu: 'Medya özgürlüğü lüks değil, tüm halkın derdi olmalı'

Geçtiğimiz günlerde John Jay College of Criminal Justice Üniversitesi'nde gerçekleştirilen konferansa, vakfın 30 ülkedeki 56 küresel ortağı ile 27 ülkeden bakan, BM diplomatı, uzman, gazeteci, sivil toplum temsilcisi, din önderi ve genç profesyoneller katıldı. Konferansta çok taraflı sistemlerin yenilenmesi, toplumsal güvenin yeniden inşası ve basın özgürlüğü üç ayrı panelde ele alındı.

"Barışı Destekleyen Kesişen Bir Unsur Olarak Basın Özgürlüğü ve Bağımsız Gazetecilik" başlıklı paneli PennLive gazetesinin editörlerinden Joyce Davis yönetti. Panelin açılış konuşmasını Zimbabve Gençliği Güçlendirme, Kalkınma ve Mesleki Eğitim Bakanı Tino Machakaire yaptı. Zaman Gazetesi'nin son Genel Yayın Yönetmeni Abdulhamit Bilici, Hindistan merkezli Peek TV'nin kurucu ortağı Priyanshi Sharma, Nijeryalı gazeteci Femi Adesina ve Avustralyalı gazeteci Karen Percy de panelde söz aldı.

"Medya özgürlüğü sade insanların derdi olmalı"

Zaman gazetesinin son Genel Yayın Yönetmeni Abdulhamit Bilici, basın özgürlüğünün insanların yaşam kalitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu, bağımsız gazeteciliğin yolsuzlukları ortaya çıkararak iktidardan hesap sorduğunu söyledi.

Türkiye'de basın özgürlüğü, hukuk ve demokrasi geriledikçe yolsuzluğun arttığına ve insanların yoksullaştığına dikkati çeken Bilici, medyaya yönelik baskıların başladığı 2013'te 1 doların 1,9 lira ettiğini, geçen 13 yılda Türk lirasının dolar karşısında 25 kat değer kaybettiğini hatırlattı.

Bilici, şunları söyledi:

"Gazeteciler olarak biz hapse girdik, sürgün olduk, işsiz kaldık ama toplumun da refahı artmadı. Medya özgürlüğü, lüks ve elitleri ilgilendiren bir konu değil, tüm halkın, sade insanların derdi olmalı. Bu yüzden toplumlar, partiler, devletler ve BM gibi uluslararası kurumlar medya özgürlüğünü daha fazla ciddiye almalı." dedi.

Basın özgürlüğü sıralamasında ilk 10'a giren ülkeler ile BM İnsani Gelişme Endeksi'nde ilk 10'da yer alan ülkelerin örtüştüğüne dikkati çeken Bilici, aynı şekilde basının en az özgür olduğu ülkelerin, insani gelişmenin ve yaşam kalitesinin en düşük olduğu ülkeler olduğunu vurguladı.

Yönettiği Zaman Gazetesi'ne el konulup kapatılması deneyimini anlatan Bilici, gazetecilerin basın özgürlüğünü tek başına savunamayacağını, kamuoyunun ve kurumların desteğinin şart olduğunu ifade etti.

Etik ihlallerin yalnızca sosyal medyaya özgü olmadığını belirten Bilici, geleneksel medyadaki sorumsuz haberlerin bir dönem Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimi tırmandırma riski taşıdığını örnek verdi.

Bağımsız gazeteciliğin güçlü siyasi ve ekonomik çıkarların misillemesine açık, zor ve zaman zaman tehlikeli bir iş olduğunu dile getiren Bilici, hükümetleri, sivil toplumu, uluslararası kuruluşları ve vatandaşları basın özgürlüğünü bir lüks ya da yalnızca gazetecilerin meselesi olarak değil, ortak bir sorumluluk olarak görmeye çağırdı. Günümüzde gazetecilik yapmanın tehlikelerinden bahseden sürgün gazeteci Bilici, Gazze'de Ekim 2023'ten beri 262 gazetecinin öldürüldüğüne dikkat çekti. 

"Zor sorular güvenle sorulamazsa toplum doğru karar veremez"

Panelin moderatörü Joyce Davis, gazeteciliğin zor sorular sormaya ve önemli hikâyeleri anlatmaya dayandığını, bu sorular güvenle sorulamadığında toplumların bilinçli karar vermekte zorlandığını söyledi.

Davis, medyaya duyulan güvenin azalmasından ve gazetecilerin iktidarı eleştirel biçimde haberleştirme imkânının daralmasından duyulan endişeye değindi.

"Medya okuryazarlığı bir barış inşası becerisidir"

Zimbabve Gençliği Güçlendirme, Kalkınma ve Mesleki Eğitim Bakanı Tino Machakaire, teknolojiye erişimin tek başına gençleri güçlendirmediğini vurguladı.

Gençlerin kaynakları kontrol etme, kanıtları doğrulama, manipüle edilmiş görüntü ve videoları tanıma, gazeteciliği propaganda ve dezenformasyondan ayırt etme becerilerine ihtiyaç duyduğunu belirten Machakaire, yanlış bilginin gerilimleri körükleyip toplumsal uyumu zayıflatabileceğini, bu nedenle medya okuryazarlığının bir barış inşası becerisi olduğunu söyledi.

Machakaire, profesyonel gazeteciliğin doğrulama ve bağlam için vazgeçilmez olduğunu, genç içerik üreticilerinin de doğruluğa, mahremiyete ve insan onuruna saygı gösterme sorumluluğu taşıdığını kaydetti.

"Sosyal medya doğruluk yerine hızı ve öfkeyi ödüllendiriyor"

Peek TV'nin kurucu ortağı Priyanshi Sharma, sosyal medyada gazeteci, fenomen ve aktivist arasındaki çizginin giderek belirsizleştiğine dikkati çekti.

Bağımsız muhabirlerin ana akım medyanın görmezden geldiği haberlere dikkat çekebildiğini belirten Sharma, Hindistan'da televizyon kanallarında büyük ölçüde yer almayan büyük bir protestoyu örnek gösterdi.

Sosyal platformların editoryal denetimden yoksun olduğunu ve doğruluk yerine hızı, öfkeyi ve kesinliği ödüllendirdiğini söyleyen Sharma, hükümeti eleştiren gazetecilerin çevrimiçi ortamda sık sık taraflılıkla suçlandığını belirtti. Sharma, okurları kaynak gösterme ve kanıt sunma gibi sorumlu habercilik işaretlerine dikkat etmeye çağırdı.

"Kontrol edin, sonra bir daha kontrol edin"

Nijeryalı gazeteci Femi Adesina, panele gönderdiği video mesajında yapay zekâyla üretilen yalan ve uydurma haberlerin medya kurumlarına duyulan güveni aşındırabileceği uyarısında bulundu.

Kırk yıllık meslek hayatında doğru olduğunda ısrar edilen bazı iddiaların yeniden kontrol edildiğinde yanlış çıktığını anlatan Adesina, gazetecilere mesleki etiğe bağlı kalmalarını ve doğrulayamadıkları iddiaları yayımlamamalarını tavsiye etti.

Adesina, "Kontrol edin, sonra bir daha kontrol edin" diyerek güvenilirliği korumanın haberi ilk veren olmaktan daha önemli olduğunu vurguladı.

Kadın gazetecilere yönelik tehditler

Avustralyalı gazeteci Karen Percy, kadın gazetecilerin çevrimiçi taciz, cinsel içerikli saldırılar, fiziksel şiddet ve haber odalarında eşitsiz muamele gibi tehditlerle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Bu baskıların kadın gazetecileri susturabildiğini ve kimlerin deneyimlerinin temsil edildiğini sınırladığını belirten Percy, çevrimiçi tacizin gerçek hayatta şiddete dönüşebildiğini, yapay zekâ destekli saldırıların da riski artırdığını ifade etti.

Percy, okurları kadın gazetecilerin haberlerine abone olmaya, bu haberleri paylaşmaya, hedef alındıklarında onları savunmaya ve karar alma süreçlerinde kadınlara anlamlı roller verilmesini sağlamaya çağırdı.