Ekrem İmamoğlu mahkemede hakim karşısına çıktı: "500 bin insan soyulurken Adalet Bakanı neredeydi?"

⏱ Okuma Süresi 8 dk•Yayınlanma Cuma, Ekim 23 2026
Paylaş
X Post
İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı makam aracı olarak kullandığı gerekçesiyle 2 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın 2'nci duruşması görülüyor. Fon soruşturmasına gönderme yapan İmamoğlu, "500 bin insan soyulurken, vurgun yapılırken o terazi neredeydi? Orada, o büyük kamu zararlarının olduğu yerde müfettişler neredeydi, SPK neredeydi, Adalet Bakanı neredeydi?” diye sordu.
Ekrem İmamoğlu mahkemede hakim karşısına çıktı: "500 bin insan soyulurken Adalet Bakanı neredeydi?"

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullandığı gerekçesiyle açılan davanın ikinci duruşmasında hakim karşısına çıktı.

“Görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla iki yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davada, İmamoğlu ile birlikte dönemin 11 belediye çalışanı da sanık sıfatıyla yargılanıyor.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre “Geçen celse 1 saatten uzun süre açıklamalarda bulundum bugün de kısa bir beyanda bulunacağım” diyerek sözlerine başlayan İmamoğlu, savunmasında özetle şunları söyledi:


‘BURADAYIM ÇÜNKÜ ARAÇSALLAŞTIRILMIŞ YARGI DÜZENİNİ ANLATIYORUM’

“Buradayım; çünkü, muhatabı olduğum 20’ye yakın davanın son 2 yılda açılmasının yegane sebebinin ülkemizin başındaki otoriter zihniyetin makamını korumak için yargıyı araçsallaştırdığını, kanuna, hukuka aykırı işlemler yaptığını, rakibini devre dışı bırakmak, muhalifleri hapse atmak adına araçsallaştırılmış yargı düzeninin varlığını tekrar tekrar halkımıza buradan hatırlatıyorum.

Bu davaların hiçbirisi hukuki bir zeminde hazırlanmış davalar değildir; tümüyle hukuksuz düzenek içerisinde, aşama aşama muhalifleri gözaltına almak, mahkemelere taşımak, tutuklamak, hapse atmak… Bunun adı Cumhurbaşkanı adayı olabilir, bunun adı muhalif belediye başkanı olabilir, bunun adı muhalif gazeteci olabilir, bunun adı muhalif düşünceye sahip insan olabilir… Yani bana göre 87 milyonun büyük bir kısmı bu kavramın içine girebilir. Dolayısıyla benim buradaki durumum açık ve net olarak ifade ediyorum ki milletimizin çok büyük bir bölümünü, en az %75’ini, 80’ini temsil ettiğimi düşünüyorum.

Ticarete 5 yaşında başladığını ve ticaret hayatını iyi bildiğini belirten İmamoğlu, iddianameye “esnaf defteri” benzetmesinde bulundu.

Bu defterin her esnafta bulunduğunu, kâr-zarar hesabının bu şekilde yapıldığını ancak iddianamede sadece “giderlerin yazıldığı sütunun bulunduğunu” savunan İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“20’ye yakın mahkemede de olduğu gibi iddia makamının önünüze koyduğu defterin sadece tek bir sütunu vardır. Bu sütun, sadece giderler yazılan sütundur. Mazot, bakım, lastik, toplam 122.305 lira. Yani burada dünyanın en büyük zulmünü, en büyük mezalimini, işkencesini yaşayan bizlerin, bugün tam da burada, ‘ya mazot, bakım, lastik neden bahsediyorsun Ekrem’ diye halkım düşünecektir.


’15 MİLYON LİRA BELEDİYENİN KASASINDA KALDI’

İmamoğlu, hakkındaki suçlamaya yanıt vererek, belediyenin zarara uğratılmadığını, aksine kamu kaynaklarından tasarruf sağlandığını savundu.

Dosyada yalnızca mazot, bakım ve lastik giderlerinden oluşan 122 bin 305 liralık harcamanın dikkate alındığını belirten İmamoğlu, belediye başkanı seçildiği dönemde makam aracı için aylık 7 bin 200 lira kira ödenmesinin planlandığını söyledi. Bu bedelin günümüzde 250-300 bin liraya karşılık geldiğini ifade eden İmamoğlu, kendi aracını 4 yıl 2 ay, yani 50 ay boyunca belediyeye hiçbir kira bedeli almadan tahsis ettiğini belirtti. İmamoğlu, böylece bugünün parasıyla yaklaşık 15 milyon liranın belediyenin kasasında kaldığını savunarak, “Benim aracım var, milletin parasını harcamaya gerek yok dedim. Olayın özü bu kadar basit” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu devamında şu ifadeleri kullandı:

“Kamunun lehine, çok özenli, çok güçlü, çok gerekli bir adım atıldı. Araç kiralansaydı, bilgisi olmayanlar öğrensin diye ifade edeyim, araç kiralansaydı mazotunu yine belediye ödeyecekti. Yani mazot her halükarda ödenecekti. Bakım ve lastik giderini dahi kira tutarından düşseniz, yine milyonlarca lira kamunun kasasında kalmış oldu.

FON VURGUNUNA: 500 BİN İNSAN SOYULURKEN ADALET BAKANI NEREDEYDİ?

İddianamede “Kasıtlı şekilde ödeme, suçunu ortadan kaldırmaz” denildiğini belirterek fon soruşturmasını anımsatan İmamoğlu, “Bugün milyarlarca lira kazandıktan sonra tövbe hesabı kurulup para yatırıp affedilenlerin bu pozisyonunu da bu iddianameyi yazan akla havale ediyorum. Bakayım onlara suç duyurusunda bulunabilecek mi bu iddia makamı?” diye sordu.

İmamoğlu daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü:

“Devletin bütün gücü, 12 yıl önceki bir arabanın lastiğine bu kadar dikkatle bakarken, 500 bin insan soyulurken, vurgun yapılırken o terazi neredeydi? Orada, o büyük kamu zararlarının olduğu yerde müfettişler neredeydi, SPK neredeydi, başkanı, üyeleri, Maliye Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanı neredeydi?”

CEMİL TUGAY’A İŞARET ETTİ

Ekrem İmamoğlu, ismini anmadan AKP’ye geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Kurultay Davası’nda aynı suçlamayla yargılandığını belirtti ve “Rozeti değiştirdi ve bizim hakkımızda hapis cezası istenirken onun beraatı talep edildi. Onun rozeti makam aracı oldu ve o araca binen hızla aklanır oldu. Bu adalet midir? Değildir. Bu milleti aldatırız sanan küçük beyinlilere sesleniyorum. Millet karşılığını verir” dedi.

İSMAİL ARI VE MURAT AĞIREL’İ HATIRLATTI

Gazeteciler İsmail Arı ve Murat Ağırel’in peş peşe tutuklanmasını da eleştiren Ekrem İmamoğlu, “Düşünün; sadece gazetecilik faaliyeti yaptıkları için birkaç gün içinde 2 kişi daha tutuklandı. Birisi Murat Ağel, öbürü İsmail Arı. Dünyanın her alanında dibine vurduk ey halkım, dibe vurduk. Dünyanın her alanında; basın özgürlüğünde, adalette, ekonomide, geçimde, her şeyde dibine vurduk” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun sözlerinin ardından avukatı Kemal Polat’ın beyanlarına geçildi. Avukat Polat, “İmamoğlu İnşaat’a ait aracın kamu hizmetinde kullanılırken yaşadığı değer kaybının, şirketin araç hizmetinden mahrum kalmasının yarattığı zararın da bilirkişi tarafından tespit edilmesini talep ederiz” dedi.