Parası olana uyarı, fakire bedensel ceza: Taliban'ın 'Sınıflı' adalet sistemi

Okuma Süresi 17 dkYayınlanma Pazar, Şubat 15 2026
Paylaş
X Post
Taliban'ın yeni ceza yasası, Afganistan'daki insanları Hindistan'da yasaklı olan kast sistemi gibi belirli sınıflara ayırıyor. Ayrıca köleliğin önü açılıyor, kadınlara şiddet meşrulaştırılıyor.
Parası olana uyarı, fakire bedensel ceza: Taliban'ın 'Sınıflı' adalet sistemi

Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana Afganistan’da insanlar, şiddet, baskı ve ağır insan hakları ihlallerinden oluşan bir sarmal yaşıyor. Son adım olarak Taliban, dinî normların aşırı yorumuna ve liderliğe mutlak itaate dayanan yeni bir ceza yasası sundu.

İnsan hakları örgütü “Tolerance” (Hoşgörü), Ocak ayı sonunda söz konusu düzenlemenin Afgan mahkemelerine iletildiğini bildirdi. Düzenlemede cezaların değerlendirilmesinde toplum dört gruba ayrılıyor: Âlimler, aşiret liderleri ile soylular (tüccarlar, memurlar), orta sınıf ve alt sınıf.

Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden önce Kandahar vilayetinde temyiz mahkemelerinin başkanı ve yargıcı olarak görev yapan Zabihullah Ebrahimi, yeni yasanın amacını DW’ye şöyle değerlendiriyor:

“Bununla halkı sınıflandırmak istiyorlar ve bilinçli olarak aşağılayıcı kavramlar kullanıyorlar. Yasa, insan onuruna büyük değer veren İslam’ın temel prensipleriyle açıkça çelişiyor.”

Ebrahimi ayrıca, yeni yasada hükümet yetkililerinin genel olarak “âlim” olarak tanımlanmasını, varlıklı tüccarların daha değerli kabul edilmesini ve güç ile zenginliğin bir anda bilgi ya da ahlakî üstünlüğün göstergesi olarak yorumlanmasını da eleştiriyor.

Öngörülen cezalar da buna paralel biçimde adil değil. Örneğin, ayrıcalıklı gruplar için uyarı ya da yazılı ihtar gibi hafif yaptırımlar yeterli görülürken yoksul kesimlere mensup olanları bedensel cezalar bekliyor.

Belgede “Gholam” (köle) gibi kavramlar hukukî terim olarak kullanılıyor ve kadınlara yönelik şiddet meşrulaştırılıyor. Kadınlar, anne-babalarını ziyaret etmek dahil neredeyse her eylem için eşlerinin iznine ihtiyaç duyuyor. Bu onay olmasza cezai yaptırımlar öngörülüyor.

Hukuk devleti yerine şeriat hükümleri

Yasa, dini azınlıkların ve farklı düşünenlerin sistematik biçimde bastırılmasını da hedefliyor. Sadece Hanefi mezhebine mensup olanlar eksiksiz biçimde Müslüman sayılıyor, diğerleri ise “sapkın” ya da “kâfir” olarak sınıflandırılıyor.

Taliban’ın, Sünni İslam hukukunu (fıkıh), kendi emelleri doğrultusunda bir dışlama ve baskı aracı olarak kullandığını vurguluyan hukukçu ve eski yargıç Abdul Mümin Ziya Badakhsh da DW’ye şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Hatta pek çok Taliban mensubu, Kur’an okumayı bile bilmiyor. Bazı fıkhî hükümler, zamanın koşullarına uyarlanmalıdır. Taliban ne dinin ne de toplumun ruhunu anlıyor; yoksa kölelikten söz etmezlerdi.”

Yeni kanunla adil yargılanmanın temel ilkeleri ortadan kaldırılıyor. Masumiyet karinesi, avukatla savunma hakkı, susma hakkı ya da işkenceye karşı korunma gibi haklar fiilen ortadan kaldırılıyor.

Yasa, sadece yargıçlara değil, özel kişilere de sözde “günahkârlara” karşı harekete geçme yetkisi tanıyor. “Fesat”, “isyan” ya da “ahlaksız toplantılar” gibi muğlak kavramlar, yetkililere muhalifleri, aktivistleri ya da sıradan vatandaşları gözaltına alma ve cezalandırma konusunda neredeyse sınırsız güç veriyor.

Yasayı eleştirenlere “şeriat karşıtlığı” suçlaması

Taliban yönetimindeki Adalet Bakanlığı, yasaya yönelik her türlü eleştirinin “şeriata muhalefet” sayılacağını ve cezai kovuşturmaya tabi tutulacağını resmî bir açıklamayla duyurdu. Açıklamada, tüm yasa metinlerinin Kur’an, Sünnet ve Hanefi fıkhının temel kaynak eserleri esas alınarak hazırlandığı belirtildi.

Eleştirmenler ve insan hakları örgütleri açısından yeni yasa, güvenlik güçleri ve adlî mercilere kapsamlı müdahale yetkileri tanıyor. Ayrıca bireysel özgürlükleri kalıcı biçimde bastırmanın yanı sıra her türlü siyasi muhalefeti daha filizlenmeden boğmayı amaçlıyor. Böylece Taliban iktidarı, hukukî olarak güvence altına alınıyor.

Yoksulluğa rağmen güvenliğe büyük yatırım

Taliban aynı zamanda güvenlik aygıtına büyük yatırımlar yapıyor. Dünya Bankası’na göre, 2025 mali yılının ilk dokuz ayında toplam 202,9 milyar Afgani (yaklaşık 2,5 milyar euro) harcandı. Bunun yaklaşık yüzde 48’i, yani yarıya yakını güvenlik sektörüne yönelikti.

Tüm bunlar olurken Afgan toplumu yoksulluk içinde daha da derinlere sürükleniyor ve ekonomik kriz giderek büyüyor. 2025/26 kışında 17 milyondan fazla insan, ciddi açlık tehdidi altında ve nüfusun neredeyse yüzde 95’i yeterince beslenemiyor.

Parası olana uyarı, fakire bedensel ceza: Taliban'ın 'Sınıflı' adalet sistemi