Türkiye’nin Uluslararası Tecrübesi (zliği) Güney Afrika’ya Nasıl Bir Ders Sunuyor?
Güney Afrika bugün tarihî bir kavşakta duruyor. Ülkenin ihtiyacı daha yüksek sesli sloganlar, hamasi nutuklar ya da savunmacı milliyetçilik değil; dürüst, cesur ve olgun bir iletişimdir. Çünkü devletler yalnızca ekonomik krizlerle ya da güvenlik sorunlarıyla yıpranmaz. Bazen bir ülkenin dünyadaki itibarı, yıllarca süren yanlış iletişim, inkâr kültürü ve gerçeklerle yüzleşememe nedeniyle sessizce aşınır. 2003 yılından beri yurt dışında yaşayan ve son 15 yıldır Güney Afrika'yı kendine ev edinmiş bir gazeteci olarak bunun nasıl gerçekleştiğini yakından gözlemleme fırsatım oldu. Türkiye’nin son yirmi yıldaki uluslararası tecrübesi, bugün Güney Afrika’nın yaşadığı tartışmaları anlamak açısından önemli dersler içeriyor.
Türk insanı dünyanın birçok yerinde yardımseverliği, misafirperverliği ve mazluma sahip çıkmasıyla bilinir. Osmanlı’nın Büyük İrlanda Kıtlığı sırasında yardım gemileri göndermesi hâlâ anlatılır. Ancak buna rağmen bugün uluslararası kamuoyunda Türkiye denildiğinde çoğu zaman Ermeni meselesi, Kıbrıs sorunu, Kürt çatışmaları, insan hakları ihlalleri ve devlet şiddeti tartışmaları öne çıkıyor. Bu tartışmaların her boyutuna herkes katılmak zorunda değildir. Fakat gerçek şudur: Bir ülke eleştirilere yalnızca savunma refleksiyle, öfkeyle veya propaganda diliyle cevap verdiğinde, zamanla kendi hikâyesinin kontrolünü kaybeder.
Dünyada algılar çoğu zaman gerçeklerden daha hızlı yayılır.
Güney Afrika da bugün benzer bir riskle karşı karşıya.
Apartheid sonrası dönemde bu ülke insanlık tarihinin en dikkat çekici siyasi dönüşümlerinden birini gerçekleştirdi. Birçok ülke böylesine ağır bir baskı rejiminden sonra intikam savaşına sürüklenebilirdi. Ancak Nelson Mandela ve dönemin liderleri farklı bir yol seçti. Siyah ve beyaz Güney Afrikalıların aynı anayasa altında birlikte yaşayabileceği demokratik bir düzen kuruldu. Afrika Ulusal Kongresi (ANC), özgürlüğün ardından beyaz halka karşı kitlesel bir intikam siyaseti izlemedi. Bu, modern tarihin en büyük uzlaşı başarılarından biri olarak görülmelidir.
Üstelik Güney Afrika onlarca yıldır milyonlarca Afrikalı göçmene ve mülteciye kapılarını açtı. Zimbabwe’den, Mozambik’ten, Somali’den, Etiyopya’dan, Nijerya’dan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden ve başka birçok ülkeden insanlar bu ülkeye sığındı. Güvenlik, iş, onur ve yeni bir hayat aradılar. Bu tablo aslında Güney Afrika’nın ne kadar açık ve kapsayıcı bir toplum olduğunun güçlü bir kanıtıdır.
Fakat bugün küresel anlatılar değişiyor.
ABD Başkanı Donald Trump ve bazı yabancı yorumcular Güney Afrika’nın beyaz çiftçileri hedef aldığını iddia ediyor; hatta “beyaz soykırımı” söylemini dolaşıma sokuyor. Diğer taraftan Nijerya, Kenya ve Gana gibi Afrika ülkelerinde ise Güney Afrika’daki yabancı düşmanlığı saldırıları giderek daha fazla tepki çekiyor. Sosyal medyada yaşanan tek bir olay saatler içinde küresel manşete dönüşebiliyor.
İşte tam da bu yüzden Güney Afrika’nın inkâr siyasetinden uzak durması gerekiyor.
“Bu ülkede yabancı düşmanlığı yok” demek yabancı düşmanlığını ortadan kaldırmıyor. Çiftçilere yönelik saldırıları yalnızca “genel suç oranı” diyerek geçiştirmek de toplumdaki korkuları azaltmıyor. Olgun devletler sorunlarını kabul ettikleri için zayıflamaz; tam tersine güçlenirler. Dünyada saygı gören ülkeler, zor meselelerle dürüst biçimde yüzleşebilen ülkelerdir.
Güney Afrika açıkça şunu söyleyebilmelidir:
Evet, yabancı düşmanlığı vardır ve bununla mücadele edilmelidir.
Evet, şiddet suçu hem çiftçileri hem townshiplerde yaşayan siyah yoksulları vuruyor.
Evet, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve eşitsizlik toplumsal öfkeyi büyütüyor.
Ama aynı anda şunu da güçlü biçimde söylemelidir:
Bu sorunlar Güney Afrika’nın ruhunu temsil etmiyor.
Bu ülkenin gerçek ruhu hâlâ Ubuntu’dur. Yani insanın ancak başka insanlarla insan olabileceği inancı… Bunu her gün sokaklarda görmek mümkündür. 65 milyon insanın birbirini selamlamasında, farklı dillerin iç içe geçmesinde, komşuların birbirine yardım etmesinde, büyük ekonomik baskılara rağmen insanların birlikte yaşamayı sürdürmesinde…
Güney Afrika’nın en büyük millî sermayesi madenleri değil, işte bu insan ruhudur.
Fakat yalnızca güzel sloganlar geleceği korumaya yetmez. Dünya hızla değişiyor. Algılar artık jeopolitik silaha dönüşüyor. Eğer bir ülke kendi hikâyesini dürüst biçimde anlatmazsa, onun hikâyesini başkaları yazar. Aktivistler, aşırı ideolojik gruplar, siyasi fırsatçılar ve sosyal medya öfkesi boşluğu doldurur.
Türkiye’nin yaşadığı süreç burada yeniden hatırlanmalıdır.
1980 askerî darbesi sonrasında Turgut Özal’ın liberal ekonomik reformları sayesinde Anadolu insanı ilk kez dünyaya açılabildi. Muhafazakâr Türkler iş kurmaya, uluslararası ticarete girmeye, küresel ağlarda görünür olmaya başladı. Ancak tam da bu görünürlük arttığında organize anti-Türkiye propagandaları da yoğunlaştı. Çünkü dünyaya açılan toplumlar artık küresel siyasi anlatıların hedefi hâline gelir.
Apartheid döneminde siyah çoğunluk nasıl ekonomiden dışlandıysa, bugün Güney Afrika’da da özgür doğmuş yeni nesil siyah profesyoneller dünyaya açılıyor. New York’ta, Londra’da, Dubai’de, Nairobi’de, Lagos’ta yatırım konuşuyorlar. Uluslararası şirketlerde görev alıyorlar. Küresel akademi ve diplomasi ağlarına katılıyorlar.
Fakat yarın bu insanlar iş görüşmelerinde, yatırım masalarında veya uluslararası toplantılarda Güney Afrika hakkında ne duyacak?
“Beyaz soykırımı” iddialarını mı?
Yabancı düşmanlığı görüntülerini mi?
Irk çatışması ve toplumsal çöküş manşetlerini mi?
İşte bugün verilen iletişim sınavı tam olarak budur.
Eğer Güney Afrika bugünden itibaren sorunlarını dürüst biçimde konuşmazsa, gelecek nesiller yalnızca ekonomik problemleri değil, aynı zamanda düzeltilmesi neredeyse imkânsız bir küresel algıyı da miras alacaktır.
Oysa Güney Afrika’nın mucizesi hiçbir zaman kusursuz olması değildi.
Bu ülkenin gerçek mucizesi, acıyla yüzleşirken insanlığını kaybetmemesiydi.
Bugün korunması gereken ruh tam da budur.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

TÜRKMEN TERZİ

HARUN TOKAK

NUMAN YILMAZ YİĞİT

ŞERİF ALİ TEKALAN

ABDULLAH AYMAZ

Akın Gürlek de kendisi hakkındaki iddialara ilişki...

AKP sözcüsü Burcu Köksal için grup toplantısını i...

İddia! Özgür Özel, Akın Gürlek'in Erdoğan'a ait se...

Washington Rusya-Ukrayna savaşına zaman ve enerji ...

Kur’ân’ın Sihirli Ufku Fatiha Sûresi ve Bakara Sûr...







