Ukrayna savaşı: Rusya’nın uzun vadeli hazırlıkları ve NATO ile çatışma riski

Geçtiğimiz hafta Rusya Dışişleri Bakanlığından gelen bir açıklama, Kremlin’de karar alıcıların bir bütün olarak Ukrayna savaşına uzun süreli hazırlıklarını göstermiş oldu. Bakanlığın Avrupa Masası yetkilisi Rodion Miroşnik, AB ülkelerinin Ukrayna'daki savaşın diplomatik yollarla çözülmesine izin vermeyeceğini ve Rusya'nın uzun süreli bir askeri çatışmaya hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Miroşnik, Batı'nın barış çabalarını engellediğini ve Kiev'e yönelik desteğin devam edeceğini vurguladı. Avrupa'nın önümüzdeki dönemde de Ukrayna'ya mali ve askeri destek sağlamayı sürdüreceğini, bu nedenle Moskova'nın gerçekçi bir strateji geliştirmesi gerektiğini vurguladı: “Batılılar çatışmanın devamına bahis oynadılar ve barışçıl çözüm yollarını tamamen reddediyorlar.”
Miroşnik’in bu açıklamaları, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin’in daha önce yaptığı bir değerlendirmeyle de örtüşüyor. Galuzin, Batı’nın Ukrayna üzerinden Moskova’yı zayıflatma çabalarının başarısız olacağını vurgulayarak, “Rusya’nın stratejik yenilgiye uğratılması mümkün değildir” ifadesini kullanmıştı. Galuzin, Rusya’nın dünyanın en büyük nükleer güçlerinden biri olmaya devam ettiğini hatırlatarak, Batı’nın bu gerçeği göz ardı etmemesi gerektiğini belirtmişti.
Uzun Süreli Savaş Hazırlıkları: Rusya, Ukrayna ve Batı Arasındaki Gerginlik
Geçtiğimiz bir iki hafta içinde bazı gelişmeler Rusya’nın daha uzun süreli stratejik bir savaşa hazırlık yaptığı izlenimi veriyor. Birincisi Devlet Başkanı Putin, ordu kademesinde önemli değişikler yaptı. Savaşın getirdiği yeni koşullara uyum sağlamak ve ordunun komuta yapısını daha verimli hale getirmek için yapılan değişiklikler bazı hazırlıkların da habercisi. Ayrıca, savaşın gidişatında belirleyici rol oynayan insansız hava sistemleri birliklerinin başına da yeni bir komutan getirildi.
İkincisi Belarus, Ukrayna sınırına yaklaşık 40 kilometre mesafede, Gomel bölgesinde yeni bir askeri birlik oluşturma sürecini başlattı. 37. Hava Saldırı Tugayı adını alacak olan bu yeni birlik, ülkenin güney kanadını güçlendirmeyi ve özellikle sınır hattındaki güvenlik endişelerine karşı önlem almayı hedefliyor. Tugay bünyesinde bir hava saldırı taburunun oluşumu tamamlandı ve yıl sonuna kadar ikinci bir taburun daha kurulması planlanıyor.
Üçüncüsü Kuzey Kore, Rusya’nın Voronej bölgesine balistik füze birimi konuşlandırmaya başladı. Bu birimin, Ukrayna’ya yönelik saldırılarda kullanılmak üzere 120 balistik roket ve altı fırlatıcı ile donatılabileceği belirtiliyor. Yaklaşık 90 Kuzey Kore askeri personelinden oluşan birlik, Rusya’nın 112. Füze Tugayı’nın bir parçası olarak Voronej bölgesinde konuşlanacak. Bu füzelerin, Rus yapımı İskander füzelerine kıyasla daha uzun menzil ve daha büyük savaş başlığına sahip olduğu, ancak isabet hassasiyetinde geride kaldığı ifade ediliyor. Başka bir ülkenin birliğinin konuşlanması elbetteki uzun ve büyük bir strateji nedeniyle olması muhtemel.
Dördüncüsü ise Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik büyük ve kapsamlı roket ve İHA saldırılarını artırmış olması. Son iki hafta vurulmadık yer kalmadı neredeyse. Hedefler içinde başkent Kiev ve güneyde liman şehri Odesa da vardı. Özellikle son hafta bu iki şehirde, geniş çaplı füze ve İHA saldırıları ile önem arzeden her nesne vurulmuş oldu. Ayrıca Rusya içindeki gelişmeler, ekonomik hazırlık, çıkan kanunlar, celp dönemlerinde alınan asker sayısı artırılması gibi gelişmeler Rusya'nın tam teşekküllü savaş için askeri ve bütçe hazırlığında olduğunu da gösteriyor.
Batı’nın şartları zorlaması doğrudan bir NATO çatışmasına neden olabilir
Önemli bir husus ve beşinci madde ise çatışmalarla alakalı görüş belirtilen uzmanların yaklaşımlarının bu yönde olması. Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC) Başkanı Dmitri Trenin’e göre, Ukrayna’nın Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırıları, Batı’nın doğrudan katılımıyla birleştiğinde Rusya ile NATO arasında doğrudan bir askeri çatışma riskini beraberinde getiriyor. Trenin, Rusya’nın nükleer doktrinini hatırlatarak, nükleer silahların yalnızca belirli koşullarda (örneğin, nükleer bir devletin desteklediği konvansiyonel bir saldırı veya Rusya’nın hayati altyapısına yönelik kitlesel saldırılar) kullanılabileceğini hatırlatıyor. Ancak Batı’nın Ukrayna’yı Rusya içlerine saldırmaya teşvik etmesini ve “stratejik yenilgi” hedefini “tehlikeli bir yanılgı” olarak nitelendirdi. Trenin, mevcut nükleer caydırıcılığın “yolunu şaşırdığını” ve Batı’nın şartları zorlamasının doğrudan bir NATO çatışmasına yol açabileceğini vurguladı.
Trenin, ABD’nin NATO içindeki rol modelini değiştirdiğini, artık müttefiklerini “tek bir proje” olarak desteklemek yerine onları kendi pozisyonlarını güçlendirmek için bir “kaynak” olarak kullandığını belirtti. ABD’nin İran’da tökezlemesini, Amerikan hegemonyasının daraldığının bir kanıtı olarak gösterdi. NATO’nun dağılmayacağını, ABD’nin ittifakın “efendisi” olarak kalacağını ancak Avrupalıların daha fazla ödeme yapıp daha fazla sorumluluk üstleneceğini öngördü. Ancak asıl çarpıcı uyarısı şu oldu: “Rusya ile NATO doğrudan askeri çatışmaya girerse, o zaman sadece NATO’nun kaderi değil, Avrupa’nın varlığı da sorgulanır hale gelir.” Trenin, Avrupa’nın kendi “Avrupa Birleşik Devletleri”ni kuramadığı sürece ABD ile rekabet edemeyeceğini, büyük Avrupa projesinin (Rusya, Fransa ve Almanya öncülüğünde) 1990’ların başında İngiliz-Sakson güçler tarafından etkisiz hale getirilen gerçek bir fırsat olduğunu da sözlerine ekledi.
Thomas Graham: “Ukrayna’da büyük tırmanış riski görüyoruz”
Eski ABD Başkanı George W. Bush döneminin Rusya ve Avrasya danışmanı, ABD Dış İlişkiler Konseyi üyesi Thomas Graham, Kommersant gazetesine verdiği röportajda, Washington’un Kiev üzerindeki etkisinin abartıldığını, Trump’ın ise iç siyasi baskılar nedeniyle Ukrayna’yı toprak tavizine zorlayamayacağını savundu. Graham, ABD’nin önerdiği ve Rusya’nın kabul ettiği Anchorage barış formülünün başarısız olmasının nedeninin Kiev’in bunu reddetmesi olduğunu belirtti. Ancak eski danışmana göre, Trump yönetiminin Ukrayna’yı bu formülü kabul etmeye zorlayacak siyasi manevra alanı yok. Graham, “Eğer toprak kaybı, çatışmayı kabul edilebilir koşullarda sona erdirmeyecek olsaydı, Trump büyük bir iç muhalefetle karşılaşırdı” ifadelerini kullandı.
Graham, savaş alanındaki durumun bir yıl öncesine göre değiştiğini ve ABD yönetiminin Ukrayna’nın durumunun geçen yıla göre daha iyi olduğunu düşündüğünü belirtti. Bu nedenle Washington’un Kiev’i toprak tavizine zorlamak için bir nedeni olmadığını ifade etti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da belirttiği gibi, süreci ilerletmek için “yeni fikir ve konseptlere” ihtiyaç olduğunu söyledi.
Graham, Ukrayna’nın NATO üyeliğinin yakın vadede mümkün olmadığını ancak Kiev’in Avrupa güvenlik sistemiyle entegrasyonunun devam edeceğini belirtti. Çözüm için çerçeve bir anlaşma öneren Graham, ateşkes öncesinde tüm detayların çözülmesini beklemenin savaşı yıllarca uzatabileceği uyarısında bulundu.
Sonuç olarak, Rusya’nın ordudaki yeniden yapılandırmaları, insansız hava araçları birliklerinin komuta yapısındaki değişiklikler ve bütçe arttırımı, savaşın uzun süreli olacağı yönündeki çıkarımı güçlendiriyor. Bu, Moskova’nın karşıt baskılara karşı dayanıklılığı artırma amacını gösteriyor. Batı’nın Ukrayna’ya desteğini sürdürmesi, doğrudan çatışma ihtimalini de reel olarak artırıyor. Batı’nın “stratejik yenilgi” yanılsamasına kapılması halinde risklerin büyüyebileceğini ve Rusya ile NATO’nun doğrudan karşı karşıya gelebileceğini gösteriyor. Belarus ve Kuzey Kore’nin askeri katkıları, güvenlik denkleminde yeni etkenler yaratıyor. Bu tür katkılar, çatışmanın genişleyen bir jeopolitik bağlama taşınması riskini artırıyor. Yalnızca askeri güvenlik değil, enerji, ekonomi ve Avrupa güvenlik mimarisinin geleceği açısından da kritik bir dönemeç söz konusu. Direk olarak NATO-Rusya çatışması ihtimali, Avrupa güvenliğinin varlığı açısından temel bir kırılma noktası olarak karşımızda duruyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ
ESRA BÜYÜKCOMBAK












