Osmanlı'nın hatırı var

1936’da, Üstad Bediüzzaman Hazretlerini mecburî ikamet şartıyla Kastamonu’ya sürerler. Yaşadığımız bu süreçte olduğu gibi propagandayla, iftiralarla ve algı operasyonlarıyla, herkesi korkutup ürküterek yanına yaklaşılmaz zararlı bir insan haline getirirler. Yanına ancak kelle koltukta gelebilen yiğitler sokulabilir. Bunlardan birisi ÇAYCI EMİN (Yemen Bey) dir. Dedesi Maksut Ağa, Osmanlı döneminde bir kavga yüzünden Diyarbakır Cezaevinde mahkum olur. Yıl 1914. O dönemde askerlerimiz Sarıkamış’ta donarak şehit olmuşlardı. Osmanlı, günlerin şartlarının icabı Maksut Ağayı iki arkadaşıyla birlikte tahliye eder. Karşılığında, onları kendilerini Van ve Khoy arasındaki Kotor Sancak’ına gönderir. Bu bölge onlara teslim edilir. Rus ve Ermeni çeteleri karşısında mazlum halkı koruma işi bunlara bırakılır. Yola çıkmadan önce Kur’an’a el bastırılır dualar edilir ve Diyarbakır Müftüsü tarafından yola konulur. Kendilerine verilen mektubu Kotor Sancak Komutanına teslim ederler. Halkla tanıştırırlar ve gerekli silahlar ve teçhizat kendilerine verilir. Kısa zamanda kerrü-fer (vur-kaç) taktiği ile Ruslara ve Ermenilere geçit verilmez. Sonra bunlar şehit edilir. Ama hemen Maksut Ağa yerine Abdullah geçer. Tam bir gerilla taktiği o da direnir. O da şehit edilince torun Emin (Yemin Bey) sancağı devralır.
Maalesef Osmanlı yıkılınca oralar İran tarafında kalır ve tamamen şiilere terkedilir. Emir Beye, “Şii ol, sana mülk ve imkan verelim” derler. O bunları reddedip Van’ın Saray ilçesine çekilir. Fakat Van Valisi burada kalabilmesi için kişi başına bir altın ister. Buna çok içerleyen Emin Bey, kabul etmez. Bunun üzerine Vali, onun aşiretini Ahlat Purkus köyüne ikamete mecbur eder. Şeyh Said, isyanında hiç alakası olmadığı halde Vali şikayet edip oradan da Kastamonu’ya sürgün edilmelerine sebep olur. Ama bu yiğit adama kaderin gizli bir mazhariyetine yol açılmaktadır.
Kısa zaman bu badireler kendisine çok ağır gelir. Ama hep sabreder. “Nasıl tahammül ediyorsun?” diyenlere o, “Karşındakiler, Rus değil, Ermeni değil… Ne edelim bize sabır düşer. Ne de olsa, Osmanlının hatırı var” der…
Elde avuçta bir şey kalmayıp bıçak kemiğe dayanınca, Valiye çıkar. “Vali Bey, bizi burada iskana mecbur ettiniz. Bana bir iş verin!” der. Vali “Ben çalışıyorum, sen de çalış” diyerek polis zoruyla dışarı attırır. Dışarı atılınca elini belindeki silahına atar. Mermiyi ağzına verir. Tam bu sırada önünde Belediye Meclis üyesi Mehmet Bey geçmektedir. Selam verir ama Emin Bey farkında bile olmaz. Mehmet Bey sıkıntılı bir hal olduğunu anlar. Eski bir Efe olan Mehmet Bey, ısrar edip meseleyi anlayınca, Emin Beyi alıp Vakıflar Müdürlüğüne götürür. Sonra boş olan Nasrullah Cami altında çaycılık yapmasını teklif eder. Hem “Bak sen, gel burada Acem çayı yap. Gör bak, validen bile fazla kazanırsın.” der. Gerçekten kısa zamanda maaşından çok para kazanır…
Bir gün Nasrullah Camii şadırvanında abdest alan Üstad Hazretlerini görür. Yanına yaklaşıp: “Kurban sen kimsin ve nerelisin?” diye sorar. Üstad da durumun kritikliğinden dolayı bir yol gösterir öbür gün dikkatlice buluşurlar. Artık Asrın garibi ve büyük dertlisinin talebesi, adeta eli ayağı olur.
Kastamonu hizmeti deyince ilk akla gelen Mehmed Feyzi Efendi ve Çaycı Emin Bey’dir.
Kaderin garip tecellisiyle, yiğit bir aşiretin şehit olan Maksud Beyin torunu ve şehit Abdullah Beyin torunu Emin Bey, Çağın Adamı, “beyin yapıcımız” Bediüzzaman Hazretleri talebesi ve yardımcısı olur.
Zaten o günlerde, yanına hiç kimse yaklaştırılmayan Üstadın etrafında ortak vasıfları kahramanlık, cesaret, şecaat olan kimseler hizmete koşabilmişlerdir.
(Kaynak, İhsan Atasoy, Bediüzzaman’ın Sır Kâtibi Mehmet Feyzi Efendi)
Bu haberler de ilginizi çekebilir

ERTUĞRUL İNCEKUL

SAFVET SENİH

TÜRKMEN TERZİ

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

Cemil Önal cinayetinde yeni gelişme: Şüpheli Frans...

Şişli Belediye Başkanı Şahan'dan sert savunma geld...

Fransa: İsrail Güney Lübnan’ı işgal etmekten vazge...

Ekonomistlerden sermaye uyarısı: Türkiye'den kaçıy...

İBB itirafçısı Murat Kapki: 'Ailem için yaptım'







