'Kentsel dönüşüm değil, çökme operasyonu': Mahkeme kararına rağmen yıkıma tepki!

Okuma Süresi 9 dkYayınlanma Pazar, Ağustos 23 2026
Paylaş
X Post
İstanbul'un tarihi semti Fatih'te bulunan Fatih Sitesi sakinleri, mahkemelerin verdiği yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen polis eşliğinde sürdürülen yıkım ve kentsel dönüşüm çalışmalarına tepki gösteriyor.
'Kentsel dönüşüm değil, çökme operasyonu': Mahkeme kararına rağmen yıkıma tepki!

Fatih Sitesi, 1990 yılında dönemin belediye başkanı Yetkin Gündüz zamanında Fatih Belediyesi Çalışanları Yapı Kooperatifi tarafından inşa edildi. İlk proje 5 katlı bloklar olarak Yüksek Anıtlar Kurulu’na sunuldu. Ancak kurulun, tarihi eser çıkma ihtimaline karşı zeminde daha az kazı yapılması amacıyla bazı blokların 10 katlı yapılmasını istedi.


Bu doğrultuda site, 13 adet 5 katlı ve 10 daireli blok ile 6 adet 10 katlı ve 30 daireli bloktan oluşacak şekilde inşa edildi. Site sakinleri, tüm inşaat sürecinin yasal izinler alınarak tamamlandığını ve bu duruma ilişkin belgelerin ellerinde bulunduğunu ifade ediyor.


Mustafa Demir döneminde İmar planı değişti, dönüşüm tartışmaları başladı

Bold'da yer alan habere göre site sakinlerinin aktardığına göre süreçteki ilk önemli değişiklik 2012 yılında dönemin Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir döneminde yaşandı. Bu dönemde imar planının değiştirilerek yapı yüksekliğinin 30 metreden 6,5 metreye düşürüldü.


2017 yılında ise sitenin yıkılması veya yenilenmesi yönünde çalışmalar başlatıldı. İddiaya göre 310 hanenin dönüşüme ikna edilmesi için girişimlerde bulunuldu. Bu süreçte site yönetiminin belediyeye yakın isimlerden oluşturuldu, daha sonra yönetimin yolsuzluk iddiaları nedeniyle site sakinleri tarafından değiştirildi.


“Kentsel dönüşüm değil, çökme operasyonu”

Fatih Sitesi’nde tartışmaların yeniden alevlenmesine neden olan sürecin 2023 yılında başladığı belirtiliyor. Site sakinlerinin iddiasına göre Mustafa Demir’in öncülüğünde ve mevcut Fatih Belediye Başkanı Ergun Turan döneminde kentsel dönüşüm çalışmaları yeniden gündeme geldi.


Bu süreçte imar yüksekliği 12,5 metreye çıkarıldı, daire sayısının ise 310’dan 338’e yükseltildi. Dönüşüme karşı çıkan vatandaşlar, yaklaşık 200 daire sahibinden tehdit ve korkutmalarla imza alındığını, buna rağmen halen yüzü aşkın kişinin projeye itiraz ettiğini söylüyor.


Vatandaşlar, kendilerine imzalatılmak istenen muvafakatnamelerin baskı aracı olarak kullanıldığını da dile getiriyor.


Mahkemeden yürütmeyi durdurma kararına rağmen yıkım

Bu kapsamda İstanbul 4. İdare Mahkemesinin E.2026/1256 sayılı dosyasında, 29/07/2026 tarihli kararıyla, dava konusu riskli yapı nedeniyle tahliye, yıkım ve altyapı hizmetlerinin durdurulmasına ilişkin işlemin yürütmesi durdurdu. Mahkeme kararında, dava konusu işlemin taşınmazın tahliyesi, yıktırılması ve altyapı hizmetlerinin durdurulmasına ilişkin olduğu; işlemin uygulanmasıyla etkisinin tükenecek olması ve telafisi güç zararlar doğabileceği gerekçesiyle, savunma ve ara kararına cevap alınıp yeniden karar verilinceye kadar dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmişti.


Sitede devam eden hukuk mücadelesi kapsamında 19 bloktan 13’ü hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildi. Ancak buna rağmen Fatih Belediyesi’nin kalan 6 blokta yıkım çalışmaları hızla sürüyor.


Yıkımlar, hiçbir kanun, yönetmelik ve teknik kurala uyulmadan gerçekleştiriliyor. Vatandaşlar, amaçlarının dönüşüme karşı çıkan sakinler üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldığını düşünüyor.


“Yürütmeyi durdurma kararı olan bloğun altyapısı kesildi”

Kat maliklerinin vekilleri Avukat Betül Feyza Uğur Aydın ve Avukat Murat Bülent Hattatoğlu tarafından yapılan açıklamada, özellikle A7 Bloku hakkında yürütmenin durdurulması kararı bulunmasına rağmen bloğun altyapı hizmetlerinin kesildiği iddia edildi. Avukatlar, ilgili idarelerin mahkeme kararlarından haberdar olduğunu gösteren belgelerin dosyada bulunduğunu savundu.


“İnsanların yaşadığı binaların yanında yıkım yapılıyor”

Site sakinlerinin en büyük şikâyetlerinden biri ise yıkımların hâlâ insanların yaşamaya devam ettiği blokların hemen yanında gerçekleştirilmesi.


Birbirine çok yakın konumda bulunan binalardan bazılarının yıkıldığına dikkat çeken vatandaşlar, ortaya çıkan titreşim, gürültü ve güvenlik risklerinin göz ardı edildiğine dikkat çekiyor. Üstelik yıkım çalışmaları nedeniyle halkın can ve mal güvenliğini tehlike altında.


“Ağaçlardan ne istediniz?”

Yıkım sürecinde bölgedeki ağaçlar da sökülüyor. Vatandaşlar, yıllardır sitenin en önemli özelliklerinden biri olan yeşil alanların yok edilmesine tepkili.


Site sakinleri, koruma altında olması gereken doğal dokunun zarar gördüğünü belirterek, “Ağaçlardan ne istediniz?” sözleriyle tepkilerini dile getiriyor.


Toz bulutları sağlığı tehdit ediyor

Vatandaşların dikkat çektiği bir diğer konu ise yıkımlar sırasında gerekli çevresel tedbirlerin alınmaması.


Yıkım esnasında ortaya çıkan yoğun tozun bastırılması için su sıkılması gibi basit önlemler yeterince uygulanmıyor. Bunun sonucunda oluşan toz bulutları tüm bölgeyi kaplıyor.


Site sakinleri ve çevrede yaşayan vatandaşlar, yoğun toz nedeniyle nefes almakta zorlandıklarını belirterek özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin olumsuz etkilendiğini söylüyor.


“24 bin metrekarelik alan betonlaştırılacak”

Dönüşüme karşı çıkan vatandaşlar, yeni projeyle birlikte bölgedeki yapı yoğunluğunun ciddi şekilde artacağına dikkat çekiyor.


Mevcut durumda yaklaşık 24 bin metrekarelik arsa üzerinde toplam 4 bin metrekare inşaat bulunduğunu belirten sakinler, yeni projede bu rakamın yaklaşık 12 bin metrekareye çıkarılacağını ifade ediyor.


Bu durum yolların ve beton yapıların artmasına neden olacak, yeşil alanlar ise büyük ölçüde ortadan kalkacak.


“Rant alanına dönüştürülmek isteniyor”

Site sakinleri ayrıca bölgenin tarihi ve doğal özellikleri nedeniyle korunmasını istiyor.


Vatandaşlar, 1. derece sit alanı niteliğindeki bölgenin imar değişiklikleri ve kentsel dönüşüm projeleri aracılığıyla yoğun yapılaşmaya açılmak istendiğini belirtiyor. Bölge halkı, tarihi dokunun ve yeşil alanların geri dönülmez biçimde zarar göreceğini düşünürken, süreci “sit alanının rant alanına dönüştürülmesi girişimi” olarak değerlendiriyor.


Şimdi de rezerv alan tartışması

Tepkilerin odağındaki bir diğer konu ise bölgenin rezerv alan ilan edilmesi.


Site sakinleri, 24 bin metrekarelik arsalarının rezerv alan kapsamına alındığını belirterek bu karara karşı da dava açmaya hazırlandıklarını ifade ediyor. Hukuki süreç devam ederken, kalan 6 bloktaki yıkım çalışmalarının sürmesi ise bölgedeki gerilimi artırıyor.


Fatih Sitesi sakinleri, dönüşüm sonrasında bölgenin yeniden inşa edilmeyeceğinden veya edilse bile mevcut yaşam alanlarının yerini iç içe geçmiş beton yapıların alacağından endişe duyduklarını söylüyor. Vatandaşlar ise taleplerini tek cümlede özetliyor: “Yeşil alanlarımızı, yaşam alanlarımızı ve mülkiyet hakkımızı korumak istiyoruz.”


Evi yıkılan vatandaşın nereye gideceği belli değil!

Site sakinleri son olarak, “Yüzlerce insanın hayatı bu süreçten doğrudan etkileniyor. Site sakinlerinin bir bölümü evlerini boşalttı. Ancak 100’den fazla vatandaşın hâlâ sitede yaşadığı belirtiliyor. Bu insanlar için mesele yalnızca “binanın yıkılması” değil.

Yeni ev bulmak gerekiyor.

Depozito gerekiyor.

Taşınma parası gerekiyor.

Kira gerekiyor.

Çocukların okulu var.

Yaşlıların düzeni var.

Komşuluk ilişkileri var.

Ve İstanbul’da bugün uygun fiyatlı ev bulmak zaten başlı başına bir sorun.

Kentsel dönüşüm vatandaşın hayatını güvenli hale getirecekse, devletin vatandaşa sadece:

“Evi boşalt.” demesi yetmez. Arkasından: “Şuraya taşınacaksın, şu desteği alacaksın, yeni konutun şu şartlarda olacak.”demesi gerekir.” açıklamasında bulunuyor.