Eski emniyet mensuplarının başvurularına AYM’den farklı hükümler

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Çarşamba, Haziran 24 2026
Paylaş
X Post
Anayasa Mahkemesi, OHAL KHK'larıyla görevden çıkarılan iki eski emniyet mensubunun başvurusunda farklı kararlar verdi. Yüksek Mahkeme, bir başvurucunun Gülen cemaati bağlantısına ilişkin yeterli gerekçe ortaya konulmadığına hükmederek hak ihlali kararı verirken, diğer başvuruda ise OHAL koşulları ve dosyadaki bulguları dikkate alarak ihlal olmadığına karar verdi.
Eski emniyet mensuplarının başvurularına AYM’den farklı hükümler

Anayasa Mahkemesi (AYM), Gülen cemaati ile irtibatlı oldukları iddiasıyla 21 Temmuz 2016’da çıkarılan “olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri (OHAL KHK)” kapsamında isimleri ekli listede yazılarak görevden atılan D.D. ve M.E.O’nun ayrı ayrı yaptığı başvurulara ilişkin gerekçeli kararlarını dün Resmi Gazete’den yayımladı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; ayrı tarihlerde başvuran D.D. ve M.E.O; isimlerinin OHAL KHK ekli listelerinden yayımlanarak görevlerinden alınmaları nedeniyle özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği iddia etti.

Yüksek Mahkeme, bu başvuruları ayrı olarak 2 Nisan’da karara bağladı. AYM; polis memuruyken görevinden alınan M.E.O.’nun başvurusunda; idari ve yargı makamlarının başvurucunun Gülen cemaati ile bağlantılı ve iletişim içinde olduğunu ve bu nedenle anayasal düzene sadakatin ortadan kalktığını ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koymadığını belirtti. Bu kapsamda; işlem kapsamında başvurucunun mesleki yaşamına yapılan müdahalenin özel yaşamına belirli bir ağırlık düzeyinde etki ettiği değerlendirmesinde bulundu. Bu değerlendirme kapsamında AYM, M.E.O hakkında hak ihlali verdi.

D.D. HAKKINDA YETERLİ OLGU SAPTANDI

Yüksek Mahkeme, aynı istemli diğer başvuru olan ilçe emniyet müdürüyken görevinden alınan D.D.’ninkinde ise hak ihlali vermedi.

AYM, D.D. hakkındaki yargı sürecinde cemaat ile bağı ve iletişimi nedeniyle anayasal düzene sadakatinin ortadan kalktığına yönelik gerekçelerin yeterli olduğunu belirtti.

AYM, yapılan işlemle D.D.’nin mesleki yaşamına yapılan müdahalenin de özel yaşamına belirli bir ağırlık düzeyinde etki ettiğini değerlendirdi. Ancak, yargı sürecinin yeterli işlendiğini vurgulayan AYM, işlemin OHAL kapsamında yapıldığını belirterek, D.D. hakkında anayasanın 15. maddesi geçerliliğince hak ihlali kararı vermedi. Anayasanın 15. maddesinde; “Olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir” geçerliliği yer alıyor.

TEPKİ ÇEKTİ: AİHM’E GİTMESİNİ ENGELLEDİ

Anayasa Mahkemesi’in verdiği kararlar hukukçular tarafından tepkiyle karşılandı. Hukuk Gizay Dulkadir, X hesabındaki paylaşımında AYM’nin verdiği kararlarla hem AİHM’e yapılacak başvuruların önünü kestiğini hem de mağduriyetlerin de devamını sağladığını kaydetti.

Dulkadir’in yorumu şöyle:

“Anayasa Mahkemesinin bugün açıkladığı ve GARSON kod tarafından teslim edilen Micro SD karttan çıkan fişleme gerekçe gösterilerek KHK ile ihraç edilen Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan kararlarını inceledim.

Kısaca özetlemek gerekirse AYM;

-hakkındaki tek delil GARSON koddan elde edilen fişleme olan Mehmet Emin Okyay hakkındaki ihraç işleminin, özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine, buna karşılık

-Fişlemeye ek olarak hakkında 2 itirafçı beyanı bulunan Doğan Doğan bakımından hak ihlali olmadığına karar vermiş.

Bu kararlarda da Micro SD kart verisinin esasen hiçbir dava dosyasına kazandırılmadığı, inceleme imkanı sağlanmadığı gibi hususlar hiç değerlendirilmemiş. Bununla birlikte fişleme verisinin bir emare olsa bile kesin nitelikte bir delil olmayacağı kabul edilmiş.

AYM bu iki kararıyla, Micro SD kart kaynaklı pek çok ihraç kararının AİHM’ne gitmesini engelledi. Ancak yine “iki 0 yan yana gelirse 1 eder” şeklindeki bakış açısıyla pek çok insanın mağduriyetinin devamının da önünü açmış oldu.”

Bu haberler de ilginizi çekebilir