Camı iyice silmek!
Zengin bir işadamı, fabrikalarını gezmektedir. Her gittiği yerde, insanlar
harıl harıl çalışmakta ve iş üretmektedirler. Bir fabrikaya gittiğinde, fabrika
müdürünün odasına girer. Müdür, elleri arkasında camdan dışarıyı
seyretmektedir. Fabrika sahibi, yanındaki yardımcılarına kısık sesle; “derhal
bu müdürü atın, herkes ciddi ciddi çalışırken, bu hiçbir şey yapmadan dışarıyı
seyrediyor “der. Yardımcılardan birisi de onun kulağına; ‘’efendim bu fabrika,
bu müdür gelmeden önce zarar ediyordu. Bu müdür geldikten sonra, bizim en çok
kar eden fabrikalarımızdan biri oldu. Evet şu anda elleri arkada dışarıyı
seyrediyor ama, ‘’fabrikayı daha rantabl hale nasıl getirebiliriz, başka
neler yapsak da daha da verimli hale gelsek’’ şeklindeki düşüncelerle meşgul.
Gözleri dışarıya bakıyor ama bütün belleği ile esas kendi işiyle ilgileniyor“
der. Fabrika sahibi de; “o zaman baktığı camı çok iyi temizleyin ki, her
şeyi daha iyi ve net görebilsin“ der ve oradan ayrılırlar.
Aslında hemen herkes için, her zaman ve
her yerde, insanları kendi bildikleri konularda en rantabl şekilde istihdam
etme, o kuruluşlar için çok önemlidir. Ayrıca, sadece bir fabrika müdürü ile
değil ama, işçiler dahil o iş yerinde çalışan herkesin tek tek özel olduğunu,
her birisinin bu iş yerine veya yerlerine ne gibi katkılarda bulunduğunu, bulunabileceğini,
seneler içinde de bu katkılarını arttırdıklarını bilmek ve ona göre bu
insanları takdir etmek de gerekir. Bu özelliklere uymayan insanlar varsa
onları, kırmadan dökmeden, rehabilite edip bu kervana katmalıdır.
Ispartalı Yüksek Öğretim Kurulu eski
üyesi, Toprak Reformu eski Müsteşarı Orhan Türköz, Kayseri’ye geldiğinde
bu konuyla ilgili şunu demişti: ‘’Biz, her zaman, her yerde daima
kabiliyetli ve bilgili olup, hak eden insanları bir elimizle bizden aşağıda
olanları yukarı çekmek, diğer elimizle de bizden yukarıdakileri de daha da
yukarıya itme durumunda olmalıyız.’’ Hakikaten bu da bu konuyla ilgili mükemmel
bir yaklaşımdır.
Allah,
her insanı farklı fıtratlarda, farklı kabiliyetlerde ve farklı özelliklerde
yaratmıştır. Herkesin çok mükemmel yapacağı ve yapabileceği işler yanında, bazı
konularda eksiklikleri bulunabilir. Sadece bu eksikliklere bakarak onları
değerlendirme de eksik bir durum olur. Onları esas sahalarında istihdam etme
ise, o işleri geliştirir ve daha çok verim alınır.
İnsanlarla birlikte çalışılan yerlerin
hemen hepsinde bu kaideler, yerine, zamana ve şartlara göre bazı değişiklikler
gösterse de esaslar aynıdır.
Kimseden bir şey beklemeden
yaptıklarını sadece Allah rızası için yapmaya gayret eden her türlü yardım
kuruluşlarındaki insanların durumları da aynen bunlara benzer. Herkes her
şeyi yapamayabilir. Ama herkesin yaptığı bir iş vardır. İdareci pozisyonundaki
insanların da işte bu özellikleri bilerek, ona göre davranmaları durumunda, o
müesseselerden beklenen verimi layıkıyla aldırır ve insanlığa böylece daha çok
hizmet edilmiş olur.
İnsan,
bu dünyaya yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak, makam ve servet kazanmak,
rahat bir hayat sürmek için gelmiş değildir. Hayatın daha derin bir anlamı
vardır. İnsan, kendisine verilen ömrü nasıl değerlendirdiği, imkânları
nasıl kullandığı ve başkalarının hayatına ne kattığı oranında gerçek değerini
ortaya koyar.
İnsan,
bu dünyada yalnızca kendisi için yaşamamalıdır. Allah’ın kendisine
verdiği ömür, sağlık, bilgi, maddî imkân, makam ve çevreyi, hem kendi
ihtiyaçları, hem de başkalarının iyiliği için değerlendirmelidir. Farklı din, dil, ırk ve kültürlerden
insanların birlikte gerçekleştireceği eğitim, sağlık, yardım ve sosyal
sorumluluk projeleri, insanlığın ortak iyiliğine büyük katkı sağlayabilir. Çünkü
insanlığın problemleri birbirine benzer olduğundan iyiliğin dili de evrenseldir. Bir okulun yapılmasına, bir öğrencinin
yetişmesine, bir hastanın tedavisine, bir ailenin yeniden ayağa kalkmasına veya
bir gencin güzel bir gelecek kurmasına vesile olmak, insanın dünya hayatından
sonra da devam edebilecek güzel izler bırakmasını sağlayabilir.
Sonunda
insanın en büyük başarısı, ne kadar kazandığı veya ne kadar tanındığı değil,
Allah’ın rızasını kazanmak için ne kadar güzel iz bıraktığıdır.
Ayrıca insanlar, makine değildir.
İnsanların hassas ruhları vardır, düşünceleri vardır, duyguları vardır. Sadece
sivil toplum kuruluşlarında değil ama, hemen hemen hayatın bütün katmanlarında
insanların bu yönleri asla ihmal edilmemelidir. Özellikle insanların daha
faydalı ve daha hayırlı olması için kurulan kuruluşlarda, bu hassasiyetlere
daha çok dikkat edilmesi gerekir.
Bir insan nasıl bir aktivitede daha
verimli olabilecekse oraya o getirilmeli, o sahada geliştirilmeli, teşvik
edilmelidir. Bu çerçevelerde, herkesi olması gerektiği yerde istihdam etme,
onlardan istifadeye çalışma, tek bir kişinin kararıyla değil ama istişare
ile, o kuruluşun idaresinde bulunan insanların ortak görüşü ile
yapılmalıdır.
Özellikle içinde bulunduğumuz dünyada
ve yaşadığımız bu çağda, ilim ve teknolojinin son sürat geliştiği, teknik
ve teknoloji ile, internetle herkesin birbirine rahat ulaşabildiği için,
bu hassasiyetlere daha bir önem verilmeli ve aynı zamanda da devamlılığı
sağlanmalıdır.
Bu konularda yapılacak çok iş vardır. İmkanlar
ve bu işlerle ilgilenecek insanlar yeterli olamadığından dolayı, en verimli bir
şekilde çalışma, gayret etme, ortak aklın güzelliklerinden istifade etme çok
büyük bir önem taşır.
Bir
gün dünya hayatının kapısı kapandığında, insanın elinde kalan şeylerin en
değerlilerinden biri şu olabilmelidir:
“Rabbim, bana verdiğin ömrü yalnızca
kendim için yaşamamaya gayret ettim. Senin kullarından bazı insanların hayatını
güzelleştirmeye, gücüm yettiğince iyiliğe vesile olmaya çalıştım. Beni affet ve
yaptıklarımı kabul eyle.”İşte böyle bir hayat,
dünyada huzur; âhirette ise Allah’ın rahmetini ve rızasını ümit etmek
için güçlü bir temel oluşturur.
Asıl kazanç, dünyada sahip olduklarımız
değil; Allah’ın rızasına ulaşmak ümidiyle dünyadan âhirete taşıyabildiğimiz
güzelliklerdir.
Her insan için hayat sınırlıdır. Bu sınırlı hayat diliminde insanların kendi özel işleri
yanında, adetleri, alışkanlıkları, dinleri, kültürel değerleri, ihtiyacı olan
herkese yardım etmeleri için de zaman ayrılması gerekmektedir. Tüm
bunlardan dolayı da, dünyanın savaşsız kavgasız, barış adacıklarından oluşan
bir yere çevrilebilmesi de yine böyle gayretlere bağlıdır. Bundan dolayı da
şuna buna takılmadan, ve herkesi insan olma ortak paydasında değerlendirmek
gerekir. Sınırlı zaman dilimi içinde bu en önemli işleri yapmaya gayret etme
neticesinde de, hem bu dünyada, ama esas kalıcı olan öbür alemde yani ahirette,
Allah tarafından vaat edilen gözlerin görmediği kulakların işitmediği
mükafatlara ulaşmak da aklı başında her insanın hedefi olmalıdır.
Gayret bizden tevfik Allah’tan
Ne dersiniz?
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN

HARUN TOKAK
ESRA BÜYÜKCOMBAK

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN













