Finansman kıskacı şirketleri vurdu: KOBİ’lerde borç alarmı

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Salı, Nisan 28 2026
Paylaş
X Post
Son yıllarda yüksek faizler ve gerileyen alım gücüyle en çok tüketici ve bireysel kredi kartları için gündeme gelen takipteki alacak oranındaki yükseliş 2026 ile birlikte şirketlerde daha belirgin oldu. BDDK verilerine göre borcunu ödemeyen şirketlerdeki artışla birlikte taksitli ticari ve KOBİ kredilerinin takipteki alacak oranı büyümesi tüketicileri geride bıraktı.
Finansman kıskacı şirketleri vurdu: KOBİ’lerde borç alarmı

Ekonomim gazetesinden Şebnem Turhan’ın BDDK verilerine dayanarak hazırladığı analize göre, Türkiye’de sıkı para politikası ve yüksek faiz oranları reel sektör üzerindeki baskısını artırıyor. 2026 yılı itibarıyla, daha önce bireysel kredilerde yoğunlaşan takibe düşme sorunu, artık ticari kredilerde ve özellikle KOBİ segmentinde çok daha sert bir şekilde hissedilmeye başlandı.

Ticari Kredilerde "Takip" Patlaması

BDDK’nın son verileri, şirketlerin borç çevirme kapasitesindeki daralmayı rakamlarla ortaya koyuyor. Habere göre, TL cinsi taksitli ticari kredilerde takipteki alacak hacmi son bir yılda %122,06 gibi rekor bir oranda artarak 119,8 milyar liraya ulaştı. KOBİ kredilerinde de durum benzer bir seyir izleyerek %120,33 artışla 239,9 milyar liraya fırladı.


KOBİ'ler Tablonun En Zayıf Halkası

Analizde öne çıkan en çarpıcı detay, takibe düşen alacakların büyük bir kısmının KOBİ kaynaklı olması. Ticari krediler içerisinde takibe düşen borçların payı KOBİ'lerde %60,1’e yükselmiş durumda. Bu durum, finansmana erişimin zorlaşması ve maliyetlerin artmasıyla birlikte küçük ve orta ölçekli işletmelerin nakit akış yönetiminde ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Bankalar Önlemlerini Artırıyor

Yükselen riskler karşısında bankacılık sektörü de savunma pozisyonuna geçti. Bankaların takipteki alacaklar için ayırdığı karşılık miktarı, geçen yıla oranla yaklaşık iki katına çıkarak 528,4 milyar liraya ulaştı. Uzmanlar, BDDK tarafından devreye alınan yapılandırma adımlarının, mevcut ekonomik konjonktürde şirketler için henüz yeterli bir nefes alanı oluşturamadığına dikkat çekiyor.