Rol-Model Abla ve Abiler Işık Evlerde Mayalanır

Okuma Süresi 12 dkYayınlanma Çarşamba, Şubat 18 2026
Paylaş
X Post

ROL-MODEL ABLA VE ABİLER, Işık EvLERDE MAYALANIR

Hizmet Hareketi’nin eğitim felsefesini anlamak için yalnızca okullara, müfredata ya da kurumsal yapılara bakmak yeterli değildir. Asıl bakılması gereken yer, bu yapıları ayakta tutan insan unsurudur. Rehber öğretmenlerin, mentorlerin ve rol-model abla ile abilerin hangi atmosferde yetiştiği, hangi değerlerle yoğrulduğu ve hangi manevî disiplin içinde şekillendiği bu sistemin özünü oluşturur. Bu çerçevede “Işık Evler”, Hizmet eğitim anlayışının hem manevî hem pedagojik temelini teşkil eden bir zemin olarak karşımıza çıkar.

Tarihî ve Manevî Arka Plan

Hizmet Hareketi’nin ilk Işık Evi 1968 yılında İzmir’de açılmıştır. Ancak bu evlerin fikrî ve manevî kökleri daha erken dönemlere, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebeleriyle birlikte yaşadığı ev hayatına dayanır. Üstad’ın evindeki manevî hava, ibadet disiplini, ilim merkezli yaşam tarzı ve talebeleriyle kurduğu yakın eğitim ilişkisi Işık Evler için temel model olmuştur.

Fethullah Gülen Hocaefendi, Bediüzzaman’ın ev düsturlarını esas almış; kendi kriterleriyle bu anlayışı mecz ederek talebelerine aktarmıştır. 1969 yılında yaklaşık yirmi talebesini Ankara’ya göndermesi ve Bediüzzaman’ın talebelerinden Bayram Yüksel Abinin açtığı evlerde kalmalarını istemesi, bu yaklaşımın bilinçli bir eğitim stratejisi olduğunu gösterir. Amaç, yalnızca bir ev ortamını görmek değil; o evlerin manevî atmosferini solumak, temel prensiplerini öğrenmek ve hayatın içine taşımaktı.

Peygamberî Model ve Işık Evlerin Misyonu

Hocaefendi, Işık Ev anlayışını tarihsel bir süreklilik içinde ele alır. Mekke’deki Darül Erkam ve Medine’deki Ashabı Suffe ortamını Peygamberî bir başlangıç modeli olarak değerlendirir. Bu yaklaşımı şu sözlerle ifade eder:

“İlk dönem itibarıyla, İslâmî tebliğ ve irşad hareketinin başlangıcına baktığımızda, Allah Rasulü (sav) de bu işe, bu tür evlerle başlamıştır. Evet, bir evle başlamıştır Nebiler Serveri (sav).. ve derken ‘yeryüzü bir mescid, Mekke bir mihrab, Medine de bir minber’ haline gelmiştir. Dünyada yediden-yetmişe kadın-erkek bütün insanlar, bu mescidin cemaati ve bu irşad ve tebliğ mektebinin de istidatlı birer talebesi olmuşlardır.”

Bu ifadeler, Işık Evlerin yalnızca barınma mekânı olmadığını; bir irşad ve tebliğ mektebi olarak görüldüğünü ortaya koyar. Hocaefendi aynı konuşmasında Nur Suresi’ne atıf yaparak Işık Evlerin konumunu şöyle temellendirir:

“Bize gelince; Nur sûresindeki bu nur; ‘Allah’ın, içlerinde şan ve şerefinin yükselmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdir; Onların içinde sabah akşam O’nu tesbih ederler..’ (Nûr/36) âyetiyle irtibatlı… bu Işık Evler, Müminlerin yeniden bir kez daha gönüllere duyurulmasında âdeta minare şerefeleri gibi bir vazife görmüşlerdir…”

Buradaki “minare şerefesi” benzetmesi, Işık Evlerin topluma seslenen, değer üreten ve manevî dirilişi temsil eden merkezler olarak konumlandırıldığını gösterir.

Kur’ânî Referanslar ve Manevî Dinamikler

Işık Evlerin manevî dayanaklarını Abdullah Aymaz Abi de Kur’ân ayetleri çerçevesinde açıklar. Yunus Suresi 87. ayete işaret ederek şöyle der:

“Işık Evlere, Yunus Suresinin 87. Ayetinde işaret edilmiştir, Cenab-ı Hak; Hz. Mûsâ’ya (AS) ve kardeşi Harun’a (AS); Mısır’da evler açmalarını emretmiştir.

Yunus Suresinin 87. Ayetinde; ‘Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele.’ diye buyurulmuştur.”

Ayetin içindeki “kıbleten” ifadesine dair 1981 yılında İstanbul’da yapılan bir sohbeti de aktarır. Hocaefendi bu kavram için şu yorumu yapar:

“O da olur ama esas oradaki mana ‘matmah-ı nazar’ dedi. Yani kıble gibi çok güzel, beğenilmiş, imrenilecek, ‘Ben de içinde olsaydım.’ dedirtecek matmah-ı nazar, yani nazarın matmahı, tamah edilecek güzellikte evler edinin, manasında.”

Bu yorum, Işık Evlerin sıradan birer konut değil; imrenilecek güzellikte, manevî cazibesi olan mekânlar olarak tasavvur edildiğini gösterir.

 

Nur Suresi’ndeki “Fi buyutin ezinallahu en turfe’a…” ifadesi de bu anlayışın bir başka referans noktasıdır. Ayetin devamında geçen:

“Allah’ın, yüceltilmesine (tazim edilmesine) ve içlerinde isminin anılmasına izin verdiği evlerde, hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymadığı öyle er kişiler vardır ki, buralarda sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih ederler.”

ifadesi, bu evlerde yetişmesi hedeflenen insan tipini tarif eder.

Üstad’ın Ev Hayatı ve Disiplin

Işık Evlerin model aldığı hayat tarzı, Üstad’ın talebeleriyle yaşadığı ev hayatında somutlaşır. Özellikle Emirdağ döneminde talebelerinin yanında kalması, günlük hayatının yakından gözlemlenmesine imkân tanımıştır. Bayram Abi’nin aktardığı şu sözler, bu disiplinin bir örneğidir:

“Üstadın yanında bir düğme vardır, basınca zil çalar ve nöbete göre sıra kimdeyse içeri koşarak girer ve söylediklerini yerine getirir…”

Gece istirahati, teheccüd namazı, isim isim yapılan uzun dua listesi, sabah namazı ve tesbihat, ardından risale halkaları… Bütün bunlar planlı ve süreklilik arz eden bir manevî eğitim programıdır. Üstad’ın şu sözü de bu ciddiyeti yansıtır:

“İsmen dua taahhütlü mektup gibidir, direkt gideceği yere gider.”

Bu ev hayatı daha sonra Ankara’da Bayram Abi, İstanbul’da Zübeyr Abi tarafından devam ettirilmiş ve gençlerin yetişmesinde temel bir model olmuştur.

Formal ve İnformal Eğitim Boyutu

Hizmet eğitim anlayışı yalnızca kurumsal ve formal değerlerden ibaret değildir. Hayatın içinden gelen, informal fakat son derece etkili bir eğitim süreci de söz konusudur. Teorik kriterler kadar, hatta çoğu zaman onlardan daha fazla, pratik uygulamalar belirleyici olur. Eğitimciler, rehber öğretmenler ve mentorlar bu normları yaşayarak öğrenir.

 

Birçok ülkede mentor sistemi bulunur; ancak Hizmet’teki “abla ve abi” uygulaması kendine özgü bir karakter taşır. Mentorlar, Işık Evlerde yetişmiş; Risale-i Nur ve Pırlanta Serileri’ni belli ölçüde hazmetmiş; üstlerinden gördükleri hassasiyetleri hayatlarına taşımış gençlerdir. Alt yaş gruplarına karşı anne-baba şefkatiyle yaklaşır; fedakârlık, kardeşlik, isar, dürüstlük, hoşgörü ve diyalog gibi değerleri yaşayarak öğretirler.

Onlar yalnızca manevî gelişimle ilgilenmez; ders anlatır, akademik destek sağlar, ev düzenini öğretir, sorumluluk bilinci kazandırır. Bir öğrenci yumurta kırmayı, çamaşır yıkamayı, yemek yapmayı, zamanı planlamayı bu ortamda öğrenir. Böylece Işık Ev, hem manevî hem akademik hem de sosyal bir eğitim laboratuvarına dönüşür.

Yaş yakınlığı sayesinde mentor gençler, öğrenciler üzerinde güçlü bir etki oluşturur. Anlattıklarını yaşamaları, rehberliği daha inandırıcı ve etkili kılar. Bu süreç aynı zamanda onların ileride rehber öğretmen olarak görev alacakları dönemin hazırlığıdır.

Sonuç

Işık Evler, Hizmet eğitim anlayışında yalnızca bir barınma modeli değil; karakter inşasının, manevî disiplinin ve rol-model yetiştirmenin merkezidir. Peygamberî örneklerden, Kur’ânî referanslardan, Üstad’ın ev hayatından ve Fethullah Gülen Hocaefendi’nin temel eğitim felsefesinden beslenen bu yapı, teorik eğitimi, hayatın pratiğiyle buluşturur. Böylece önce kamil insan inşası başlatılır; inşa edilen insan da başkalarına ışık olur. Işık Evlerde yetişen gençler; Kur’an, Sünnet, Risale-i Nurlar, Pırlanta serileri ve sohbetler ile beslenirken, Doğu - Batı ilim insanlarının eserleri ve klasikleriyle de tanışarak evrensel değerlerle birikimlerini harmanlama yolculuğuna çıkarlar. Fen ilimleriyle din ilimlerini mecz ederek kalp kafa bütünlüğü yolculuklarına ilk adımlarını atmış olurlar…