Duana biraz katran ilave et!

Mustafa Birlik Ağabey anlatmıştı: (Aslında dua etmenin yanında esbaba tevessülün önemini anlatmak için şöyle demişti):
Yaşlı bir kadın gelip
devesinin hasta olduğunu ve yardım etmesini istedi. Efendimiz de (S.A.S.)
gitti, baktı deve uyuz olmuş. Hem katrandan bir ilaç yapıp, onu uyuz olduğu
yerlere sürdü, hayvan rahatlayıp iyileşti. Kadın ‘Ben çok dua ettim, elhamdülillah devem iyi
oldu’ dedi. Efendimiz (S.A.S.), “Duana
biraz da katran kat” buyurdu.
****
22 Aralık 2017’de merhum
Dr. Şerif Emanet’in ziyaretine
gitmiştim. Bana dedi ki: “Suudlu, Bakanlık da yapmış bir diplomat arkadaşım
var, “Bana Çin’li bir diplomat dedi ki:
‘Size göre bizim Çin’in Müslüman olması için
kaç sene gerekir?’ dedi. Ben ‘Yüz
veya 200 sene’ dedim. O ‘Hayır! Hayır! O kadar değil; belki 10 sene
içinde… Ama bir şartla… İslâmî güzellikleri yaşayan tek bir toplum
olsa yeter. Öyle bir toplum yok ki! Bunu niçin söylüyorum. Çin toplumunun
okuduğu bir Kırmızı Kitap var. Bu kitabın içindekilerin çoğu Kur’an’dan
alınmıştır. Sade bir hayat, israftan uzak bir yaşayış teklif eder.”
** * *
Şükrü Paşa, Hocaefendi’nin
annesi Râbia annenin annesi Hatice Vâlidenin kardeşi; yani Hocaefendinin büyük
dayısı… Şükrü Paşa da, seyyid ve zekâsı da dehâ seviyesinde… Bir matematikçi
Paşa… Berlin’de bulunmuş. Büyük bir
Alman Devlet adamına yaverlik yapmış. Bunlar hep belgeli. Arhan Kardaş, bunu
kitabında yazıyor.
** * *
Bunu Faruk Mercan da
Arhan’dan naklen yazdı: “Şükrü Paşa (Schuleri Pascha) Kaiser Wilhelm’in yaveri olarak
bulunmuştur.” Kein Zurück Mehr Von Der DEMOKRATİE M. Fethullah
Gülen, Faruk Mercan/ Arhan Kardaş)
** * *
Çölde devesine yiyecek ve
içeceklerini yükleyip yolculuğa çıkan bir adam, çölün ortasında bir gencin
“Su! Su!” diye inlediğini fark edince, devesinden inmiş
ve kendi suyundan ona su vermiş. Genç suyu içtikten sonra adamı itip kakıp
sonra deveye atlamış kaçmaya başlamış. Arkasından adam “Sakın bunu başkalarına
anlatma!” diye bağırmış. Bu söz gence tesir etmiş. “Acaba bana ne demek
istedi?” diye düşünmeye başlamış. Bu merakla deveyi çevirip adamın yanına
gelmiş ve “Sen normalde, bana bağırıp çağırıp, küfür ve hakaretler yağdıracak
yerde, “Sakın bunu başkalarına anlatma”
dedin. “Neden söyledin? Anlatırsam ne olur ki?” demiş. Adam “Eğer anlatırsan, bir daha hiç kimse, çölde
susuzluktan ölmekte olan zavallılara su vermez; ya elimden her şeyimi alır beni
soyarsa, ne yaparım” der ve oradan geçip gider. Sen böylece hayırlara mâni
olmuş ve şerlerin, hatta ölümlerin meydana gelmesine sebep olmuş olursun.
İnsanlar iyilik yapmaktan çekinirler… Bir tek bile olsa kötü misalin yayılması,
pek çok hayırların ve iyiliklerin yapılmasına engel olur.” demiş. Gencin içinde
yine de iyilikten bir kırıntı varmış ki, bu sözler üzerine insafa gelerek, adamdan özür dilemiş, devesini ve eşyalarını
geri vermiş.
** * *
Gazetemizin
bir araştırma muhabiri, bir görüşmeden dönünce dedi ki: “İnönünün Çerkes Etheme
düşmanlığından, bir çerkez olan Fethi Gürcan’ı idam ettirdiğini biliyoruz.”
Onun oğlu Ömer Gürcan ile görüşmüştü. (Zaten Çerkes meselesini Ömer Gürcan’dan
öğreniyor. Muhabirimiz de Çerkes) Ömer diyor ki: Deniz Gezmiş, mahkemede bir
Mevlana resmi çizip altına “Ben de insanım” diye yazıp göndermiştir.” demiş.
** * *
Kendi kendime artık ben de
oldum diyerek şeyhliğini ilan eden birisi, şeyhine “Şeyhim, artık ben de şeyh
oldum. Bana biraz mürid gönderseniz” diye haber göndermiş. Şeyh Efendi de:
“Evladım eğer şeyh istiyorsan, senin gibi kendi kendine şeyhliğini ilan edenler
çok var. Ama hiç mürid kalmadı” diye cevap veriyor.
** ** *
Risaleleri ve Pırlantaları
severiz canımız kadar. Ama her birimizin bir kafası, bir eli ve bir dili var.
Karşımızda da binler iftiracı, binler fitneci ve binler saldırgan var. Vaktimiz
ise çok dar. Ama inşaallah gayret edeceğiz Kıyamete kadar. Zira bu Hizmet
Kıyamete ayarlı…
“Lâ tezâlü…” müjdesiyle, müjdelenmiş bir Hizmeti kim ne
yapar? Ancak biraz sarsar. Hizmet ekin
gibidir, tekrar ayağa kalkar. Ama onlar ağaç gibidir bir yattı mı ne ayağa
kalkar ne de bir direniş gösterir. Yan yatar çamura batar.












