Vicdan ahlak ve mensubiyet

İnsanları değerlendirirken çoğu zaman onların ne düşündüğüne, hangi inanca mensup olduğuna, hangi ideolojiyi savunduğuna veya hangi çevreden geldiğine bakıyoruz. Oysa bütün bunların üzerinde daha temel bir ölçü vardır: ahlak.
Benim için bir insanın benimle aynı fikirde olup olmaması, onunla dostluk kurmamın veya dostluğumu sürdürmemin tek ölçüsü değildir.
Fikri, ideolojisi veya inancı bana aykırı olan bir insanla arkadaşlığımı sürdürebilirim. Çünkü farklı düşünmek, farklı inanmak insan olmanın tabiatında vardır. İnsanları yalnızca düşünce farklılıkları sebebiyle birbirinden uzaklaştırmak, hayatı dar bir kalıba hapsetmektir.
Fakat mesele ahlaka geldiğinde benim ölçüm değişir.
Fikri, ideolojisi ve inancı benimle aynı olduğu hâlde yalan söyleyen, hırsızlık ve haksızlık yapan, kul hakkını önemsemeyen, iftira atan, emanete ihanet eden veya başkasının onurunu ve haysiyetini çiğneyen bir insanla aynı yakınlığı sürdüremem.
Çünkü aynı fikirde olmak, aynı ahlakta olmak demek değildir.
İnsan, mensubiyetiyle değil, karakteriyle kendisini ortaya koyar.
Bir insan benimle aynı inancı taşıyabilir. Aynı davayı savunduğunu söyleyebilir. Aynı düşüncenin, aynı hareketin veya aynı cemaatin mensubu olabilir. Fakat bütün bunlar, yaptığı ahlaksızlığı doğru hâle getirmez.
Yanlış, kimden gelirse gelsin yanlıştır.
Haksızlık, yapan kişinin mensubiyetine bakılarak haklılaştırılamaz.
Ahlaksızlık da kişinin bizim tarafımızda olup olmamasına göre değerlendirilmemelidir.
İşte burada vicdan devreye girer.
Vicdan, insanın kendi tarafına karşı da adil olabilmesidir. Başkasının yanlışını görürken kendi yakınının yanlışına göz yummamak; kendi mahallesinin hatasını da karşı mahallenin hatası kadar açıkça görebilmektir.
Asıl adalet budur.
Çünkü insanın gerçek imtihanı, karşısındakinin yanlışını görmek değil; kendi yakınının yanlışına karşı da doğruyu söyleyebilmektir.
Bugün en büyük problemlerimizden biri de mensubiyetlerin ahlakın önüne geçirilmesidir.
“Bizden mi?”
“Bizim düşünceden mi?”
“Bizim inançtan mı?”
“Bizim çevreden mi?”
Bu soruların ardından yanlışın üzeri örtülüyorsa, orada ne adaletten ne de gerçek bir ahlaki duruştan söz edilebilir.
Oysa sorulması gereken soru çok daha basittir:
“Yaptığı doğru mu?”
Eğer doğruysa kim yaparsa yapsın hakkını teslim etmek gerekir.
Yanlışsa kim yaparsa yapsın karşı çıkmak gerekir.
Çünkü hakikat, bizim tarafımızda olduğu için hakikat değildir. Hakikat olduğu için hakikattir.
İnsan onuru ve haysiyeti, hiçbir ideolojinin, hiçbir grubun, hiçbir mensubiyetin altında değildir; hepsinin üstündedir.
Bir insanın onurunu kıran, haysiyetini zedeleyen, hakkını gasp eden bir davranış; bunu yapan kişinin kimliğinden bağımsız olarak yanlıştır.
Benim için dostluk da burada anlam kazanır.
Dostluk, her yapılanı tasdik etmek değildir.
Dostluk, yanlış karşısında susmak değildir.
Dostluk, birbirinin hatasını örtmek hiç değildir.
Gerçek dostluk, gerektiğinde “Bu yaptığın doğru değil.” diyebilmektir.
Çünkü insanı seven, onun yanlışını da görür.
Ahlakın olmadığı yerde aynı fikirde olmanın fazla bir anlamı yoktur. Hatta bazen aynı fikirde olmak, yanlışın daha kolay meşrulaştırılmasına bile sebep olabilir.
Bu nedenle benim için ölçü açıktır:
Benimle aynı düşünmeyen bir insanla dost olabilirim; fakat benimle aynı düşüncede olduğu hâlde ahlaksızlığı tercih eden bir insanla dostluğumu sürdüremem.
Çünkü fikirler değişebilir.
İdeolojiler değişebilir.
İnsanların dünya görüşleri zamanla farklılaşabilir.
Fakat ahlak ve vicdan, insanın karakterini ayakta tutan temel direklerdir.
İnsan, kendisine benzeyeni değil; doğru olanı savunabildiği ölçüde insandır.
Ve kanaatimce gerçek mensubiyet de burada başlar:
Hakka mensubiyet, adalete mensubiyet, vicdana mensubiyet ve ahlaka mensubiyet.
Gerisi, çoğu zaman sadece bir etikettir.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

TÜRKMEN TERZİ

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

PISA 2025 Tartışması Büyüyor: Eğitimde Devrim Mi, ...

Davutoğlu'ndan Soruşturmadan Kurtulma Manevrası mı...

Moskova-Washington Hattında Sıcak Temas! ABD Arabu...

Araç Arızalanmıştı! Kartal Değil Silivri! Hakim De...

Beştepe’de Sürpriz Temas! Cumhurbaşkanı Erdoğan Ma...






