Putin’den küresel güvenlik mimari önerisi: Daha adil çok kutuplu dünya düzeni

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Pazartesi, Ocak 19 2026
Paylaş
X Post
Putin’den küresel güvenlik mimari önerisi: Daha adil çok kutuplu dünya düzeni

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin'de yabancı büyükelçilerin güven mektuplarını kabul töreninde yaptığı açıklamalarda, Moskova’nın önerdiği küresel güvenlik mimarisinin temel ilkelerini, Batıya hem uyarı hem de bir dış ilişkiler doktrini yaklaşımında anlattı. 


Putin'in açıklamaları, Rusya'nın Ukrayna savaşına bakışını da ortaya koydu. Bu bakış, sadece bir sınır çatışması değil, daha geniş bir küresel güç mücadelesinin ve güvenlik mimarisine dair temel bir anlaşmazlığın parçası. Dolayısıyla, Moskova için kalıcı çözüm adına, daha geniş sorunların ele alınması gerekiyor ve haliyle diplomasi için son derece karmaşık bir zemin oluşturuyor.  Sonuç itibarıyla tarafların temel pozisyonları değişmediği sürece, yakın vadede gerçek bir barış anlaşması olasılığını düşük gösteriyor.


Ayrıca Kremlindeki konuşmanın temel tezlerini, Rusya'nın Batı merkezli mevcut uluslararası sistemin eleştirisi ve BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü gibi alternatif yapılar etrafında şekillenen yeni bir küresel denge arayışının tutarlı bir parçası olarak görmek gerekir. "Çok kutupluluk" vurgusu, Rusya'nın tek süper güç dominasyonuna karşı çıktığını ve ABD'nin küresel liderlik rolünü sorguladığını gösteriyor. 


Bu söylem, Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki gerilimler ve artan Doğu-Batı ayrışması bağlamında, dünyanın yeni bir güç mücadelesi ve bloklaşma dönemine girdiği yönündeki yaygın analizlerle örtüşüyor. Yani bu açıklama, Rusya'nın yeni düzende kendine güçlü ve bağımsız bir kutup olarak yer edinme hedefini bir kez daha teyit etmiş oldu.


Putin’in konuşmasında özetle, "eşit ve bölünmez güvenlik" ilkesine dayandırdığı temel değerler, tüm devletlerin güvenliklerinin birbirine bağlı olduğunu ve herhangi bir ülkenin güvenliğinin diğerlerinin zararına olamayacağını savunan bir üslup içerdi. Tek taraflı askeri bloklar yerine, tüm ülkelerin güvenlik garantilerine sahip olduğu, uluslararası hukuka dayalı, çok kutuplu bir dünya düzeni kurulmasını vurgulayarak, son dönemde Washington’un Venezuela, Greenland ve başka bölgelerdeki tutumunu üstü kapalı kritik yapmış oldu. Zira Venezüella’ya yönelik saldırı, çok kutuplu dünya projesine ve BRICS grubuna karşı ilan edilmiş bir çeşit savaş anlamına geliyordu.


Moskova'nın güvenlik endişelerinin görmezden gelinmesi krizlerin başlangıcı


Putin günümüzde yaşanan uluslararası olayları "giderek kötüleşen" bir ortam olarak niteledi ve dünyada "onlarca ülkenin haklarının saygı görmemesinden, kaos ve hukuksuzluktan muzdarip olduğundan" şikayet etti. Ukrayna'daki savaşın sona ermesi için ise Rusya'nın önerdiği yeni bir güvenlik mimarisinin tartışılması gerektiğinin altını çizdi. "Ukrayna'da barışın tesis edilebilmesi için, yeni, güvenilir ve adil bir Avrupa ve küresel güvenliğe dönmek gerekiyor" dedi. Rus lider, "Onları tatmin edebilecek seçenekler ve rasyonel çözümler önermiştik" diyerek Batı'nın (özellikle NATO'nun) genişlemesi ve Moskova'nın güvenlik endişelerinin görmezden gelinmesini krizlerin başlangıcı olarak nitelendirdi. 


Bu arada Washington yönetiminin iç politika sıkışmışlığından dolayı, bazı konularda hızlı ilerleme isteğini buraya eklemek gerekir. Trump siyasi olarak somut sonuçlara ihtiyaç duyuyor. Ve bu yılki ara seçimler bu açıdan önemli olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, Trump'ın dikkatinin Venezuela, İran ve Grönland gibi diğer dış politika sorunlarına dağıldığını da görüyoruz. Yani her zaman Rusya-Ukrayna çatışmasına odaklanması mümkün değil. Bazen, dünyanın diğer bölgelerinde yaşanan dramatik olaylar gerçekten de arka plana düşüyor. 


Bunun farkında olan Putin, bu nedenle, küresel güvenlik temini sadece Ukrayna'daki çatışma hatlarını dondurmak değil, tüm Avrupa güvenlik düzenini yeniden müzakere etmek şeklinde mümkün olabileceğini vurguluyor. Rusya Devlet Başkanının bu net ifadeleri, Ukrayna'da ateşkes veya barış görüşmelerinin, Rusya'nın daha geniş jeopolitik ve güvenlik taleplerinin (NATO'nun genişlemesinin durdurulması, Ukrayna'nın tarafsızlığı, Rusya'nın etki alanının tanınması gibi) masaya yatırılması şartına bağlı olduğunun altını çiziyor aslında.


Kremlin’in ve Batının pozisyonları çelişiyor 


Fakat Kremlin’in bu pozisyonu Batının duruşu ile tezat oluşturuyor. Rusya’nın güvenlik talepleri, Ukrayna ve Batı müttefiklerinin temel pozisyonuyla – özellikle Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü vurgusuyla – doğrudan çelişiyor. Batı, Putin'in "yeni güvenlik mimarisi"nden, Rusya'ya komşu ülkeler üzerinde veto hakkı tanıyan ve Soğuk Savaş dönemi etki alanlarını yeniden canlandırmayı amaçlayan bir düzen anladığını düşünüyor. İşte bu tezat yaklaşımlar olası herhangi bir müzakere sürecinin önünde devasa engeller oluşturuyor. Ukrayna ve Batı, Rusya'nın bu tür taleplerini kabul etmeyi reddediyor ve bunu bir zafer olarak görmüyor.


Putin'e göre, diyalog yerine, "dayatmaları kabul edilebilir görenlerin monoloğu" duyuluyor. Bu, diplomasinin tehlikeli eylemlerle ikame edildiği anlamına geliyor. Bazı ülkelerin kendilerini savunacak güçten yoksun olduğunu ve kaos yaşadığını belirten Putin, "Güvenlik, bazı ülkeler pahasına diğerleri için sağlanmamalıdır" dedi. Mevcut durumdan çıkış yolunun, "daha adil çok kutuplu bir dünya düzenine" tüm dünya toplumunun katkı sağlaması olduğunu savundu. Rus lider, bu yeni düzende tüm ülkelerin eşit konumda olması gerektiğini daha önce de vurgulamıştı. Eylül 2024'te Çin ziyaretini tamamlarken, çok kutuplu dünyanın konturlarının zaten şekillendiğini ifade etmiş, "İşbirliğine ilgi duyan tüm ortaklarla, gerçekten açık ve karşılıklı yarar sağlayan ilişkileri sürdürmeye niyetliyiz" demişti.