İnsanlar Kardeşliği Beyannamesi Neden Önemli
2019 yılında Papa Franciscus ile El-Ezher İmamı Ahmed
el-Tayeb tarafından Abu Dabi‘de imzalanan ve literatürde İnsan Kardeşliği
Beyannamesi (Human Fraternity For World Peace And Living Together) olarak
anılan metin, çağdaş dünyada din–şiddet ilişkisine dair yürütülen tartışmalara
olumlu anlamda müdahale niteliği taşımaktadır. Beyanname, dinlerin özünde
barış, merhamet ve insan onurunu esas aldığı; şiddetin ise dinî öğretilerin
araçsallaştırılması ve siyasallaştırılması sonucu ortaya çıktığı tezini açık biçimde
ortaya koyar. Bu yönüyle metin, yalnızca teolojik değil, aynı zamanda siyasal
ve sosyolojik bir anlam taşımaktadır.
Bu bağlamda 4 Şubat, BM tarafından Uluslararası İnsan
Kardeşliği Günü ilan edilmiştir.
Dünyanın önde
gelen iki dininin önde gelen temsilcileri aracılığıyla yayınlanan deklarasyon,
inananlar ve inanmayan arasında birbirlerini anlama, birbirleriyle işbirliği
yapma ve kardeşler olarak yaşama konusunda uzlaşma, kardeşlik çağrısını yapar. Ayrıca
çoğulculuğun ve dinlerin çeşitliliğine önem verir.
Deklarasyon diyalogu, anlayışı ve bir hoşgörü kültürünün yaygın
bir şekilde tanıtılmasını, başkalarının kabulünü ve barışçıl bir şekilde
birlikte yaşamayı, büyük ölçüde ağır olan birçok ekonomik, sosyal, politik ve
çevresel sorunların azaltılmasına katkıda bulunacak ilkeler olarak
vurgulamaktadır. İnsanlık, finanse edilen terör hareketlerini desteklemeyi,
silah ve stratejinin vizyonunu ve medyada zehirli dili kullanırken bile bu
hareketleri haklı çıkarmaktadır. Dünya barışını tehdit eden uluslararası suçları
tanımlamak adına da önemli bir bildirgedir.
Bu metni yalnızca diplomatik bir jest
olarak görmek eksik olur. Çünkü deklarasyonun özü, kimliklerin çatışma değil
zenginlik olduğu fikrine dayanıyor. Tam da burada Amin Maalouf’un yıllar önce
yaptığı uyarı yankılanır. Maalouf, modern insanın “öldürücü kimlikler”
tuzağına düşürüldüğünü söyler. İnsan tek bir kimliğe indirgenir; din, mezhep ya
da etnisite üzerinden dar bir aidiyete sıkıştırılır. O daraltılmış kimlik, bir
süre sonra savunma refleksi üretir ve savunma kolayca saldırıya dönüşür.
Abu Dabi’de ortaya konan vizyon, işte bu tuzağı kırmaya
yöneliktir. İnsan, tek boyutlu bir varlık değildir. Hem Müslüman hem Avrupalı,
hem Arap hem Hristiyan, hem dindar hem demokrat olabilir. Çatışma, bu çoğulluğu
kabul etmemekten doğar. Barış ise kimlikleri yarıştırmak yerine
buluşturmakla mümkündür.
Burada bir başka önemli düşünce mirası devreye giriyor:
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin diyalog ve şefkat mesleği yaklaşımı. Gülen
düşüncesinde din, kamplaşmanın değil farklı inanç ve kültürlerle köprüler
kurmanın aracıdır. Farklı inanç ve kültür mensuplarıyla diyalog kurmak,
birbirini anlamaya çalışmak, karşılıklı saygı çerçevesinde insanlık için ortak
çözümler üretmek taviz değil; inancın ve insan olmanın gereğidir. Çünkü
kalıcı barış, önce zihinlerde ve kalplerde inşa edilir.
İnsanlar Kardeşliği Deklarasyonu da benzer bir noktaya işaret
eder: Şiddet, dinin özünden değil; dinin siyasallaştırılmasından ve çıkar
için istismar edilmesinden doğar. Bu tespit, bugünün dünyasında son derece
kritiktir. Eğer dini metinler öfkeyi besleyecek şekilde seçilerek
kullanılırsa, sonuç çatışma olur. Ama aynı geleneklerin içindeki merhamet,
adalet ve insan onuru vurgusu öne çıkarılırsa, sonuç dayanışma ve huzur olur.
Metinler tek başına dünyayı değiştirmez. Deklarasyon
imzalandı diye savaşlar bitmez. Maalouf’un işaret ettiği kimlik krizini aşmak
da, Gülen’in savunduğu diyalog ve birlikte yaşama kültürünü yerleştirmek de
emek ister.
Eğitim politikaları, medya dili, dini liderlerin söylemi ve siyasi irade bu
vizyonu sahiplenmedikçe , en iyi metinler bile sembolik kalır.
Tarihte büyük dönüşümler önce fikir olarak doğdu. İnsan
onurunu koruma fikri, köleliğin sonunu getirdi. Din ve vicdan özgürlüğü fikri,
totaliter yapıları sarstı. Bugün “insan kardeşliği” fikri, Nostra Aetate ve
benzeri çağrılar da aynı potansiyele sahip.
Abu Dabi’de atılan imza, Maalouf’un uyardığı kimlik
kapanına karşı bir çıkış yolu; Gülen’in ömrünü adadığı insanlık kalesinin
tamiri ufkuna doğru bir davettir. Dünya
barışı romantik bir hayal değil, ömür adanacak kadar ciddi bir tercih
meselesidir. Kimliklerimizi
silmeden, üstünlük sebebi görmeden, onları birbirine karşı silah olarak
kullanmadan yaşayabiliriz.
Bildirgenin orjinali:
Yazıyı dinlemek için;
https://open.spotify.com/episode/5UvUr0i30DtV69Kq3ZS3pC?si=WSTHOTK6T8GSwdG5XTEmfw
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ










