Hayat Harekettir

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Çarşamba, Mart 25 2026
Paylaş
X Post
Hayat Harekettir

Geçen hafta Ahmet Altan’ın Paris’in önemli mekânlarından La Bibliothèque de l’Institut’de okurlarıyla buluştuğu programa katıldım. Okumanın ve edebiyatın ne denli sihirli bir formül olduğunu bir ustanın ağzından tekrar duymak bana ayrı bir ferahlık verdi.

Dünya nüfusunun bugün yüzde 85’i okuma yazma biliyor, bu rakam yüz yıl önce yüzde 20’lerdeymiş. Okumak ise bir sanat ve ince işçilik. Abur cubur demeden yiyen insanlar gibi her gördüğünü okuyanlardan bahsetmiyorum. Planlı, seçici ve şuurlu bir okumayı kastediyorum.

Ahmet Altan usta da edebiyatın kendisine hapishanedeyken açtığı geniş alanı anlattı. Bir yazarın canı dâhil her şeyini alabilirsiniz ama “hapishaneye de atsanız yazılarını elinden alamazsınız”, dedi ve bir hatırasını anlattı: “Gardiyanı çok stresli gördüm ve sebebini sordum, bana ‘Siz yazıp okuyorsunuz, bu yüzden depresyonda değilsiniz ama okuyup yazmayanlar depresyondalar. Bu yüzden bizimde işimiz çok zorlaşıyor’ dedi.”

 

Hayat Harekettir

 

Hayatın hareket olduğunu ve hareketiniz yok edilirse hayatınızın da tükeneceğini, ama zihinde başlayan bir hareket ve hayal ile yeniden hayat bulacağınızı anlattı.
“Zamanı ölçecek bir şey olmadığında canavar gibi seni ezip geçiyor. Hapishane öyleydi. Hücrede 12 günde 7 kilo verdim. Zamanı neden insanlar parçalara bölüyorlar, orada anladım. Hayat harekettir. İçerisi hareketi yok eder. Edebiyat bu hareketsizlik içinde bir hayat oluşturur ve kurtarıcıdır.”

 

Edebiyat Bir Teleskoptur

 

Edebiyatın edep boyutu vardır. Edebiyat insanı erdemli olmaya, başkalarının da sorumluluğunu üstlenmeye davet eder. Zihin dünyamızda oluşan gerçeklerle dünyanın gerçeklerini karşılaştırma ve hakikate yaklaşma imkânı sunar.

Edebiyat kimileri için müzik, kimileri için sanatın farklı bir alanı, kimileri için ibadet, kimileri için de farklı bir tutkudur, idealdir. Hayata bizi bağlayan, hareket alanı açan her ne varsa, zihin ve ruh dünyamızda bizler o gerçeklerle hayata tutunuyoruz veya yok oluyoruz. İşte Altan da bu gerçekliğe dikkat çekti:

“Edebiyat insan ruhuna bakan bir teleskoptur. Yeryüzünde kimse gerçekliğini göstermez. Edebiyat yazan, her duygu ve düşünceyi yazabilir. İşte o zaman derinliği ile gerçekleri görürsünüz.

Romanda bir düzen, bir kanun olduğuna inanmıyorum ben; çöl yürüyüşü gibidir. Çöl fırtınası, yakıcı güneş… Yüzlerce sayfayı geçmek bir maceradır.

Zamanı genişleten bir iksirdir edebiyat. Bir acı çektiğinizde ve çekeceğinizde yapacağınız en iyi şey zamanı genişletmektir. Acılar sınırlarımıza sığmıyor. Edebiyat, tarih, müzik, sanat zamanı genişletir. Bu acının sadece senin başına gelmediğini anlayacaksın. Bu, acıyı hafifletir.”

 

Yazmak Bir Devrim ve Direniştir

 

Yazıların otoriter rejimleri darmadağın eden bir tesir gücü vardır. İbn-i Rüşd’ün “Fikirlerin kanatları vardır, kimse insanlara ulaşmasını engelleyemez.” sözü bunu ifade eder. Dikta rejimlerinin susturamadığı tek güç yazı ve düşüncelerdir. Yüzyıllar sonra bile elinize aldığınızda bir cümle, hakperestçe yazılmış bir beyan, tüm görkemli saltanatları yerle bir eder. Güç sahipleri sizin hayatınızı karartabilir ama siz bir yazı ile çevrenizi aydınlatabilirsiniz.

 

Emile Zola’nın Dreyfus’a desteği bir çağın kapanmasına zemin hazırlamıştır. Okurların fikriyatına seslenebilirseniz, hissetmesini sağlarsanız en büyük devrimi gerçekleştirmiş olursunuz. Edebiyat, hiç tanımadığınız insanlarla sizi buluşturur ve dünyanın bir kentinde edebiyat sizi bir araya getirir.

Ahmet Altan, yazıya ihanet etmediğini ve babasına verdiği sözü tuttuğunu da anlattı. Yazı insanı özgürleştirir. Her kelime kanat takar, dünyanın dört bir yanına uçar. Günümüz ezber ve tekdüze dünyasında, her şeyin popüler kültürle birbirine benzemeye başladığı bir dönemde yazmak ve okumak bizleri zenginleştirir, ruh dünyamızı takviye eder.

 

Sebeplere günümüzde bir tapınma var; adeta sebepler üstü ve onları var eden kudret unutulmuş gibi… İşte maddeciliğin bu kadar kesif olduğu bir zamana yine aydınlık verecek olan edebiyat, vahiyle aydınlanmış okumalar ve yeryüzü mirasçısının vasfı niteliğindeki sanatın farklı dilleri yeniden kurtuluşumuz olacaktır.

 

 

https://open.spotify.com/episode/4kXoP04uTXRkSkNnRKLIR7?si=vpNQW-YbRyihtsniTUfjWA