Rusya–İran ilişkileri, ideolojik dostluktan çok stratejik zorunluluklara dayalı

Okuma Süresi 9 dkYayınlanma Pazartesi, Mart 23 2026
Paylaş
X Post
Rusya–İran ilişkileri, ideolojik dostluktan çok stratejik zorunluluklara dayalı

Rusya ile İran arasındaki ilişkiler, günümüzde genel olarak stratejik ve pragmatik bir ortaklık olarak özetlenebilir. 1979’daki devrim sonrası İran, ABD karşıtı çizgiye geçti; bu durum Rusya ile yakınlaşmanın zeminini oluşturdu. Özellikle Suriye iç savaşı sırasında iki ülke aynı tarafta yer aldı ve Beşar Esad yönetimini destekledi. Petrol ve doğalgaz alanında ise hem rekabet hem de işbirliği var. Yaptırımlar nedeniyle alternatif ticaret yolları geliştiriyorlar. Rusya, son dönemde İran’a askeri teknoloji sağladı; İran da Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya özellikle insansız hava araçları konusunda destek verdi. 2025’te imzalanan kapsamlı stratejik ortaklık anlaşması, ilişkilerin omurgasını oluşturuyor. Bu anlaşma ile, savunma ve güvenlik iş birliği, enerji (petrol, gaz, nükleer) alanında stratejik tutum, dolar dışı ödeme sistemleri gibi ortak hedefler belirlendi. 


Enerji konusunda zengin bu iki ülkenin, ABD ve Batı etkisini sınırlama gibi küresel istekleri örtüşmektedir. Çok kutuplu dünya düzenini destekleme konusunda da aynı çizgide bulunuyorlar. Özellikle ABD kaynaklı yaptırımlara karşı ekonomik dayanışma içindeler. Aslında tam anlamıyla “müttefik” değiller; ilişkileri daha çok çıkar odaklı. Bazen enerji piyasasında rakip olabiliyorlar. Yani Rusya–İran ilişkisi, ideolojik dostluktan çok stratejik zorunluluklara dayanan bir ortaklık şekli. Bölgesel ve küresel rakipler ve çıkarlar onları yakınlaştırırken, rekabet ve güvensizlik ilişkide denge unsuru olmaya devam eder.


Mesela bu anlaşma gereği son bir aylık savaş döneminde, Rusya’nın İran’a uydu görüntüleri ve drone teknolojisi sağladığı iddia ediliyor. Bununla uyumlu olarak ABD hedefleri hakkında istihbarat paylaşımı yaptığı öne sürülüyor. Şu ana kadar dolaylı askeri destek var, ancak doğrudan askeri müdahale yok. Moskova yönetimi, bu şekilde İran’a destek sağlayarak ABD'nin Ortadoğu'daki varlığına karşı operasyonlarına yardımcı oluyor. ABD’nin işini zorlaştırıyor. Ayrıca çok sayıda uzman, Rusya'nın Ukrayna'da kazandığı savaş tecrübesini İran'la paylaştığını belirtiyor.


Rusya, İran'a Ortadoğu'daki Amerikan güçlerinin mevzilerine ilişkin hassas istihbaratın yanında geliştirilmiş Şahid tipi insansız hava araçlarının parçalarını tedarik ediyor. Bu parçalar, iletişim, navigasyon ve hedefleme yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyor. Ukrayna'da geniş çaplı İHA operasyonları düzenleme deneyimine sahip olan Rusya, bu bilgi birikimini İran'la paylaşıyor. Rus uzmanlar, İranlı mevkidaşlarına kaç dronun aynı anda kullanılacağı, hangi irtifalardan saldırı yapılacağı ve hava savunma sistemlerinin nasıl aşılabileceği konusunda eğitim veriyor. Askeri uzmanlar, İran'ın son saldırılarında kullandığı taktiklerle Rusya'nın Ukrayna'daki taktikleri arasında belirgin benzerlikler olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle önce İHA'larla radar sistemlerinin meşgul edilmesi, ardından balistik füzelerle asıl vuruşun yapılması stratejisi, Rusya'nın Ukrayna'da sıklıkla kullandığı bir yöntem.


Kırılma noktası: ABD müzakereye hazır mı?

Rusya’nın desteğini (aynı seviyede elbetteki Çin’in de) gören İran, geçen haftaki Pars Gaz merkezine saldırlardan sonra cevabi roket atışları ile Trump yönetimini şaşırttı. Bunun üzerine ABD'nin İsrail'in saldırılarından açıkça uzaklaştığını, hatta bunları örtük biçimde kınadığını ve karşılıklı enerji altyapısına saldırmazlık çerçevesinde bir tür gerilim azaltma formülü düşündüğünü görüyoruz.


İsrail'in İran'ın güneyindeki Güney Pars gaz sahasına saldırısıyla başlayan yüksek gerilim, hızla bölgesel bir enerji krizine dönüştü. Saldırı, sahada petrokimya tesislerinin faaliyetini geçici olarak durdurdu. İran, buna misilleme olarak Katar'ın sanayi bölgesindeki Qatar Energy'ye ait LNG tesisini füzeyle vurdu. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birini karşılayan tesis, bir önceki İran insansız hava aracı saldırısının ardından Mart başında zaten kısmen devre dışı kalmıştı. Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada İsrail'in Güney Pars'a "acımasız" bir saldırı düzenlediğini, ancak ABD'nin bu operasyondan önceden haberdar olmadığını söyledi. Katar'ın ise olaylarla hiçbir ilgisi bulunmadığını vurguladı. Trump ardından İran'a doğrudan tehdit yöneltti: "Katar'daki LNG tesisi bir daha saldırıya uğrarsa, İsrail'in onayıyla ya da onaysız, Güney Pars'ın tamamını daha önce hiç görmediği güç ve kuvvetle yerle bir ederiz. Bunu onaylamak istemiyorum ama tereddüt etmem."


Trump’ın bu iki taraflı mesajları, İran ile gerçek anlamda müzakere etmeye hazır olduğunu gözlemlediğimiz bir durum. İran'ı, Körfez ülkelerinin enerji altyapısına saldırmaktan caydırmak için bir müzakere taktiği. Ayrıca ABD-İsrail koalisyonunun öngöremedikleri sorunlarla karşılaştığını ortaya koyuyor. İran, saldırı halinde yanıtın İsrail'e değil bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik olacağını defalarca uyarmıştı. Bu olay yaşanırken küresel finans sisteminde büyük bir değişime sebep olabilecek bir gelişme daha oldu. Bir Hint petrol tankerinin, ABD doları yerine Çin yuanı ile gerekli ücretleri ödedikten sonra Hormuz Boğazı'ndan geçişine izin verildi. Bu olay, uzun süredir Rusya ve Çin’in arkasında olduğu, "petrodolar" sisteminden kurtuluş, yaklaşımına işaret ediyor ve dünyanın yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor; bu aşamada ABD doları artık küresel enerji ticaretine hakim olan tek para birimi değil.


Putin: "Zor Günlerde Yanınızdayız"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Nevruz dolayısıyla İran liderlerine kutlama mesajı göndererek Moskova'nın bu zorlu dönemde İran'ın sadık dostu ve güvenilir müttefiki olmayı sürdüreceğini vurguladı. Kremlin'in resmi sitesinde yayımlanan mesajda Putin, İran Lideri Ayetullah Mojteba Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeshkian'a Nevruz kutlamalarını iletti. Putin aynı zamanda İran halkının başına gelen sınavları onurla atlatmasını diledi. Kremlin yönetiminin bu refleksi Rusya’nın, ABD ile İsrailin başlattığı saldırı ve artık bir aya yaklaşan savaşta bariz şekilde İran tarafında pozisyonunu gösteriyor. 


Sonuç olarak, Rusya ile İran arasındaki güncel stratejik iş birliği, son yıllarda ciddi biçimde derinleşmiş olsa da tam bir askeri ittifak değil, daha çok “çıkar temelli, çok boyutlu ortaklık” şeklinde ilerliyor. Daha önce Ortadoğu'daki çatışmanın Rusya'ya önemli stratejik kazanımlar sağladığını belirtmiştik. Yüksek petrol fiyatları, ABD'nin dikkatinin Ukrayna'dan uzaklaşması ve Amerikan mühimmat stoklarının Ortadoğu'da tüketilmesi, Moskova'nın işine gelen gelişmeler arasında. Batı başkentlerinin dikkatlerinin Ukrayna konusundan kopmuş olmaları ve askeri, diplomatik ve finansal odağın haliyle Ortadoğu’ya kaymış olması Kremlin’i rahatlattı. Doğrudan bu savaşa girmeden, rakiplerinin zayıflaması gerçekleşirken, ekonomik ve siyasi kazanım elde etmiş oluyor. İran’ın içinde olduğu savaş Tahran’ın Rusya’ya daha fazla yaklaşmasını sonuç verirken, Moskova’nın Ortadoğu’daki etkisini artırmasını ve yeni ekonomik ve askeri ortaklıklar kurmasını sağlıyorAmerika için ise çok yüksek askeri ve ekonomik maliyet ortaya çıkarken, “yeni bir Irak/Afganistan” riski Washington’un kucağında kalabilir. ABD, kısa vadede güç gösterisi yapmış olurken uzun vadede yıpranma riski yüksek.