Phineas Gage'nin beyni

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Salı, Nisan 28 2026
Paylaş
X Post
Phineas Gage'nin beyni


Brain Wash ve David Perlmutter isimli iki bilim adamının internet ve modern yaşayış üzerine yaptıkları çalışmalarının özetinden elde ettiğimiz neticeleri sizlere takdim etmek ve böylece İNTERNET BAĞIMLILIĞININ bazı zararlarına dikkatleri çekmek istiyorum. Onlar diyorlar ki:

Günümüzde her şeye çok kolay ulaşılabiliyor ve pek çok iş kolayca yapılabiliyor. Mesela, alış-veriş yapma, yemek sipariş etme gibi şeyler artık internetten halledilebiliyor. Ama herşey bu kadar yapılmasına rağmen, insanlar bir türlü mutlu olamıyorlar. 1990’lardan beri depresyona karşı verilen reçeteler maalesef 400 kat artmış durumda. Evet, insanlar bu modern dünyada bu derece kolaylıklar içinde bulunuyorlar fakat mutluluğu elde edemiyorlar.

Aslında bizim vücudumuzun istediği yemek türleri sağlıklı  yiyecek ve içeceklerdir. Fakat günümüzde markette, şekerli, tuzlu, asitli yiyecek ve içecekleri önümüze daha çok getiriyorlar. İnsanlar da dayanamayıp alıyor ve tüketiyorlar. Sağlıksız yemekler, günümüzde çok fazla şeker ve kalp hastalıklarına yol açıyor. Sosyal medya hesapları günümüzdeki çoğu insanı saatlerce ekranlarına bakar hale getirdi. Ama bu bir gerçek ki, internetteki sosyal medya hesaplarından elde ettikleri bilgiler ve yorumlara rağmen Amerika’daki insanlar, hâlâ kendilerini YALNIZ  hissettiklerini söylemektedirler.

Beynimiz hem iyi, hem kötü yönden  değişimlere açıktır. 1848 yılında Phineas Gage isimli bir kişi, işyerinde büyük bir kaza geçirmiş. İş yerindeki bir patlamada beyin tasının içine bir demir çubuk saplanmış. Gage, bu kazada ölmemiş, fakat beyninde hasarlar oluşmuş. Bu hasarlar Gage’nin hayatını değiştirmiş. Gage, kazadan önce nâzik ve arkadaş canlısı bir insan iken, kazadan sonra kızgın, sinirli bir insana dönüşmüş. Yıllarca bu değişim onu toplumdan uzaklaştırmış. Fakat beyni, hayatının son yılllarında düzelmeye başlamış ve kazadan önceki haline geri dönmüş. Gage’nin yaşadığı bu olay beyinlerimizin değişmeye ne kadar açık ispatlıyor.

(Sebepler açısından A.A.)  Nöronlar arasındaki bağlar bizim Şahsiyetimizi / Kişiliğimizi belirliyor. Beyinlerine iyi alışkanlıklar kazandırmanın en önemli faktörü korteks ve amigdala (beynin medial temporal lobunun derinlerinde yerleşen nöronların oluşturduğu badem şeklindeki beyin bölümüdür. Şeklinin bademe benzetilmesinden ötürü Yunanca kökenli amigdala ismin almıştır.)  arasında olan bağdır. Şekerli yiyecekler yemek ise, vücudunuzda devamlı dopamin salınmasına vesiledir. Eskiden bu dopamini bulmak zor olabiliyordu. Fakat şimdi her yanımızda şekerli yiyecekler var… Bu depomin fazlalılığı, bizde dopamine karşı boşaltma isteği veriyor. Artık vücudumuzda bir tolerans oluşuyor. Zamanla da bu durum tatmin olmaz hallere ulaşıyor. 

Sosyal medyayı fazla kullandığımızda, mutluluğumuz limitlenebiliyor. Neticede her hareketimizden sonra yani uyandıktan, kahvaltı yaptıktan, araba kullandıktan sonra telefona bakma ihtiyacı ve isteği duyuyoruz…  Bir araştırma raporunda ergenlerin yüzde on altısının, telefonlarına bağımlı olduklarını hissettiklerini söyledikleri belirtiliyor. Bu bağımlılık ise beynimizdeki ön singulatlarımıza zarar veriyor ve güçsüzleştiriyor.

İnternet bağımlılığımız bizim arkadaşlıklarımızı da zayıflatabilir. Ortalama her internet kullanıcısının 8 tane sosyal medya hesabı var. İnternet üzerinden olan bu bağlar yüz yüze olan bağlar gibi değiller. Onun için bu sosyal medya hesapları insanları daha da yalnız hissettirebiliyor.

Normalde insanlarda EMPATİ  DUYGUSU  çok baskındır. Bu duygunun bir şekli  “Duygusal Empati”dir. Bu, etrafımızdaki insanların yaşadığı acılara ve başka duygulara karşı empati kurmamıza yardımcı oluyor. İkinci çeşit empati “Bilişsel Empati” dir. Bu tür empatinin de başka insanların bakış açısından bakabilmemize yardımcı oluyor. Ama empatinin karşı tarafında NARSİST bir bakış açısına sahip olanlar var. Narsist insanlar empati kurmakta zorlanırlar. Çünkü onlar sadece kendilerini beğendikleri için, başkalarını beğenmekte zorluk çekerler. Günümüzdeki (internet bağımlılığı ile yalnız hissiyle sosyal hayattan bir nevi koptukları için)  empati kurmakta zorlanan insanlar, aynen narsistler gibi başkaları ile bağlantı kurmakta zorlanırlar.

Modern hayattaki beslenme stilimiz, hızlı yaşama sistemimiz aslında sistemsiz, disiplinsiz yaşayışımız, abur cubur yiyip içmelerimiz çok zarar veriyor. Maalesef mutfaklarımızda paketli, şekerli ürünlerle dolu. Yediğimiz şekerlerin yüksek ORANLARI, vücudumuza sadece zarar veriyor.

Normalde sağlıklı bir hayat stili, yaşama biçimi olmasını söylemek için güzel bir uyku çok önemlidir. Güne uykusuz başlayan bir insanın gözleri yorgundur, kasları ağrır, her adımı atmakta zorlanır. Fıtrî hayat yaşadığımız zamandan bir alışkanlığımız ise, güneşin batışı ile doğuşu ritimlerine uygun şekilde uyuyup uyanmadır. Ama modern hayatın ışıkları bu ahengi bozuyor. Neticede yeterli uyku alamayışımız bizlerde, daha fazla stres ve dürtüsel davranış biçimlerine yol açıyor. Uyku hapları ve benzeri bazı ilaçlar, uyandığımızda bizi yorgun hissettiriyor. Onun için yatmadan önce elektronik âlet kullanımını azaltmak uykumuza yardım eder.

Bu bilim adamlarının tespitlerinden sonra diyoruz ki: Ama dua, namaz ve oruçlarla beraber sohbet-i cânanlar en güzel terapilerdir. Bunlar beyni ve kalbi  destekler, hayatı ciddi bir disiplin altına alır ve bu bilim adamlarının bahsettikleri olumsuzluklardan kurtarırlar Allah’ın inayetiyle…