Tepkilerin ardından Kılıçdaroğlu’ndan dokunulmazlık savunması

Dün akşam Sözcü TV’de katıldığı canlı yayında 2016 yılında Selahattin Demirtaş’ın aralarında bulunduğu siyasetçilerin dokunulmazlığının kaldırılması sürecinde verdiği oy konusunda pişman olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Milletvekili fezlekeleri Meclis’e geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını isterim. Benim ilkem budur. Dokunulmazlıklar kaldırılsın, kişi aklansın. Selahattin Bey’le ilgili verdiğimiz dokunulmazlık kararının arkasındayım. Pişman değilim.” diye konuşmuştu.
13 Nisan 2016’da Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtmesine rağmen anayasa değişikliği teklifine CHP olarak destek vereceklerini açıklayan Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkların kaldırılmasında ‘Evet’ oyu kullanmıştı.
Dünkü canlı yayında ‘pişman’ olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda gelen tepkilere cevap verdi.
Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:
“Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22.Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!“
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

HÜSEYİN ODABAŞI

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

CUMA KARAMAN

ERTUĞRUL İNCEKUL

İBB yöneticisinin kaçırılmasıyla ilgili 10 gözaltı

CHP'de mutlak butlancılar yine kapı kırarak girdi!

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları parti içinde yeni ta...

Kılıçdaroğlu’ndan canlı yayında salvolar: “Ben arı...

Aile kalesi modern krizlere karşı masaya yatırılıy...






