Maddenin çeşitli halleri

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Salı, Nisan 14 2026
Paylaş
X Post
Maddenin çeşitli halleri

Biz maddenin katı, sıvı ve gaz hâli diye üç hâlini biliyorduk. Sonra plazma hâlinden bahsedildi. Vefatından birkaç sene önce ziyaret ettiğim  Ali İhsan Tola Ağabey, dördüncü halden bahsetti: NUR  HÂLİ…  Üstad Hazretleri Yirmi Dördüncü Söz’ün İkinci Dalında şöyle diyor: “İşte Reşhâ-misal üçüncü arkadaşınız ki, hem fakirdir, hem renksizdir. Güneşin hararetiyle çabuk buharlaşır, enaniyetini bırakır, buhara biner, havaya çıkar. İçindeki kesif olan madde; aşk ateşi ile ateş alır. ZİYA  ile NUR’a döner. O ziyanın cilvelerinden gelen bir ŞUA’a yapışır, yanaşır. Ey Reşha-misal!.. Madem doğrudan doğruya Güneş’e aynalık yapıyorsun, sen hangi mertebede bulunursan bulun, Güneş’in kendisine karşı gözle görülecek bir tarzda  sâfî bakılacak bir delik, bir pencere bulursun.” 

Nur; madde mi, yoksa dalga mı olduğu münakaşalı olan ışıktan daha hızlıdır. Fizikte “Takyonlar Meseli” vardır, HIZLILAR  demektir. Melekler  NUR’dan yaratıldığı için ışıktan daha hızlıdırlar. Mısırlı bir profesör (Yusuf Bey),  “Bir günü elli bin sene olan O’nun Arşına, Melekler ve Ruh, bir günde yükselirler.”  (Meâric Suresi, 70/4)  âyetine dair bir hesaplama yaparak, kendince Meleklerin hızının ışık hızından 28 kat daha fazla  olduğunu ortaya koymuştur. Bu hususta dünyanın hareketini esas almıştır.  

Esir  Maddesi 

Üstad  Hazretleri  ESİR  Maddesi için şunları söylüyor: 

“Esir Maddesi, Cenab-ı Hakkın gayet lâtif, nâzenin, mutî, musahhar bir icraat sayfası, emirlerinin bir nakil vâsıtası, zayıf bir tasarrufat perdesi, lâtif bir yazı mürekkebi, en nâzenin bir icadlar elbisesi, bir sanatlar mayası ve bir hububat tarlasıdır. (Yani atomlar, esirden yaratılır.)

“Esir maddesi, mevcudata nazaran AKICI  BİR  SU  gibi, mevcudatın aralarına nüfuz etmiş bir maddedir. ‘O’nun Arşı su üzerindedir.’  (Hûd  Suresi, 11/7) âyeti şu ESİR  maddesine işarettir.” (İ. İcaz Tefsiri)

Japon araştırmacının su kristallerinin kelimelerin manalarına göre vaziyet almalarını ispatlamasına dayanarak, BUZULLARIN  BİR  BİLGİ  ARŞİVΠ olduğunu söyleyebiliriz.

Cennetten geldiği rivayet edilen Hacerü’l-Esved için Hadis-i Şerifte “Hacerü’l-Esved’în iki gözü var, istilâm eden herkesi görüyor ve kayıt yapıyor.’ Buyuruluyor. Üstad Hazretleri de, “İmanın tercümanı olan ŞEHÂDET  KELİMESİNİ, Haserü’l-Esved’e tevdi ettim.” diyor. Ayrıca Üstad, Yirminci Söz’ün birinci bölümün hâşiyesinde Taşların asıllarının  DONMUŞ SU olduğunu Efendimiz’in (S.A.S.)  “Sübhane men basata’l-arza alâ mâin cemed”  Yani “Sübhandır (her türlü hata, eksik ve kusurdan münezzehtir) toprağı DONMUŞ SU ÜZERİNE SEREN  ALLAH” şeklindeki tesbihatı ifade etmektedir. Donmuş su, taş demektir. Taşların aslının su olduğu yani hidrojen ve silisyum oksit olduğu ilmen kabul edilmektedir. Suyun da esir maddesiyle alakalı olduğu yukarıda arz edildiği gibi,  “O’nun arşı su üzerindedir.”  (Hûd Suresi, 11/7)  âyeti Üstad Hazretlerinin tefsiri ile bu “SU” esir maddesine işarettir. Dolayısıyla internetin esas  maddesinin taş ile yani su ile alakası ortaya çıkıyor… Hacerü’l-Esved’in herşeyi görmesi, kaydetmesi de bununla ilgili… Sesleri ve görüntüleri kaydetme de aynı gerçeğe bağlıdır… Netice itibariyle, bütün atom ve elementlerin ham maddesi ESİR  olduğu için iş varıp ESİR’e dayanıyor. 

Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ve Paul Dirack grubu atom altı maddelerin (yani esir maddesinin) aynen Nikola Tesla gibi, “Enerji Problemini” çözeceğini, Tarım ve Hayvancılıkta fevkalâde gelişme temin edeceğini, Sağlık Problemini de halledeceğine inanıyorlardı. Hadis-i  Şerifin işaretiyle ilave edelim; biz de dünya sulhünün temine vesile olacağına, inanıyoruz. Ayrıca Alexis Guy Obolensky, esir maddesinin kullanılmasının soğuk yani zararsız  enerji üretimine ve ekolojiye faydalı ve destek olacağını söylüyordu. Bu zat ile 2016’da görüşmüştüm. Kendisi Bolşevik devriminden sonra Rusya’dan, Amerika’ya göç etmiş elit ve üst seviye bir aileden gelen bir bilim adamı idi. Görüşmemizden altı ay sonra vefat etti. Bu hususta daha önce bir yazı yazmıştım…

Evet, Hadis-i Şeriflerde Peygamber Efendimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: “Yeryüzü, haksızlarla, zulümlerle,  kanla dolduktan sonra, ismi ismime muvazi olan yani  tevafuk eden bir evladım gelecek ve bunları kaldırıp sulh-u umumiyi temin edecek, bunun üzerine yer ve gök hazinelerini açacak.”  Yani artık kıtlık kalmayacak…

Prof. Dr. İbrahim Canan Hocamızın yazdığı “Hocaefendinin Sünnet Anlayışı” eserinde naklettiği gibi… Bir nardan 20 kişinin doyacağı… Birkaç buğday tanesinden çok sayıda ekmek yapılacağı Bereketin artacağı…. (Keyfiyeti şimdilik meçhul başka yol ve yöntemlerle de ârızasız bir şekilde ve Hadislerde tasvir edilen boyutta bitki ve sebzelerin üretileceği). Kanser ve benzeri hastalıkların kolayca tedavi edileceği… Bir keçi ve ineğin bir topluma yetecek süt vereceği ifade edilmektedir. Hem bunlar hormonlu da olmayacak yani fıtrî ve tabii yollarla Allah’ın koyduğu tekvini kanunlardan istifade  ile tahakkuk edecek inşaallah. Bu hususta bizim kanaatımız bunun ESİR  maddesinden istifade edilerek tahakkuk edeceği yönündedir.