Ünlü gazeteciden akıllara durgunluk veren iddia: Canlı organ kaynağı!

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki toplama kamplarıyla ilgili yıllardır dile getirilen insan hakları ihlalleri iddiaları, şimdi çok daha sarsıcı bir suçlamayla yeniden gündemde. Amerikalı araştırmacı gazeteci ve yazar Ethan Gutmann, bazı Uygur Türklerinin sistematik biçimde organ nakli ağına dahil edildiğini ve “canlı organ bankası” gibi kullanıldığını öne sürüyor.
Gutmann’ın özellikle yeni kitabı The Xinjiang Procedure (Sincan Prosedürü) üzerinden gündeme taşıdığı iddialar, uluslararası insan hakları çevrelerinde büyük yankı uyandırırken, Çin yönetimi ise tüm suçlamaları kesin bir dille reddediyor.
ETHAN GUTMANN’IN KİTAPLARI
Uzun yıllardır Çin’deki insan hakları ihlalleri üzerine çalışan Ethan Gutmann, daha önce de Falun Gong mensupları, Tibetliler ve siyasi tutuklular üzerinden yürütüldüğü iddia edilen zorla organ toplama operasyonlarını araştırmıştı. 2014 yılında yayımladığı The Slaughter kitabıyla Nobel Barış Ödülü’ne aday olan Gutmann, ABD Kongresi ve çeşitli uluslararası platformlarda tanıklık yaptı. Son çalışması The Xinjiang Procedure ise odağı doğrudan Uygur Türklerine çeviriyor.
“CANLI ORGAN BANKASI” İDDİASI
Gutmann’ın iddiasına göre, Çin’in Sincan bölgesindeki kamplarda tutulan bazı genç ve sağlıklı Uygurlar kapsamlı sağlık taramalarından geçiriliyor. Kan testleri, DNA örnekleri ve ultrason incelemeleriyle oluşturulan veri havuzunun, organ nakli sistemi için kullanıldığı öne sürülüyor. Araştırmada özellikle 20’li yaşlarının sonlarındaki sağlıklı erkeklerin hedef alındığı ileri sürülüyor. Gutmann, bazı tutukluların gece saatlerinde kamplardan götürüldüğünü ve bir daha geri dönmediğini iddia ediyor.
En ağır suçlama ise şu:
Organ nakli bekleyen alıcıya uygun “canlı donörlerin” kamplarda tutulduğu ve ihtiyaç halinde operasyonlara götürüldüğü öne sürülüyor. Gutmann bu sistemi “living organ bank” yani “canlı organ bankası” olarak tanımlıyor.
İDDİALARIN DAYANAĞI DOLAYLI TANIKLAR
Araştırmacının çalışmaları doğrudan Çin devlet belgelerine değil; eski tutukluların ifadelerine, Çin’den ayrılan doktorların tanıklıklarına, kamp araştırmalarına, biyometrik veri toplama programlarına ve organ nakli istatistiklerine dayanıyor. Özellikle son yıllarda Uygurlar üzerinde yoğun DNA ve biyometrik veri toplanması, Batılı insan hakları kuruluşlarının da dikkat çektiği konular arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, iddiaların büyük bölümünün dolaylı kanıtlar ve tanıklıklara dayandığını; Çin’in kapalı devlet yapısı nedeniyle bağımsız doğrulamanın oldukça zor olduğunu vurguluyor.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR DEVREDE
2019 yılında bağımsız hukukçular tarafından oluşturulan ve kamuoyunda “China Tribunal” olarak bilinen heyet, Çin’de zorla organ toplama uygulamalarının gerçekleşmiş olabileceği sonucuna vardığını açıklamıştı.
Bazı Batılı parlamentolar ve insan hakları kuruluşları da Uygurların sistematik baskıya maruz kaldığını savunuyor. Özellikle kitlesel gözaltılar, yeniden eğitim kampları ve biyometrik takip sistemleri uzun süredir uluslararası eleştirilerin merkezinde bulunuyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı uzmanlar da Çin’den daha fazla şeffaflık talep etmişti.
PEKİN YÖNETİMİ NE DİYOR?
Çin yönetimi ise tüm suçlamaları reddediyor. Pekin yönetimi, organ nakli sisteminin gönüllü bağış esasına dayandığını savunurken, geçmişteki tartışmalı uygulamaları üzerinde reformlar yapıldığını öne sürüyor. Çinli yetkililer, Batılı çevrelerden gelen suçlamaların “siyasi manipülasyon” olduğunu ifade ediyor.
Çin ayrıca Sincan’daki kampların “mesleki eğitim merkezi” olduğunu savunuyor ve bölgedeki uygulamaların terörle mücadele kapsamında yürütüldüğünü belirtiyor.
DÜNYANIN EN TARTIŞMALI İNSAN HAKLARI DOSYALARINDAN BİRİ
Uygur Türkleriyle ilgili zorla organ toplama iddiaları, bugün dünyanın en tartışmalı insan hakları başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Bir tarafta tanıklıklar, araştırmalar ve insan hakları raporları bulunurken; diğer tarafta ise suçlamaları tamamen reddeden Çin devleti var. Kesin biçimde bağımsız doğrulama yapılabilmesinin önündeki en büyük engelin ise Çin’in kapalı güvenlik sistemi olduğu belirtiliyor. Bu nedenle uzmanlar, konunun hem siyasi hem de etik boyutuyla uzun yıllar daha tartışılacağını düşünüyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ













