Geri dönüşü olmayan yol ve alternatif yollar

Okuma Süresi 13 dkYayınlanma Pazar, Mayıs 17 2026
Paylaş
X Post

Yaz aylarında Kayseri’de insanların çoğu, şehre yakın ve şehrin etrafındaki yüksek yerlerde bulunan ve bağ denilen yazlık evlerine giderler. Gerek gündüz gerekse gece buralarda hava, Kayseri’nin merkezine göre biraz daha serin olur. Ben de Kayseri’de iken, rahmetli Ali Oruç Hocamı bağında ziyarete gitmiştim. Bahçesinde, büyük bir pet şişesinin değişik yerlerine içi boş sert plastik ve kısa borular yerleştirilmişti. Şişenin girişinden de iplere bağlı küçük et parçaları sarkıtılmıştı. 


Ali hocama bunun ne olduğunu sorunca o da bana, yaz aylarında üzümler de olduğu için arıların çok olduğunu ve özellikle oturduğumuz kısma gelmesinler diye ve çocukları da arılardan korumak için bu düzeneği kurduklarını söyledi. Ben bu düzeneğin nasıl çalıştığını sorunca da bana, “Arılar, yan taraflardaki sert plastik borulardan et kokusunu alıyorlar ve o deliklerden girip etlere ulaşıyorlar. Yiyebildikleri kadar yiyorlar, sonra da tekrar geri o borulardan çıkamıyorlar. Şişenin yarısına kadar da su doldurulduğu için daha sonra bu suyun içine düşüp ölüyorlar” demişti. Hakikaten de şişenin içi ölü arılarla doluydu.


Ben bu şişelerin fotoğrafını çektim. Ne zaman zararlı alışkanlıklarla ilgili bir konuşmaya, konferansa gitsem bu şişelerin fotoğraflarını gençlerle ve insanlarla paylaşırdım. Uyuşturucu alışkanlığının aynen bunlara benzediğini, bir defa onların kokusunu, yani uyuşturucunun kokusunu aldıktan sonra, merakla onlardan içenlerin, aynen şişenin içinde kalan arılar gibi artık herkesin olmasa bile büyük bir çoğunluğun, özellikle gençlerin, uyuşturucu bağımlısı olduğunu gördüğümü ve bu bağımlılıktan çok zor kurtulduklarını anlatıyordum. Beni dinleyen bu gençlere asla bu şekilde denememeleri için uyarıda bulunuyordum. 


Aslında sadece uyuşturucu ile ilgili değil ama uyuşturucuyla birlikte insana hiçbir faydası olmayan daha başka zararlı alışkanlıkların da bu şekildeki tuzaklara yakalandıklarını görüyordum. Bunların da hepsinin tedavisi uzun bir süreç alıyordu. Tedaviden sonra da bu insanların özellikle gençlerin, tekrar normal hayata dönmeleri kolay olmuyor, uzun rehabilitasyon seanslarından geçmeleri gerekiyordu.


Tamamen bu duruma benzemese de, genellikle insanların hayatlarında kendilerine lazım olmayacak ve onlara daha sonra zararları dokunacak yemek, içmek, hareket tarzları, konuşma şekilleri bu tuzakların (pet şişelerinin) daha hafif olanlarına benzer zararlı bağımlılık kategorisine girerler.


Sigara, alkol ve uyuşturucular, sosyal medya bağımlılığı, bunların başında gelir. Sigara, belli bir sınırdan sonra ve uzun süre kullanıldığında başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığın sebebidir. Benzer şekilde aşırı yeme, insanın hayatında kendisine hiçbir faydası olmayan lüzumsuz şeyleri seyretmesi, okuması, dinlemesi, özellikle günümüzde lüzumsuz ve faydasız sosyal medya alışkanlığı da yine bu zararlı alışkanlıkların farklı kategorileridir. Ben, yıllar önce bu bağımlılıkların zararlı etkilerini ve tedavi şekillerini anlattığım ÇAĞIN ÖLÜM TUZAKLARI adlı bir kitap yazıp yayınlamıştım.


Allah, insanı öncelikle kendisini bilsin tanısın ve ona gerçekten tam bir kul olsun diye yarattığını bildirir. Kur’an-ı Kerim,  Zâriyât Suresi 56.  ayette Allah (cc); “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” şeklinde buyurmaktadır.


İnsan, bu sınırlar dışında, kendi keyfine göre hayatını lüzumsuz yer ve şekillerde yaşarsa, bunların hesabı kendisine öbür alemde sorulacaktır.


Bütün bunlardan dolayı, insanın kendisini bilmeye başladığı yaşlardan itibaren, çok doğru bir eğitimden geçirilmelidir. Öncelikle kendisine, sonra da bütün herkese faydalı bir fert olabilmesi açısından, normal eğitimi yanında bu güzellikler ve özellikler de kendisine öğretilmelidir. Böylece olunması gerektiği gibi yetiştirilip gerçek insan olma çizgisinde hayatını devam ettirebilir.

Hayat, bazen insanın önüne hiç beklemediği engeller çıkarır. İnsan büyük ümitlerle yürüdüğü bir kapının kapanmasıyla sarsılır. Yıllarca emek verdiği bir yolun ansızın çıkmaza girdiğini görebilir. İşte böyle zamanlarda insanı ayakta tutan en önemli özelliklerden biri, alternatif yollar bulabilme kabiliyetidir. Çünkü hayat, sadece tek bir yoldan ibaret değildir.

Neticede geri dönüşü olmayan yollara girmemek için çok dikkatli olmak ve daima doğru amaçlı çıkış yolu olan doğru güzergahları seçmek lazımdır. Tek yol değil, daima alternatifli yolları bulmak, kullanmak çok önemlidir. Hemen her konuda, her zaman ve her yerde bu doğru alternatifleri bulup ona göre yaşamalıdır. 

Allah da vücudun her organı ile ilgili alternatif yapılar yaratmış ve en küçük bir dikkatsizlik, ani ölümle sonuçlanmamaktadır. Kalbin ana damarları tıkandığında, yan yollar denilen kolleteralleri yaratmış ve esas ana damar tamir edilinceye kadar bu yan dallar insanı hayatta tutmuştur.


İnsan da bazen bir işini kaybedebilir, bir planı bozulabilir, güvendiği insanlar yanında olmayabilir. Eğer bütün hayatını tek bir kapıya bağlamışsa, o kapı kapanınca yıkılır. Ama alternatif düşünmeyi öğrenmişse, yeni yollar bulabilir.

Aile hayatında da alternatif yollar çok önemlidir. Bazen sert sözlerin çözemediğini yumuşak bir yaklaşım çözer. Bazen uzun nasihatlerin yapamadığını samimi bir örnek davranış yapar. İnsan ilişkilerinde tek bir yöntem üzerinde ısrar etmek çoğu zaman gönülleri yorar.

Toplumlar için de durum aynıdır. Güçlü medeniyetler, değişen şartlara göre yeni çözümler üretebilen toplumlardır. Sadece eski alışkanlıklarla hareket edenler zamanın gerisinde kalabilir. Halbuki hayat sürekli değişmekte, şartlar yenilenmektedir. Değişmeyen hedefler olabilir, ama o hedefe götüren yollar zaman zaman farklılaşabilir.

Burada önemli olan şey; prensipleri kaybetmeden yöntemleri çeşitlendirebilmektir. Bir ağacın kökü sabit kalır ama dalları farklı yönlere uzanır. İnsan da değerlerine bağlı kalmalı, fakat çözüm üretme konusunda esnek olabilmelidir.


Bazen bir kapı kapanır, ama insan bütün dikkatini kapanan kapıya verdiği için açılan başka kapıları göremez. Oysa Allah, çoğu zaman bir yolu daraltırken başka bir yolu genişletir. Yeter ki insan umutsuzluğa düşmesin, düşünmeyi ve yeni yollar aramayı bırakmasın.


Su bile bize şunu öğretir. Önüne kaya çıktığında durup kavga etmez; başka bir yol bulur. Kimi zaman kayanın etrafından dolaşır, kimi zaman damla damla akarak taşı deler. Sonunda yine denize ulaşır. Belki de hayatın sırrı biraz burada gizlidir. Hedefinden vazgeçmeden, yolunu gerektiğinde değiştirebilmek…

Çünkü alternatif yollar geliştirebilen insanlar, krizlerde ayakta kalır; toplumlar ise geleceğe daha güvenle yürürler.

Bu sınırlı hayat sürecinde, insanın yapması gereken birçok faydalı konu vardır. Tek başına bir fert olarak, sonra aile fertlerine karşı sorumlulukları yanında topluma, yaşadığı çevreye, bütün bir kâinata karşı da yapması gereken sorumlulukları yerine getirmesi gerekir. Daha sonra da geçici olan bu alemden, öldükten sonra esas kalıcı olan öbür âleme gittiğinde hesabını veremeyeceği bir durumla karşılaşmamalıdır.


Çünkü öbür alem, artık sonsuz bir alemdir. Bu geçici kısa dünya hayatında şuurlu yaşayan bir fert ve insan olarak kendisine düşen mesuliyetlerini yerine getirmelidir. Böylece Allah’ın vaat ettiği güzellikleri öbür alemde kazanacak ve artık yatık sekizle ifade edilen sonsuz bir alemde bu şekilde devam edecektir.


Dolayısıyla bu hayatı, ama ahiret hayatını es geçmeyip, sorumluluklarının bilinci içinde olarak insan, öncelikle kendisi Allah huzurunda ve insanlar karşısında dosdoğru ve güzel yaşamalıdır. Sonra da böyle bir gerçeğin varlığından tanıdığı herkesi haberdar etmesi ve onların da ahireti kazanması istikametinde aracı olması, öbür alemde kendisine bir çok mükafatlar kazandıracaktır.


Bu dünya bir oyun yeri değildir, imtihan yeridir; Allah bu sistemi böyle yaratmıştır. Bizim de bu sistem içinde kendimize çeki düzen vererek kalıcı olan öbür âleme kendimizi hazırlamamız gerekmektedir.


Bizden önceki insanların hepsi öbür âleme gitmiştir, gitmeye devam etmektedir, gitmeyen bir tek kişi bile yoktur. Öyleyse, gelin yol yakınken bu gerçeğin şimdiden farkında olalım ve bu mesuliyetler altında dünya hayatını yaşadıktan sonra öbür âleme hazırlıklı olarak gidebilelim inşallah.

Ne dersiniz?