Miami’de ‘ikinci Reza Zarrab’ davası: 'ABD, Ankara’ya karşı koz olarak kullanacak'

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Salı, Mayıs 19 2026
Paylaş
X Post
Latin Amerika uzmanı İmdat Öner, Miami'de federal mahkemeye çıkarılan Alex Saab’ın dosyasını değerlendirdi ve "Bu dosya, ABD yönetiminin elinde Ankara’ya karşı kullanacağı bir başka koz olarak karşımıza çıkacak." dedi.
Miami’de ‘ikinci Reza Zarrab’ davası: 'ABD, Ankara’ya karşı koz olarak kullanacak'

Latin Amerika uzmanı İmdat Öner, ABD’nin Miami kentinde federal mahkemeye çıkarılan Alex Saab’ın dosyasındaki iddialara dikkati çekti. Federal savcıların hazırladığı iddianameye göre Saab ve suç ortaklarının, dünyanın dört bir yanında hayalî şirketler kurup sahte faturalar, uydurma nakliye kayıtları ve usulsüz belgelerle milyonlarca dolarlık bir yolsuzluk sistemi kurduklarını kaydeden Öner, söz konusu süreçte Venezuela’nın devrik lideri Nicolas Maduro ile Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Erdoğan’ın ilişkisini hatırlattı. Öner, “Bu dosya, ABD yönetiminin elinde Ankara’ya karşı kullanacağı bir başka koz olarak karşımıza çıkacak.” dedi.

“2018 yılının sonları. Ankara ile Washington arasında iplerin gerildiği, atara atar, gidere gider retoriklerinin havada uçuştuğu, Erdoğan ile Trump’ın aralarının epeyce limoni olduğu bir dönem.

Diğer tarafta da Trump’ın köşeye sıkıştırmaya çalıştığı Maduro liderliğindeki Venezuela var. İşte bu atmosferde Erdoğan, Venezuela’ya tarihî bir resmî ziyaret gerçekleştirir. ABD’ye de doğrudan bir mesaj verir: “Bizim kiminle ne ticaret yapacağımıza kimse karışamaz!”

Bu dönem, Türkiye ile Venezuela arasında tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ilişki yaşanır. Erdoğan, adeta “altın” yumurtlayan bir tavuk bulmuş gibi bu ilişkiden memnundur. Maduro’nun “kardeşim” olduğu zamanlar. Bu dönemde iki ülke arasında yoğun bir özel jet trafiği yaşanır. Türkiye’de, daha önce adı sanı duyulmamış, hiçbir sektörel geçmişi olmayan gizemli paravan şirketler mantar gibi türer. Mesela bu şirketlerin en dikkat çekeni olan Sardes adında, adı sanı hiç duyulmamış küçük bir şirketin tek başına Venezuela’dan yaklaşık 900 milyon dolarlık altın getirdiği ortaya çıkar.

Çok geçmeden, Maduro’nun ambargo duvarını delmek için Lübnan ve Kolombiya asıllı gizemli bir iş adamı olan Alex Saab’ı görevlendirdiği anlaşılır. Saab, sıradan bir iş insanı değil; Maduro’nun en kilit finansal sırdaşı ve adeta gölge bakanıydı. Ülkede süt bittiğinde de döviz tükendiğinde de uçağına atlayıp krizi çözecek formülü bulan en kritik adamdı. Maduro, bu sadakati ödüllendirmek için onu daha sonra resmî olarak Sanayi Bakanı bile yaptı.

Ama Saab’ın saadeti uzun sürmedi. ABD’nin Maduro operasyonu ardından iktidara gelen Delcy Rodriguez yönetimi, kısa sürede Saab’ı görevden aldı; geçtiğimiz hafta sonu da ABD’ye apar topar iade etti.

Dün Miami’de federal mahkemeye çıkarılan Alex Saab’ın dosyasındaki en ciddi iddia, Venezuela’nın CLAP adı verilen halka yönelik temel gıda/sosyal yardım programı üzerinden dönen devasa yolsuzluk çarkı.

Federal savcıların hazırladığı iddianameye göre Saab ve suç ortakları, dünyanın dört bir yanında hayalî şirketler kurup sahte faturalar, uydurma nakliye kayıtları ve usulsüz belgelerle milyonlarca dolarlık bir yolsuzluk sistemi kurdular. Bu çarktan elde edilen para, ABD bankaları üzerinden dolaştırıldı ve aklandı.

İşte bu milyar dolarlık CLAP şemasının en hayati can damarı, Erdoğan ile Maduro dostluğunun zirve yaptığı o yıllarda Türkiye olmuştu. ABD yaptırımları yüzünden Venezuela’nın nakit parası tamamen tükenince Alex Saab o meşhur “altın formülünü” devreye soktu. O dönem çıkan haberlere göre altın külçelerini özel jetlerle Türkiye’ye taşıdılar, burada nakde çevirip bu kaynakla Türkiye’den CLAP programı için gıda lojistiği sağlandı. İddianamede hedef alınan şema, bizzat Türkiye’de kurulan altın karşılığı gıda projesi.

Bugün Miami’deki federal mahkeme salonunda, hafızalara kazınan Reza Zarrab davasından tam 10 yıl sonra yine bir ambargo delme ve kara para aklama aktörü sanık sandalyesinde oturuyor. Saab’ın federal savcılarla yapacağı olası bir iş birliği veya vereceği ifadeler, Türkiye ile yürütülen bu “altın-gıda” ticaretinin gizli ortaklarını, arkadaki siyasi/bürokratik figürleri ve rüşvet ağının nerelere uzandığını bir bir ortaya dökebilir. Bu davanın ne kadar süreceği bilinmez ama kesin olan tek bir şey var: Bu dosya, ABD yönetiminin elinde Ankara’ya karşı kullanacağı bir başka koz olarak karşımıza çıkacak.”