Kozinoğlu, Fidan, Kurtlar Vadisi... Cevheri Güven'den çok konuşulacak video

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Pazar, Eylül 20 2026
Paylaş
X Post
Gazeteci Cevheri Güven, YouTube kanalındaki son yayınında eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin tartışmalı iddiaları gündeme getirdi. Güven, otopsi sürecinde görev alan bir kardiyoloğun ölüm nedeninin kalp krizi olmadığını söylediğini, ancak nihai rapor aşamasında farklı bir doktorun imza attığı bilgisini verdi. Güven ayrıca Adli Tıp Kurumu’nda Kozinoğlu’na ait kan ve doku örneklerinin incelendiği dönemde firari bir hükümlünün kuruma girmesini de soru işaretleri arasında gösterdi.
Kozinoğlu, Fidan, Kurtlar Vadisi... Cevheri Güven'den çok konuşulacak video

Cevheri Güven, yayınında 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeni değerlendirmelerde bulundu. Güven’in anlatımının merkezinde Kozinoğlu’nun ölümü öncesindeki gelişmeler, otopsi raporu ve Adli Tıp Kurumu’ndaki örneklerin akıbetine ilişkin iddialar yer aldı.


Güven’e göre Kozinoğlu, MİT’e ait bazı özel bilgilerin sızdırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Türkiye’ye getirildi. Güven, Kozinoğlu’nun cezaevinde bulunduğu dönemde savunması için yaklaşık 1000 sayfalık not hazırladığını ve bu notlarda MİT ile Hakan Fidan hakkında önemli bilgiler bulunduğunu öne sürdü. Kozinoğlu’nun, tahliye edilmemesi halinde elindeki bilgileri açıklayacağını söylediğini de iddia etti.


Kozinoğlu’nun 13 Kasım 2011’de cezaevinde hayatını kaybettiğini hatırlatan Güven, ölümünden yaklaşık 10 gün sonra yapılması planlanan duruşmaya dikkat çekti. Güven, Kozinoğlu’nun bu duruşmada hazırladığı notları mahkemeye sunmayı planladığını ve ölümünün bu nedenle soru işaretleri taşıdığını savundu.


Otopside “kalp krizi” tartışması

Güven’in yayındaki en önemli iddialarından biri otopsi sürecine ilişkin oldu.


Güven, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsiye bir kardiyoloğun da katıldığını ve söz konusu doktorun kalp krizi bulgusuna rastlamadığını öne sürdü. İddiaya göre kardiyolog, kalp damarlarını ayrıntılı şekilde inceletti ve tıkanıklık oranlarının ölümcül seviyede olmadığını belirterek “kalp krizi” bulgusunun gösterilmesini istedi.


Güven, otopsi tamamlandıktan sonra raporun imza aşamasında söz konusu kardiyoloğun yerine başka bir doktorun getirildiğini ve bu doktorun otopsiye katılmadığı halde ölüm nedeninin kalp krizi olduğuna ilişkin raporu imzaladığını ileri sürdü.


Güven ayrıca otopsiye katılan kardiyoloğun zehirlenme ihtimalini araştırmak amacıyla kan ve doku örnekleri aldırdığını ve bunların Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi’ne gönderildiğini söyledi.


Adli Tıp Kurumu’na giren firari hükümlü

Yayında ikinci önemli başlık ise Adli Tıp Kurumu’nda yaşandığı belirtilen hırsızlık olayı oldu.


Güven, Kozinoğlu’na ait kan ve doku örneklerinin Kimya İhtisas Dairesi’nde bulunduğu dönemde Ankara’daki açık cezaevinden firar etmiş bir hükümlünün İstanbul’a gelerek Adli Tıp Kurumu’na girdiğini anlattı.


Güven’in aktardığına göre söz konusu kişi, kurumun güvenlik kontrollerinden geçerek Kimya İhtisas Dairesi’ne kadar ulaştı. Kurum yönetiminin ise olayla ilgili olarak iki cüzdanın çalındığını açıkladığını söyledi. Güven, bu olayın Kozinoğlu’nun örneklerinin değiştirilip değiştirilmediğinin araştırılması gerektiğini savundu.


Güven ayrıca, soruşturmanın ciddi biçimde yürütülmesi halinde Kozinoğlu’nun mezarından alınacak DNA örnekleriyle Adli Tıp Kurumu’nda muhafaza edilen kan ve doku örneklerinin karşılaştırılabileceğini belirtti.


Hablemitoğlu dosyasıyla bağlantı iddiası

Güven, Kozinoğlu’nun ölümünü Necip Hablemitoğlu suikastı dosyasıyla da ilişkilendirdi.


Yayında, Hablemitoğlu cinayetine ilişkin soruşturmada özel kuvvetler mensubu Tarkan Mumcuoğlu’nun adının geçtiğini ve MİT tarafından yıllar sonra savcılığa gönderilen bazı bilgiler bulunduğunu anlattı. Güven, Mumcuoğlu’nun cinayet sırasında Kazakistan’da görevli görünmesine rağmen olaydan önce ve sonra Türkiye-Kıbrıs-Kazakistan hattında gerçekleştiğini ileri sürdüğü hareketliliğe dikkat çekti.


Güven’e göre Kozinoğlu da aynı dönemde Orta Asya’da görev yapıyordu ve özel kuvvetler geçmişi nedeniyle Hablemitoğlu dosyasındaki bazı gelişmeler hakkında bilgi sahibi olabilecek konumdaydı.


Güven, Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili bilgilerin MİT tarafından yıllar sonra mahkemeye gönderildiğini ve dosyada cinayetle bağlantılı olduğu öne sürülen 11 kişinin isimlerinin bulunduğunu da iddia etti.


Hasan Atilla Uğur ve Kozinoğlu arasındaki gerilim

Yayında sıkça adı geçen isimlerden biri de dönemin Jandarma İstihbarat birimlerinde görev yapmış Hasan Atilla Uğur oldu.


Güven, Kozinoğlu ile Uğur arasında geçmişten gelen bir gerilim bulunduğunu ve Kozinoğlu’nun Uğur hakkında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in talebi doğrultusunda bir rapor hazırladığını öne sürdü.


Güven ayrıca Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde Uğur ile aynı cezaevinde bulunmasının da dikkat çekici olduğunu söyledi. Uğur’un, Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alındığını ve daha sonra ev hapsi şartıyla serbest bırakıldığını da yayında dile getirdi.


Cezaevi görüntüleri iddiası

Güven, Kozinoğlu’nun ölümünden yıllar sonra cezaevindeki koğuşa ait bazı görüntülerin ortaya çıktığını da söyledi.


Güven’in aktardığına göre görüntülerde Hasan Atilla Uğur’un bulunduğu koğuşta ışıkların kapatılması, bazı kişilerin hareketleri ve Kozinoğlu’nun koğuşundan götürülmesinin ardından yaşananlar görülüyor. Güven, bu görüntülerin daha önce neden ortaya çıkmadığının araştırılması gerektiğini savundu.


Güven’in Hakan Fidan hakkındaki iddiaları

Yayının önemli bir bölümünde MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da Kozinoğlu dosyasındaki gelişmelerden sorumlu olduğu yönünde iddialar dile getirildi.


Güven, Fidan ile Kozinoğlu arasında MİT içindeki görev ve yetki anlayışı nedeniyle gerilim yaşandığını ileri sürdü. Kozinoğlu’nun Fidan’ın istihbarat geçmişini ve MİT’in yönetim biçimini eleştirdiğini iddia eden Güven, Fidan’ın Kozinoğlu’nun tutuklanması ve cezaevindeki sürecinde etkili olduğunu savundu.


Güven ayrıca Kozinoğlu’nun duruşmaya çıkması halinde Fidan ve MİT hakkında önemli açıklamalar yapacağını ve bu nedenle ölümünün soruşturulması gerektiğini öne sürdü.


Yayının ilerleyen bölümünde ise Fidan hakkında başka kaybolma ve ölüm olaylarıyla bağlantılı çeşitli iddialar da dile getirildi. Ancak bu iddialar, konuşma içerisinde Güven’in kendi değerlendirmeleri ve kaynaklarına dayandırdığı anlatımlar olarak yer aldı; bunların doğrulanmış olgular olduğu yönünde bağımsız bir kanıt sunulmadı.


“Kurtlar Vadisi” bağlantısı

Güven, Kozinoğlu’nun ölümünün “Kurtlar Vadisi” dizisindeki bazı bölümlerle ilişkilendirilmesine de değindi.


Yayında aktarılan kronolojiye göre dizinin 10 Kasım 2011 tarihli bölümünde Kozinoğlu karakterinin ölümle tehdit edildiği, 13 Kasım’da gerçek Kozinoğlu’nun cezaevinde hayatını kaybettiği, 8 Aralık 2011 tarihli bölümde ise karakterin spor yaptıktan sonra enjeksiyonla öldürüldüğü ve ölümünün kalp krizi gibi gösterildiği anlatıldı. Güven, bu benzerliklerin ayrıca incelenmesi gerektiğini savundu.


İşte gazeteci Cevheri Güven'in çok konuşulacak o açıklamaları: