Özgür Özel'den çarpıcı iddia! 'Akın Gürlek Erdoğan'ın telefonlarını...'

Özel’in canlı yayında yaptığı açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
(Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçeceği iddialarının sorulması üzerine) “Kendisinden böyle bir şey duymadık. (Konuştunuz mu?) Yok. Ben aradım kendisini, ben aradığımda kapalıydı herhalde telefon. Ama arkadaşlar ‘Arıyoruz, açmıyor’ dediler. Bir takım söylentiler duyulmuş. Daha doğrusu önce Burcu Hanım, Ankara’ya gelmiş. Burada belediye başkanlarımızla temas ediyor. Ben görüşemedim, ulaşamadım. Bunun dışında tabii bu kadar gün geçiyor. Siyasette iki gün filan çok uzun zamanlar. Bir söylenti yürüyor. Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa geçen zaman iddiayı güçlendirir bu işlerde. İddia artık gerçek olarak kabul görmeye başlar.
Öyle bir şey ki bakın, Akın Gürlek’in tapu kayıtlarını açıkladım. 16 tane tapu kaydı. Bu tapu kayıtlarıyla ilgili açıklama yapması lazım. Bu açıklamaları yapacağı gün çıkıp ‘Bende dört tanesi var’ diyor. 12 tanesini gizliyor. ‘Ama Özgür Özel konusunda Muhittin Böcek itirafçı olacak, daha zamanı var’ diyor. ‘Manisa’da bir benzinlikte bir para ilişkisi var’ diyor. Bu iddiası benim o gün Ankara’da olmamla… Polis kayıtlarıyla ki ben tam korumaya, zorunlu korumaya tabiyim. Ben ancak korumadan kaçarım, onu da hemen rapor ederler ‘Kaçtı’ diye.
Şimdi bugün Gökhan’ın ifadesi aynı tarihi de içeriyor; o ‘15 Ocak’ diyordu. 5 – 20 Ocak arası bir tarih. Bu sefer genel merkezde. Genel Başkan yok. Altıncı katta aldını bilmediği birisi var. Veli Ağbaba ile ilişkilendiriyor aklınca, bir şey söylettirmeye çalışıyorlar çocuğa. Önce ‘50 milyon dolar’ dediler. Sonra 20 milyon dolar, şimdi 1 milyona indirmişler. Ankara’dan buraya almışlar ve benzer bir ifade. O zaman Bakan’ın Manisa ile ilgili söylediği her şeyin bir kumpas olduğu, yapmaya çalışıp beceremediği, ‘Bunu imzala’ dedikleri gün gibi ortada.”
Şimdi buradan başka kumpas kurmaya çalışıyorlar. İfade etmeye çalıştığım şey tamamen baştan aşağıya yalanlarla dolu, partiyi, kurumu, insanları itibarsızlaştırmaya yönelik ve bir yalanı örmeye yönelik bir iş var. İşin kötüsü de bu iş İstanbul’da yapan şimdi Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu. Hakimler ve Savcılar Kurulu da kendisine bağlı.
Bütün yetkiler elinde ama eline, yüzüne bulaştırmış bir şekilde bu işlerde artık her attığı adım bir önceki attığı adımı da yalanlayan korkunç bir hale gelmiş. Çıkıyor televizyonlarının karşısına dün akşam, ‘O etkin pişmanlık ifadesi verdi. Bu etkin pişman…’ Sen savcı değilsin ki. Sen bir kere bakansın. Sen yürütmesin, onlar yargı. Bağımsız. Artı soruşturmalarda gizlilik var. Bırak sen bakanı, herkes açısından gizli. Bunun sana söylenmesi ki ‘Arkadaşların haber verdiğine göre… Arkadaşlar söylediler’ diyor. Bunlar ve halen daha oradaki iddianameyi savunuyor. Yürütme ile yargı ayrılığını düşünün. Neler yapıyorlar? Acayip bir durumla karşı karşıyayız.
Ama şunu söyleyeyim. Bakın çok net ilk kez de burada bir şey söyleyeceğim, Sözcü televizyonunda olacak. Bu bakanın tapuları. Ben bunları gösterdim. (Size bir dava açtı değil mi?) Biz de ona açtık. O davada inşallah bütün Türkiye’nin önünde hakim… Hani ne korkmak, ne cesaret göstermek… Bu tapu numaralarını resmi yazıyla Bakanlığa sorduğunda her şey ortaya çıkacak. Zaten ilk kez burada açıklayacağım bir kanıtı da söylüyorum size. Bakın burada toplam 16 tane tapu var. Sadece dördünü gösterdi ki o dördü de korkunç.
Mahall diye bir firmadan İzmir ve Ankara’da toplam üç tane. Dört tane kaydın son üçü son üç ayda edinilmiş. Öbürleri son iki – üç ayda elden çıkarılmış ki görünmesin diye. Bu tapuların burada ID numaraları var. Murat Kurum’a defalarca seslendim. Desin ki ‘Şu ID numarası bu tapuya ait değil. Şu tarihte o tapu Akın Gürlek’te değildi.’ Hatta Akın Gürlek‘in Bakanlığa ‘Tapu kayıtlarını silebilir miyiz?’ dediği, Bakanlıktan ‘250 yıldır tutuluyor kayıtlar, neyi siliyorsun?’ cevabını aldığını da biliyoruz.”
Bakın bu ID’lerden herhangi birisi yalanlanmadı ve yalanlanamayacak. Murat Kurum’a diyorum; ‘Yalansa yalan de, doğruysa doğru de.’ Bunu söylemiyorlar ya şimdi bir şey çıktı ortaya. Bir iş var. Belediye gelirlerinin artırılmasına yönelik bir tebliğ var. Bunun için Bakanlık tapu dairelerinde yapılan satışları alıyor ve belediyelere bildiriyor. Diyor ki ‘Şurada, şurada, şurada el değiştirme oldu. Gelip sana başvurmadıysa kaçırma. Çağır, işlemini yap, alacağın parayı al, gelirini arttır. Emlak vergi al vs.’ Bazıları tapuda alıyorlar, belediyeye bildirmiyorlar görünmesin diye.
Bakın, çok net. Bu 16 tapunun dışında TEMA’dan ev aldı, daha tapusu yok. Tapusu üstüne geçmedi. Yalanladı. TEMA basın bildirisi yayınladı; ‘Aldı ama ucuza vermedik, değerinde verdik’ diye. Bakın, Senfoni Evleri İstanbul’da muhteşem bir yerde. 95 milyon liralık. Alıcı adı – soyadı; Akın Gürlek. Emlak Konut. Satış işlemi, parafıyla. Bunu Emlak Konut yalanlayamıyor. Yalanlasın Murat Kurum. Emlak Konut’un sadece tek başına, bakın bu 16 tapu dışında 95 milyon liralık… Yani normalde Anadolu’da bir evin 3 milyon lira olduğu söyleniyor. Anadolu’da 30 ev parasına Senfoni Evleri’nden yer alıyor. Şimdi sanıyor ki ‘Ben Özgür Özel‘e oradan bir iftiracı çocuğa…’ ‘Oradan – buradan topladım. Götürdüm, teslim ettim.’ Manisa benzin istasyonu tutturamadılar. Baz yok, kimse yok.
(Yeni belgeleri açıklamak için neden 15 gün bekliyorsunuz?) “Hazırlığını yapıyoruz, daha gelecek yeni belgeler. ‘Belge açıklayacağım’ demedim bu arada. Bir yeni basın toplantısı yapacağım ve ikinci fazını açıklayacağım. Görecek bakalım, görecek Türkiye. AK Parti nasıl birisiyle bu operasyonları yürütmüş ve gelinen noktada nasıl birine Adalet Bakanlığı gibi, bence bakanlıklar dağıtılırken en dikkatli olunması gereken yer. Adaleti teslim ediyorsun, adaleti.
(Mutlak butlan konusunun niye hep gündemde olduğu ve bu yönde bir kararın çıkması beklentisinin olup olmadığının sorulması üzerine) Partiyi tartıştırmak için gündemde. Gelmez, geleceği varsa göreceği var. Denemesi bedava. Bunu Erdoğan için söylüyorum. Bugün normal şartlarda gelmez. Olacak iş değil. Olursa ne olur? Ekonomi sonuçları olur, siyasi sonuçları olur. Bu konuda şunu söylüyorum bakın, mahkeme kendisi kararını versin. Denemesi bedava. Bu kadar söylüyorum. Yani ‘efendim mutlak butlan gelirse ne olur, şu olur, bu olur.’ Denemesi bedava. AK Parti perişan olur. Millet böyle şeyleri affetmez, çok net.
Erdoğan’ı da dinliyorum, bana bir şey yapamaz!
Ben ‘Camide VIP odada görüşüyorsun’ diyene kadar Erdoğan’ı cumaları gidip Hazreti Ali Camii’nin VIP odasında buluyordu bu (Akın Gürlek). Konuşuyordu. Ben onun dediğimden beri konuşmuyorsunuz. Yalansa ‘yalan’ deyin. Dinle. Şimdi kripto telefon var aranızda. Erdoğan’la kriptolu telefonla görüşüyor. Düşün. Bütün yargı süreçleri ile ilgili bilgiyi kripto telefonla veriyor. Yakınlarına, çevresine, ‘Erdoğan’ı da dinliyorum, bana bir şey yapamazlar’ diyorsun. Akın Gürlek Erdoğan’ı da dinlediğini söylüyor.
Buradan Sayın Erdoğan duymadıysa ihbar ediyorum. Şimdi Erdoğan’a da bir sürpriz yapacağım. “Erdoğan’ı da dinliyorum!” diyor, kriptolu telefonu kayda aldığını söylüyor. Erdoğan’ın ailesinin bu işten rahatsız olduğunu ve Erdoğan’a bir şey anlatmaya çalıştığını da duyuyorum. Şimdi Sayın Erdoğan’a söylüyorum. Akın Gürlek‘in sana bilgi olarak verdiği, ‘Ekrem İmamoğlu’nun babasının bahçesinde 10 küp altın bulduk’ meselesi yalan. Öyle bir şey yok. Bulunmadı. Ama Erdoğan’a ‘Buldum kanıtı bende, merak etme’ diyormuş.
Aile, Erdoğan’ın buna inandığını ve Akın Gürlek’in Erdoğan’ı buna inandırdığını söylüyor. Böyle bir atipik durumla karşı karşıyayız. Sayın Erdoğan’a buradan ilan ediyorum. Evet o kazı yapıldı ve hiçbir şey bulunmadı. Arama tutanakları elimizde. Herkesin gözünün önünde kazıldı, O bahçeden ne kasa ne küp ne altın çıktı. Ama Erdoğan Akın’ın, Akın Gürlek’in kendisine ‘10 küp altın bulduk merak etmeyin, hepsi elimizde’ dediğini söylüyor. Ve Erdoğan’la kriptolu telefondan yarısı doğru yarısı yalan bir çok beyanat verdiğini kendi ağzından talimatlandırarak.
Örneğin ‘Efendim şunu yapalım mı?’ Onun da ‘Tabii tabii’ dediğini, bunları kayda aldığını, ‘Yarın bana bir şey yapamazlar Erdoğan’ın sesini kaydediyorum’ diyor. Net. Bu kadar açık söylüyorum. ‘Bunlar yok’ diyorlarsa çıksınlar ‘yok’ desinler. Şimdi kendisi belki ‘yok’ diyecek. Ayrıca aileye sesleniyorum. Birileri babanızı 23 yılın sonunda artısıyla eksisi ile. Seçim kaybeder, önceki Cumhurbaşkanımız olurdu. Şimdi bir darbe girişimine girildi, çıkıldı.
Öyle bir işin içine batıldı ki bu işin sonunda gerçekler eninde sonunda çıkıyor, çıkacak her şey. O yüzden herkes aklını başına alsın, çok büyük bir tehlike var. Artık bu Sayın Erdoğan’ı da Adalet ve Kalkınma Partisi’nde zaten çok büyük bir rahatsızlık var. Ama çok büyük tehlikeli bir noktaya gelmiş durumda. Hele hele o kendine bağlı kolluk gibi bir şey de oluşturmaya çalışılırsa artık. Ne olacak. Şey mi? Başka bir kolluk var orada. Zaten bütün şehirlerdeki saygın Cumhuriyet başsavcılarına ‘Ben Türkiye başsavcısıyım, senin oraya operasyon yaparım’ diye neler neler yapmıştı. Şimdi gelmiş burada kendisini fiilen böyle kendine bağlı kolluğu olan öyle federalleri olan kendini böyle şey gibi görüyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

ABD-İRAN savaşı: Rubio umutla İran'dan haber bekle...

İHD: 'Şaban Yasak' kararı derhal uygulanmalı mahku...

“ER Kids Club” ile iyilik nesilden nesile taşınıyo...

ABD'den yeni UFO hamlesi! Dünya bunu konuşuyor!

Fatih Erbakan, Cumhurbaşkanlığı seçimi için Mansur...







