Niçin '00' forma giyiyorsun?

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Perşembe, Mayıs 28 2026
Paylaş
X Post
Niçin '00' forma giyiyorsun?

Enes Kanter’e sormuşlar: “Sen niçin  ‘OO’  Forma giyiyorsun?”  O da demiş ki: “Annem  bana, ‘Dünyada hangi makam ve konuma yükselirsen yüksel kendini daima sıfır bilmelisin!?’ dedi. Onun için.”

** * *

Hz. Ali Efendimiz demiş ki: 

“İlacın sendedir de farkında olmazsın

Derdin de sendedir fakat görmezsin

Sanırsın ki, küçük bir cisimsin sen sadece

Oysa dürülmüştür büyük bir âlem senin içinde.

** * *

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nda A.Ö.G. dedi ki: “Benim babam Binbaşı idi. 1948’de ordu içinde yarışma yapılmış. Babama ödül olarak Elmalılı Hamdi Yazır’ın Tefsirini hediye etmişler. Yani o tarihlerde bile ordunun durumu bu imiş, yani dindar sayılırmış. Ama biz NATO’ya  girdikten sonra, bu durum göze batmış olmalı ki, 1960  27 Mayıs ile EMİNSU  (Emekli İnkılap Subayları)  ismi altında dindarları temizlemişler. Anadolu’nun saf insanları ordu gençleştiriliyor şeklinde anladılar. Halbuki Ergenekoncular güçlendiriliyordu. Bu son süreci de iyi okumak gerekiyor.

Not: Hemşehrim olan emekli Albay Cemaleddin Gürlak amcaya sormuştum. Aynen öyle dedi. İyi niyetli saf  bir Anadolu insanı idi. “Amca dedim sizin arkadaşlarınız hep vatansever dindar Anadolu insanları…  Niye hep sizleri emekli ettiler?  Emekli olmayan ve sizleri tasfiye edenler sizin gibiler miydi?” dedim.  “Hayır” dedi. “Peki hiç bunun üzerinde düşündünüz mü?” dedim. “Hayır” dedi ama düşünmeye başladı.

** * *

Maalesef  bu tasfiye sadece orduya münhasır kalmamıştı. Çünkü, üniversitedeki pek çok vatan evladını da temizlediler. Bunlardan birisi de Prof. Dr. Fuad Sezgin’dir…

** * *

H.E.  “Mürid, tam mürid olunca artık Hakkın Muradı olur.”

“Kendisiyle kavgalı olan nasıl Barış Kahramanı olabilir.”

“K.Y.O. ağlayarak bana maalesef Turgut Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğünü söyledi.”

Bazı Yemenli, Pakistanlı, Bangladeşli ve Hindistanlı Müslümanlar İngiltere, Güney  Afrika vs. ülkelerde evlatlarını doktor, mühendis, avukat olarak yetiştiriyor hem de hâfız ve dinî ilimler sahibi yapıyordu. Hafta sonlarında camilerde, Kur’an Kurslarında çok güzel eğitmeye çalışıyorlar.

** * *

27 Temmuz  2018 gecesi H.E. konuşurken âniden “Lâ havle velâ kuvvete…”  çekmeye başlıyor… Aynı gece Moğolistan’da V.A. kaçırılmış. Bir komşusu fark ediyor. Devlete haber veriyor. Silahlı askerler uçağın etrafını çeviriyor ve zalim saldırganların elinden  arkadaşı geri alıyorlar. (Eğitime adanmış ruhlu bir mazlumdan ne istiyorsunuz be ibret-i âlem olasıcılar! Allah hakkınızdan gelsin de. Cezanız âhirete kalmasın. O daha zor, hiç olmazsa insanlara dünyada ibret olursunuz da bir işe yararsınız hem de âhiretin şiddetli ve dehşetli azabından kurtulursunuz.)

ŞAT: “Dr. Mazhar Osman, hastayı iyice dinlermiş. Sonra  ‘Son kısımlarını  tam anlayamadım, bir daha anlatır mısın?’  diyerek,  tekrar anlattırmış. Tekrar dinlermiş. Sonra da  sorular sorar iyice konuştururmuş. Artık hasta:  “Tamam tedavi oldun”  diyerek kalkar gidermiş. Bu husus, kitaplara da geçmiş. Yani insanları önce, enine boyuna iyice dinlemek gerekiyor. Zaten sizin dikkatlice dinlemeniz problemlerinin çoğunu çözüyor. Hepsini çözmese bile. Ama onları rahatlatıyor. Bu bile çok önemli…

** * *

Hz. Mevlâna’nın dediği gibi:

“İnsan, bazen meleklerin İMRENDİĞİ bazen de şeytanların İĞRENDİĞİ bir varlık.” Halbuki Cenab-ı Hak, Tîn Sûresinde, incire, zeytine, Tur-ı Sînâ’ya ve Emin Belde Mekke üzerine yemin üstüne yemin ederek hatta  yemin cümlesine benzer şekilde:  Muhakkak ki, BİZ insanı ahsen-i takvim üzere (en mükemmel kıvamda en güzel surette, bütün  âlemlere bir fihrist olarak)  yarattık” buyuruyor. “Ne var ise âlemde /  Âdem’dedir Âdem’de” yani Âdem evladı insanda… Nüsha-i Âlem insanda…