Enver Altaylı Savcılık İfadesinde Perinçek ve Aydınlık'ı İşaret Etti: "Soruşturmaya Dahil Ettirmek İçin Kampanya Yürüttü"

Altaylı 3 gün önce de İstanbul’a sevk edilmek istenmiş ancak yapılan sağlık kontrolünün ardından doktorlar “sevke uygun değildir” yönünde rapor vermişti.
TUTUKLAMA TALEBİ
Savcılıktaki ifade işlemi tamamlanan Enver Altaylı, ‘Kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Altaylı “kasten öldürmeye azmettirme” suçlamasıyla tutuklandı.
ENVER ALTAYLI’NIN SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Enver Altaylı’nın savcılık ifadesi şu şekilde:
“Ben halen Sincan 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olarak kalmaktayım. Üzerime atılı suçlamayı anladım. Savunmamı müdafiim huzurunda yapacağım. Öncelikli olarak zaten yazılı olarak ifademi vereceğim. Ben yoldan geldiğim için yorgunum. İfademin yarın alınmasını talep ediyorum.
“BENİM İÇİN BİR KAMPANYA YÜRÜTÜLÜYOR”
Haftalardır benim üzerimden bir kampanya yürütülüyor. Ben bir ay sonra 83 yaşına giriyorum, 9 yıldır cezaevindeyim. Bir yere kaçmış değilim ama televizyonları, gazeteleri takip eden insanlar sanki Kaşif Kozinoğlu’nun katili bulunmuş da adı Enver Altaylı’ymış gibi bir hava ile karşılaşıyorum. Avukatım bu yayınları tek tek aradı. Yalnız 15 Temmuz ile 16 Eylül 2026 arasındaki kısa dönemde benim adımın geçtiği yüzlerce aynı haber ve yayın kaydı tespit edilmiştir. Sadece 15 Ağustos-16 Eylül arasındaki video yayınlarında adımın geçtiği 85 ayrı video bulunmuştur.
Bu kampanyanın öncülüğünü Doğu Perinçek ve Vatan Partisi çizgisindeki Aydınlık Gazetesi yaptı. Aydınlık, daha ben bu soruşturmanın şüphelisi değilken ‘Enver Altaylı dosyaya dahil edilmeli’ diye başlık attı. ‘Suikaste giden yol’ dedi. Daha sonra ‘Gladyo Cinayetleri Altaylı’da kesişiyor’ başlıkları atıldı. ‘Cinayetlerdeki Altaylı izi’ diye bölüm açtı. Yani gazeteci haber vermiyor, yargıyı yönlendiriyor.
Haftalardır aynı şeyi yapıyorlar ve diyorlar ki: Enver Altaylı’yı bu dosyaya sokun, Enver Altaylı’ya bakın, Enver Altaylı faildir.
İş bununla da kalmadı. Bana ait olduğunu yıllardır reddettiğim bir metindeki ‘etkisiz hale getirilmesi’ sözünü alıp öyle bir noktaya taşıdılar ki başka yayınlarda artık açıkça ‘karanlık infaz planı’ başlıkları atılıyor. Mektupta çizilen ‘infaz ve tasfiye planının adım adım uygulandığı’ yazılıyor. Yani ortada ‘infaz’ kelimesinin dahi geçmediği bir metinden, benim Kaşif Kozinoğlu hakkında adeta infaz emri verdiğim, ölümünü planladığım veya hedef gösterdiğim sonucu çıkarılıyor.
“BU MEKTUPLARI İLK GÜNDEN BERİ KABUL ETMEDİM”
Ben buna gazetecilik demiyorum Sayın Savcım. Zaten Aydınlık da finansman kaynağı belli olmayan örgütsel bir propaganda aracıdır. Benim ve orta halli zekâya sahip herkesin gözünde gazete olarak sınıflandırılmamaktadır.
Şimdi dikkat ediniz: Daha ortada benim ifadem yok, benim bu soruşturmadaki konumum belli değil. Ölümün nasıl gerçekleştiğine ilişkin soruşturma devam ediyor; fakat gazete hükmü vermiş. ‘Suikaste giden yol’ şeklinde haber yapmıştır.
Peki bütün bu anlatılanın ortasına ne koyuyorlar? Benim evimden çıktığı söylenen sözde UYAP Bilişim Sistemi’ndeki bu dokümana mektuplar. Ben bu mektupları daha ilk günden beri kabul etmedim. Bana ait değildir dedim. Bugün de aynı şeyi söylüyorum: Bana ait değildir.
Fakat burada benim sözümle onların sözü karşı karşıya değil. Bu dijital materyaller yıllarca incelendi. Bilirkişi raporları alındı. Savunma tarafından adli bilişim uzmanları inceleme yaptı ve öyle şeyler ortaya çıktı ki normal bir ceza dosyasında bunların her birinin tek başına insanın durup ‘Bu dijital delile nasıl güveneceğiz?’ diye sormasına yetmesi gerekir.
Şimdi önce o kısmı anlatacağım, sonra da diyeceğim ki bütün teknik sorunları bir kenara atınız, bilirkişileri de dinlemediniz; o zaman bu mektupların içinde yazan saçma sapan çelişkileri nasıl açıklayacaksınız?
“DİJİTAL MÜDAHALENİN ANLAŞILMAYACAK BİR TARAFI YOKTUR”
Ben bilgisayar uzmanı değilim; ama dijital müdahalenin anlaşılmayacak bir tarafı yoktur. Sayın Savcı, 83’e yaklaşmış bir insanım. Bilgisayar uzmanı değilim. Teknik ekiplerde hukukçular ve bilirkişiler bana anlattılar. Ben bunların teknik ayrıntılarını size anlatmaya çalışmayacağım, zaten buna gerek yok.
Benim anlayabildiğim ve herkesin anlayabileceği mesele şu: Devlet benim telefonumu, bilgisayarımı, CD’mi, flash belleğimi, ezcümle dijital materyallerimi alıyor, bunları aldığı anda olduğu haliyle muhafaza etmesi lazım. Sonra aylar veya haftalar geçtikten sonra içinde ne varsa bunu Enver Altaylı koymuştur diyebilmesi için önce devletin o materyali aldığı anda ne halde olduğunu göstermesi lazım.
Bu yapılmadı. Dijital materyallerin ilk adli kopyaları, el konulduğu gün değil, haftalar sonra alındı. Sonradan alınan kopya ile o günkü cihazın birbirine uygun çıkması bana hiçbir şey anlatmıyor.
Ben size ‘Bu cihaz sizin elinizde kaldığı süre içinde ne oldu?’ diye soruyorum. Siz bana ‘1,5 ay sonra aldığınız kopya ile o tarihte cihaz birbirinin aynı’ diyorsunuz. Elbette aynı olabilir. Ben 1,5 ay öncesini soruyorum.
Bu dosyaya uzman görüşü sunan Koray Peksayar sıradan bir isim değildir. Aynı kişi benim dijital materyallerimi de inceledi. Kaşif Kozinoğlu konusunda bugün ortalıkta dolaştırılan bu sözde mektupların bulunduğu dijital materyal bakımından oynanma ve delil bütünlüğü sorunu tespit edildi.”
“BEN BÖYLE BİR MEKTUP YAZMADIM. VARSAYALIM Kİ YAZDIM…”
Fethullah Gülen’e gönderdiği iddia edilen mektupların içeriğinin sorulmasına üzerine Altaylı şu cevabı verdi:
“Ben böyle bir mektup yazmadım. Varsayalım ki yazdım…”
“Kaşif Kozinoğlu’nu tanıyor musunuz?” sorusuna Altaylı, “Ben Kaşif Kozinoğlu’nu tanımıyorum.” diyerek cevapladı.
NE OLMUŞTU?
Kozinoğlu’nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 12 Kasım 2011’de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi’ne sevk edilmiş, hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmişti. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012’de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişti.
Daha sonra yeniden açılan Kozinoğlu dosyası kapsamında dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmış. Hasan Atilla Uğur ve Hasan Ataman Yıldırım hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilirken diğer Necip Doğan ve Ali İşgören ise tutuklanmıştı.
Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan “bilgi sahibi” sıfatıyla savcılığa ifade vermişti. Başsavcılık soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verildiği bildirmişti.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN

HÜSEYİN ODABAŞI

ARİF ASALIOĞLU

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Eleştirisi: Hizmet Et...

SPK’den Fon Tasfiyelerinde Kritik Adım: Kapatma Mü...

Fon Krizinin Gölgesinde TCMB Rezervleri 174,5 Mily...

Hizmet Katılımcıları İçin Sosyal Medya İletişim Re...

AKP'li Tayyar Partide Kopan Kıyameti Başlık Başlık...






