Duana biraz katran ilave et!

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Perşembe, Nisan 2 2026
Paylaş
X Post
Duana biraz katran ilave et!

         Mustafa Birlik Ağabey anlatmıştı:  (Aslında dua etmenin yanında esbaba tevessülün önemini anlatmak için şöyle demişti):

         Yaşlı bir kadın gelip devesinin hasta olduğunu ve yardım etmesini istedi. Efendimiz de (S.A.S.) gitti, baktı deve uyuz olmuş. Hem katrandan bir ilaç yapıp, onu uyuz olduğu yerlere sürdü, hayvan rahatlayıp iyileşti. Kadın  ‘Ben çok dua ettim, elhamdülillah devem iyi oldu’ dedi. Efendimiz (S.A.S.),  “Duana biraz da katran kat” buyurdu.

         ****

         22 Aralık 2017’de merhum Dr. Şerif  Emanet’in ziyaretine gitmiştim. Bana dedi ki: “Suudlu, Bakanlık da yapmış bir diplomat arkadaşım var,  “Bana Çin’li bir diplomat dedi ki: ‘Size göre bizim Çin’in Müslüman olması için  kaç sene gerekir?’ dedi.  Ben ‘Yüz veya 200 sene’ dedim. O  ‘Hayır!  Hayır! O kadar değil; belki 10 sene içinde…  Ama bir şartla…  İslâmî güzellikleri yaşayan tek bir toplum olsa yeter. Öyle bir toplum yok ki! Bunu niçin söylüyorum. Çin toplumunun okuduğu bir Kırmızı Kitap var. Bu kitabın içindekilerin çoğu Kur’an’dan alınmıştır. Sade bir hayat, israftan uzak bir yaşayış teklif eder.”

         **               *                *

         Şükrü Paşa, Hocaefendi’nin annesi Râbia annenin annesi Hatice Vâlidenin kardeşi; yani Hocaefendinin büyük dayısı… Şükrü Paşa da, seyyid ve zekâsı da dehâ seviyesinde… Bir matematikçi Paşa…  Berlin’de bulunmuş. Büyük bir Alman Devlet adamına yaverlik yapmış. Bunlar hep belgeli. Arhan Kardaş, bunu kitabında yazıyor.

         **               *                *

         Bunu Faruk Mercan da Arhan’dan naklen yazdı: “Şükrü Paşa (Schuleri Pascha)  Kaiser Wilhelm’in yaveri olarak bulunmuştur.”  Kein Zurück Mehr  Von Der DEMOKRATİE  M. Fethullah  Gülen, Faruk Mercan/ Arhan Kardaş)

         **               *                *

         Çölde devesine yiyecek ve içeceklerini yükleyip yolculuğa çıkan bir adam, çölün ortasında bir gencin “Su!  Su!”  diye inlediğini fark edince, devesinden inmiş ve kendi suyundan ona su vermiş. Genç suyu içtikten sonra adamı itip kakıp sonra deveye atlamış kaçmaya başlamış. Arkasından adam “Sakın bunu başkalarına anlatma!” diye bağırmış. Bu söz gence tesir etmiş. “Acaba bana ne demek istedi?” diye düşünmeye başlamış. Bu merakla deveyi çevirip adamın yanına gelmiş ve “Sen normalde, bana bağırıp çağırıp, küfür ve hakaretler yağdıracak yerde,  “Sakın bunu başkalarına anlatma” dedin. “Neden söyledin? Anlatırsam ne olur ki?” demiş. Adam  “Eğer anlatırsan, bir daha hiç kimse, çölde susuzluktan ölmekte olan zavallılara su vermez; ya elimden her şeyimi alır beni soyarsa, ne yaparım” der ve oradan geçip gider. Sen böylece hayırlara mâni olmuş ve şerlerin, hatta ölümlerin meydana gelmesine sebep olmuş olursun. İnsanlar iyilik yapmaktan çekinirler… Bir tek bile olsa kötü misalin yayılması, pek çok hayırların ve iyiliklerin yapılmasına engel olur.” demiş. Gencin içinde yine de iyilikten bir kırıntı varmış ki, bu sözler üzerine insafa gelerek,  adamdan özür dilemiş, devesini ve eşyalarını geri vermiş.

         **               *                *

         Gazetemizin bir araştırma muhabiri, bir görüşmeden dönünce dedi ki: “İnönünün Çerkes Etheme düşmanlığından, bir çerkez olan Fethi Gürcan’ı idam ettirdiğini biliyoruz.” Onun oğlu Ömer Gürcan ile görüşmüştü. (Zaten Çerkes meselesini Ömer Gürcan’dan öğreniyor. Muhabirimiz de Çerkes) Ömer diyor ki: Deniz Gezmiş, mahkemede bir Mevlana resmi çizip altına “Ben de insanım” diye yazıp göndermiştir.” demiş.

         **               *                *               

         Kendi kendime artık ben de oldum diyerek şeyhliğini ilan eden birisi, şeyhine “Şeyhim, artık ben de şeyh oldum. Bana biraz mürid gönderseniz” diye haber göndermiş. Şeyh Efendi de: “Evladım eğer şeyh istiyorsan, senin gibi kendi kendine şeyhliğini ilan edenler çok var. Ama hiç mürid kalmadı” diye cevap veriyor.

         **               **               *

         Risaleleri ve Pırlantaları severiz canımız kadar. Ama her birimizin bir kafası, bir eli ve bir dili var. Karşımızda da binler iftiracı, binler fitneci ve binler saldırgan var. Vaktimiz ise çok dar. Ama inşaallah gayret edeceğiz Kıyamete kadar. Zira bu Hizmet Kıyamete ayarlı…

         “Lâ tezâlü…”  müjdesiyle, müjdelenmiş bir Hizmeti kim ne yapar?  Ancak biraz sarsar. Hizmet ekin gibidir, tekrar ayağa kalkar. Ama onlar ağaç gibidir bir yattı mı ne ayağa kalkar ne de bir direniş gösterir. Yan yatar çamura batar.