Daha ne olması gerekiyor?

Üç yılı geride bırakan son Filistin-İsrail krizi yavaş yavaş soğumaya terk edildi. Haber sitelerine düşen üç-beş haberin dışında, gündem oluşturacak heyecan uyarmıyor. Bölgenin alışılmış ve bilinen kaderi yine tekrara düştü. Bu coğrafyada faciaların raf ömrü ancak onbeş gün!
Son zamanlarda Cuma namazı mitingleri de duymuyoruz. İç siyasetin yoğun gündemi, geride ağır bir enkaz bırakan Filistin krizine vakit ayıracak durumda değil. Havuz medyasının eski tüfekleri yine “Aman unutmayalım! Siyonizmi gömelim!” diyerek sağda solda salya-sümük gezip ağlaşıyorlar ama onlarınki de gençlik yıllarının hüzünlü nostaljisi dışında başka bir süreklilik vadetmiyor. Şairin dediği doğru; insan ölüm ve felaketleri çabuk kanıksıyor.
İktidarın yakın temasta olup desteğini gizlemediği Hamas örgütü ve liderleri çok hızlı kabuk değiştirdi ancak temel yapı ve eğilimde fazla bir değişiklik yok. Örgütün başına geçen son lider Türkiye'deki iktidarın afilli dışişleri bakanı ile görüştü. Sitelere yansıyan haber fotoğrafı çok uzaktan çekildiği için vesikalık gibi duruyor ve kimin ne olduğu belli değil. Bunun sebebi yeni liderin az bilinir olması ya da dışişleri bakanının icraatlarına olan mesafeli duruş ihtimalleri arasında gidip geliyor. İktidar, kulaklarına giden tenkitlere, “Daha önce vefat edenlere gıyabi cenaze namazı kıldık! Daha ne yapalım!” der gibi. Son üç yıldır örgüte lider dayanmadığı ve Filistin konusunda hemen hemen bütün kehanetleri ve öngörüleri boşa çıktığından olsa gerek sinirleri biraz gergin!
2012 yılından itibaren merkezini Katar'a taşıyan örgüt, son lideri Sinvar'ın ölümünden sonra yeni bir isim belirlememişti. Birkaç ay önce örgütün Şura Heyeti iki aday üzerinde yoğunlaşmış ve gizli yapılan oylamada Halil Hayye ve Halid Meşal'den birinin seçilmesi kararına varıldıktan sonra Meşal'in liderliğine kesin gözüyle bakılıyordu. Nasıl olduysa son çıkan karar Halil Hayye'yi liderliğe taşımış.
Hayye de bütün selefleri gibi İsrail'in “most wanted”, çok arananları arasında. Şimdiye kadar kendisine düzenlenen suikast girişimlerinden sağ kurtulmayı başarmış ancak yakın çevresi o kadar şanslı değiller. İsrail'in 2025'de Katar'daki Hamas merkezine yaptığı saldırıda örgüt üyelerinden bir çoğu ile birlikte Hayye'nin oğlu Hammam hayatını kaybetmiş.
Örgütün 2016'da İsrail ile girdiği çatışmalarda Hayye, büyük oğlu Üsame, gelini ve üç torununu felaketten kurtaramamış. 2008'de Kassam Birliklerinde görev yapan diğer oğlu Hamza, drone saldırılarından birinde hayatını yitirmiş.
Hamas liderlerinin İran eğilim ve tercihleri örgütün reflekslerini belirlemede önemli rol oynuyor. Hayye de aynı çizgiyi takip edenler arasında. İran Başkanı Pezeşkiyan'ın başkanlığını tebrik için giden heyetin içinde, Hayye'de var ve aynı ziyaret günlerinde İsmail Haniyye suikast sonucu hayatını kaybetmişti. 7 Ekim saldırılarının başladığı günlerde Ali Hamaney ile görüşen Hayye, strateji olarak selefleri Haniyye ve Sinvar'ı takip etme konusunda ısrarlı.
Ortadoğu'da ferdi ve toplumsal trajedide sınır yok. Bu ağır travmaların insanlar üzerinde uyardığı, öfke, hicran, dinme bilmez intikam hisleri ve hepsinden kötüsü bütün beklentilerin üzerine çöken kalın bir ümitsizlik bulutu bütün öngörüleri etkiliyor. Üç çeyrek asır devam eden ve kaybetmenin alın yazısı haline geldiği savaşlarda Filistin cephesinde beklenen ve hedeflenen neticelere ulaşılamadı. Yakın bir gelecekte skor levhasının değişeceğine dair en küçük bir ümit ışığı da yok.
Halil Hayye doktorasını İslam Hukuku sahasında yapmış. Şüphesiz “Kâdı kızgın ve asabi olduğunda hüküm vermesin!, La yakdı'l-Kâdı ve hüve ğadbanu” şeklinde Mecelle'ye giren kadim esası çok iyi biliyor olmalı. Yakın çevresinde yaşadığı ağır kayıplardan sonra, temsil ettiği insanların geleceklerini düşünme konusunda hissi eğilimlerinden kurtulması insani realiteler açısından zor olduğunu da bizzat kendisi takdir etmeli.
2023 yılından beri süren krizin geldiği nokta hiç olmazsa tarihi hissilikten kurtulmak ve yeni tercihler noktasında önemli bir işaret taşı ya da başlangıç noktası olmalıydı. Yani eşler arasında hüküm verme gibi sıradan bir hükme imza atan kâdının öfke ve asabiyetten uzak durma sorumluluğu ne ise milyonlar hakkında karar verme durumundaki liderden beklenen asgari ağırbaşlılık, ciddiyet ve akl-ı selim de en az o kadar olmalı.
Örgüt içinde hiyerarşik düzenin hangi esaslar üzerinde inşa edildiğini bilmiyoruz ancak demokratik bir işleyişten bahsedilmiyor. Şu kadar var ki, hemen herkesin en az Hayye kadar ağır trajediler yaşadığında şüphe yok.
Hamas liderleri hala, ellerine boylarından büyük ithal silahlar tutuşturulmuş on yaşındaki çocuklarla selfie çektirmenin bölgedeki barışa katkı sağlamayacağını anlamış değiller. Bir sonraki kuşakları bu lüzumsuz sürtüşmeden uzak tutacak bir akl-ı selime ulaşmak için daha ne olması gerekiyor?
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ
ESRA BÜYÜKCOMBAK

HARUN TOKAK

ŞERİF ALİ TEKALAN

Sadettin Saran'dan sürpriz değişim: Son hali günde...

İşçi geçim derdinde Türk-İş arsa peşinde: Erdoğan'...

Fenerbahçe'de kriz çıktı: Yıldız futbolcu İsmail K...

Almanların yeni yeteneği kliniğe yatıyor: Büyük um...

Maaşı yetmediği için börekçilik yapan emekli: Ölün...







