Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı: 'Neşemizi çalamayacaklar'

'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisinin ardından dün gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Göktaş'a destek olmak için çok sayıda yurttaş adliye önüne geldi.
'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisi nedeniyle 'dini değerleri aşağılama' ve daha sonra eklenen 'cumhurbaşkanına hakaret' suçlamalarıyla hakkında soruşturma başlatılan ve dün yurt dışından döndükten sonra havaalanında gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, sabah saatlerinde Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.
TUTUKLAMA KARARI
İfadesi alınan komedyen Deniz Göktaş, “cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri aşağılama” suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Göktaş, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Karar sonrası Deniz Göktaş'tan ilk sözler: 'Neşemizi çalamayacaklar'
Göktaş’ın avukatı Metin Aslan tutuklama kararı sonrası Deniz Göktaş’ın tepkisini aktardı.
Avukatın aktardığına göre Deniz Göktaş tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşmesini de aktaran avukatları Göktaş’ın Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” ifadelerini kullandığını söyledi.
Deniz Göktaş'ın savcılık sorgusu ortaya çıktı: Neyi kast ettiniz diye sordular
Komedyen Deniz Göktaş tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Göktaş'ın savcılık sorgusu ortaya çıktı. Dalgıçlarla ilgili kurduğu cümlelerde sorguda kendisine yöneltildi.
Savcılığın soruları ve Göktaş’ın cevapları şöyle:
Savcılık: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "Hala korkuyorum, canlı bombalar ama en çokta oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim'e, meydanlara kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin, ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz" şeklinde söylem ile ne kastettiği ve "oruç tutmak / tutmamak" şeklinde neden bir ayrım yaptığı hususu soruldu:
Deniz Göktaş: Ben tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokağa çıkarken korktuğumdan bahsediyorum, ben psikoloji mezunu olduğum için toplumun korktuğu şeyleri mizahi yaklaşımla yaklaşılabilecek konulara çevirmeye çalışıyorum, tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokakta bulunan canlı bomba olabilecek kişilerden toplumca korkulduğunu düşündüğüm ve ben de benzer çekinceler taşıdığım için bunu mizahi bir dille gösterimde sergiledim. Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır. Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim, ben Recep Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmedim, hayatımda bir dakikam bile yok, hani görüşlerine katılmıyorum ama karizmatik bir lider. Boyu da uzunmuş işte bıyıkları nasıl hep aynı seviyede kesiyor falan hiç birini söylemedim, ama tatsız kısım şimdi gelecek ama iyisi ile kötüsü ile beraber bir yolcuğumuz var, ben 1994 de doğdum, o 1994'de İstanbul Belediye Başkanı oldu ve hayatının bütün önemli aşamalarına, kariyerindeki bütün ilerlemelere tanık olduk, komşum gibi, sevmediğim huysuz bir komşu, ama yine de merak edersin komşunun hayatını, bu gün ne yaptı, çöpünde ne var falan onun Recep Tayyip Erdoğan'ın utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu:
Deniz Göktaş: Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamuoyunda da sıkça tartışılan bir konudur, benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bu söylemde bulunmamaktadır,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "Bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme, işte o internette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor, bu adamlar da izliyor, belli ki bir gün, çok iyi bir video denk geldi ve dedi ki evet ya 30 yıldır niye kendimi kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya" şeklindeki söylem ile ne kastettiği hususu soruldu:
Deniz Göktaş: Cumhurbaşkanı hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin olarak yapılmış mizahi bir espiridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "Keşke daha önce okusaydık ya da terapiye gidiyor olabilir. Kesin gidiyordur. Parası var, imkanı var, bende psikoloji mezunuyum, insan ister istemez hayal ediyor. Keşke Recep Tayyip Erdoğan'ın terapisti olabilsem diye işte. Ödemesi çok iyidir. Yıllar süreceği belli, yan hakları vardır falan, tam benlik meslek, ama bana yar etmezler o işi, kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraklar yeni sürüm çıktıysa, çok iyi bir terapi süreci geçirmediği kesin ama bunu biz bile görebiliyoruz, adamın içten güldüğü bir tane görüntü var o da mezarlıkta, işlerin çok iyi gitmediği belli" şeklindeki söylem ile ne kastettiği hususu soruldu:
Deniz Göktaş: Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "ya da ağzım merhaba diyor, sıfatım ilk üç kitapla iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf diyor" şeklinde söylem ile ne kastettiği kitaplardan ve çeviriden kastının ne olduğu hususu soruldu:
Deniz Göktaş: Bu söylemlerde, saçımın uzun olduğu dönemde insanların bana yönelik olumsuz önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de, söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kastım mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. 4. kitap olarak kastedilen ise Kuran-ı Kerim'dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim'in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "hatta dördüncü kitap favorim, bir çoğumuz gibi, imam oğlu okudu ise o da sevmiştir diye tahmin ediyorum, dört kitap arasında açık ara en iyisi o bence, açık ara en iyisi o bence. Bir kere çok iddialı bir çıkış 600'lü yıllarda bu son kitap demek, daha yeni yeni kitaplar çıkıyor zaten ya, ben 1200 yılında bir tane daha çıkar diye düşünürdüm, yazar içinde çok zor, aklına yeni bir fikir gelse son kitap dedik ya domuzda yemeyiversinler" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu:
Deniz Göktaş: İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğunu düşünüyorlar, ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde 4. kitabı sevdiğimi beyan ettim, bu söylemde 4. kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur, ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3 yıldır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum, yaklaşık 100.000 kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "bir iki tane olumsuz, yorum geldi, onlarda övgü gibi, F... projesi demiş birisi, bu benim için övgü gibi bir şey" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu:
Deniz Göktaş: Ben bu söylemi zaten gösteride de açıklıyorum, daha önce yayınlanan ilk gösterimin prodüksiyonunun iyi olması için çok çalışmıştım. Bu sebeple prodüksiyonun iyi olması nedeniyle bu gösterinin prodüksiyonunun büyük olmasından ötürü F... projesi olarak söylemde bulunulmasına yönelik bir şakadır,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "bütün yılın stresini denize akıtacağım, tam böyle düşünürken denizin içinden bir kaç tane insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım. S..... dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum, boşa alkışlamayın sizi de tanımış olduk, testi geçemediniz, Harbiye isminin hakkını verdik, Deniz Baykal ölmedi, bilinç altımızda yaşıyor. Burayı anlatmayı çok seviyorum, çünkü anlatmaya başladığımda seyircinin çoğunluğu tatlı insanlar, aşırı geriliyorlar, hayır hayır hayır hayır hayır hayır Deniz sen böyle biri değilsin, hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır hayır ama bir kaç kişinin de gözü parlamaya başlıyor evet ya 20 yıldır niye kimse bundan bahsetmiyor, konuş be çocuk, su tutmuyor mu? su tutmuyor mu bu? bu şaka değil, bu arada gerçekten dalgıçlardan nefret ediyorum" şeklinde söylem ile ne kastettiği, eğer gerçekten dalgıçlardan bahsetmiş ise 20 yıldır kimse bundan bahsetmiyor şeklinde söylemler ile ilgili olarak ve söylemler ile dalgıçlar mı kastettiği hususu soruldu:
Deniz Göktaş: Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı gösterilen ön yargıya yönelik eleştiride bulunuyorum, hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum, söylemde "s........ dalgıçları" diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da "Harbiye testi geçemediniz" diyerek kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum,
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan "kurban ben de hiç oturmamıştı, inanmadım köye gidene kadar, sonra bir gittim, gerçekten danayı bağlamışlar, dedemin elinde bıçaklar var, bileğliyor, dedemi ikna etmeye çalıştım, dede senin böyle huyların yok, biz seni seviyoruz, biliyoruz, istersen kafa kesersin, gerek yok, hatırlıyorum ya 7 yaşındaydım, dedem bir danayı kesiyordu ve dana bakıyormuş gibi hissediyordum, hadi Deniz kurtar beni, anlat onlara tanrının olmayabileceğini söyle, varsa bile bütün bunlara hiç gerek olmadığını söyle" şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu:
Deniz Göktaş:: Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanla karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espiridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya bu anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum. İfademe ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

TÜRKMEN TERZİ

HÜSEYİN ODABAŞI






