Zirve Yayınevi davası yeniden başladı

Malatya'daki Zirve Yayınevinde biri Alman 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili davanın sekizinci duruşması başladı.

Zirve Yayınevi davası yeniden başladı

Duruşmanın sabahki bölümünde tanıklardan Ozan Dağhan Çobanoğlu ve Emin Mığ'ın ifadesine başvuruldu. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu sanıklar Emre Günaydın (19), Salih Gürler (20), Abuzer Yıldırım (19), Cuma Özdemir (20) ve Hamit Çeker (19) ile tutuksuz sanıklar Kürşat Kocadağ ve Mehmet Gökçe hazır bulundu. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklara, iş yerine birden fazla kişi ile girdikleri, suçun sabit olduğunun anlaşılması halinde Türk Ceza Kanunu'na göre cezanın artırılabileceğine ilişkin hükmü hatırlattı. Emre Günaydın'a bu duruma ilişkin bir savunma yapıp yapmayacağı soruldu. Günaydın, cezaevindeki bazı uygulamalara değinerek, ''Güvenlik nedeniyle ışıkları sürekli açık tutuyorlar. Psikolojim konuşmaya ve savunma yapmaya müsait değil'' dedi. Emre Günaydın, Salih Gürler, Abuzer Yıldırım ve Cuma Özdemir'in avukatları ek süre talep ettiklerini belirtti. Mahkeme heyeti, Mesut Taşdelen, Abdullah Mahmut Kudaş, Mehmet Uludağ, Muammer Özdemir, Turna Işıklı, Metin Doğan, Emin Mığ, Ruhi Polat, Varol Bülent Aral, Özge Talas ve Gökhan Talas'ın da tanık olarak dinleneceğini bildirdi. Daha sonra Kocaeli'de öğrenci olan Ozan Dağhan Çobanoğlu'nun (26) ifadesine başvuruldu. Sanıkları tanımadığını belirten Çobanoğlu, Emre Günaydın'la ''İnci Türk'' isimli bir sitede internet ortamındaki sohbette tanıştığını dile getirdi. Emre Günaydın'ın kendisini Yunus Günaydın diye tanıttığını ifade eden Çobanoğlu, şunları söyledi: ''Bana Emre'yi Aynur kod adlı biri önerdi. 'Saygın konuşan birisi var, seninle konuşmak istiyor' dedi. Sanal sohbet (chat) odasında özel konuşmaya davet ettim. Hristiyanlığı merak ettiğini, bilgi almak istediğini söyledi. Bildiğim kadarıyla sorularına cevap verdim. Malatya'da oturduğunu, Malatya'daki Hristiyanları tanıyıp tanımadığımı sordu. Necati Aydın ile kendisini görüştürebileceğimi, ama önce sormam gerektiğini söyledim. Kocaeli Kilisesi Pastörü Wolfgang, Necati ağabeyin bacanağı oluyordu. Kendisinden telefonunu istedim. Necati ağabey, önce mail adresini vermenin daha doğru olacağını söylemiş. Emre'ye mail adresini verdim.'' Müdahil avukatlarının, ''Emre Günaydın'ın sana sorularından, onun Hristiyanlıkla ilgili bilgi sahibi olduğunu düşündün mü?'' sorusu üzerine, Çobanoğlu, ''Hayır, hiçbir şey bilmediğini düşündüm'' yanıtını verdi. Çobanoğlu, ''Türkiye'deki Hristiyanların kimler olduğu, nasıl örgütlendiklerine ilişkin soru sordu mu?'' sorusunu ise ''Hayır, Malatya'da bulunan Hristiyanları tanıyıp tanımadığımı sordu'' şeklinde yanıtladı. Sanık avukatlarının ''Neden Emre Günaydın sana soru sorunca Necati Aydın'a yönlendirdin, bu bilgileri daha alt düzeyde biri de cevaplayamıyor muydu?'' sorusu üzerine Çobanoğlu, ''İnsanlar bilgisine göre bir göreve atanır, az bilen bir kişinin cevaplamasından ziyade, çok bilen cevaplasın diye düşündüm'' dedi. Sanık avukatlarının ''Atamayı kim yapıyor?'' sorusu üzerine Çobanoğlu, ''Ben atamayı genel kullandım'' dedi. Bunun üzerine müdahil avukatları itiraz ederek, ''Atama cemaatin kendi içinde yaptığı bir şey. Bu sorulardan nereye gidilmek isteniyor. Buradan ne çıkacak. Kandil Dağı mı çıkacak?'' dediler. Sanık avukatlarının, Necati Aydın'ın görevinin ne olduğuna ilişkin ısrarcı soruları üzerine ''Buranın Pastörü'' yanıtını veren Çobanoğlu, Emre Günaydın'ın Hristiyanlıkla ilgili sorularının kendisine ''masumane'' geldiğini dile getirdi. -''CİNAYETLERİN İŞLENDİĞİ GÜN MALATYA'YA GELDİM''- Emin Mığ da Tilman Geske'nin muhasebecisi olduğunu, Adana'da oturduğunu, Tilman Geske ve ortağı Angus Reid isimli bir kişinin kurduğu Silk Road isimli bir şirketin tasfiyesi ile ilgili olarak, cinayetlerin işlendiği gün Adana'dan Malatya'ya geldiğini anlattı. Sanıklardan sadece Abuzer'i tanıdığını belirten Mığ, şöyle konuştu: ''18 Nisan günü, yani olay günü Adana'dan Malatya'ya geldim. Sabah sevgili Tilman'ın evine gittim, kahve içtim. Tilman bana, Zirve yayınevinin anahtarını verdi. Tilman'ın otogarda işi vardı, arabayla onu oraya bıraktım. Eşi Suzanne Geske'yi de bankaya bıraktım. Yayınevine gittim, kapıyı açtım. Bilgisayarda işim vardı. Bazı yazışmaların yapılması gerekiyordu. Bilgisayarı kullandım. Sonra Tilman geldi, anahtarı ona verdim. Dışarıda işim vardı, çıkmama 10 dakika kala iki kişi geldi. Bunlardan biri Abuzer'di. Uğur'la konuşuyorlardı. Sıradan bir arkadaş sohbeti gibiydi. Ben çıktım. İşlerimi hallettim. Öğlen Tilman'la yemek yeriz diye düşündüm. Telefon açtım, kapalıydı. İş yerine gittim, kapı kapalıydı. Biraz bekledim, hiç ses yoktu. Her zaman yemek yediğimiz lokantaya gittim, orada da yoktu. Beydağı Vergi Dairesine gittim.'' Emin Mığ, şöyle devam etti: ''Saat 13.30'da kuzenim aradı. Televizyonda Malatya'da bir olay olduğunun yayınlandığını söyledi. Sonra Tilman'ın ortağı Angus aradı, Zirve Yayınevinde karışıklık olduğunu söyledi. İşlerimi bitirip saat 14.00'e doğru yayınevine gittim. Polise bilgisayarı sabah kullandığımı söyledim. Terörlü Mücadele Şube Müdürlüğüne gidip ifade verdim.'' Mığ, sanık avukatlarının, 12.00-13.00 saatleri arasında nerede olduğu yönündeki sorularına ''Vergi Dairesinin önünde bekliyordum'' yanıtını verdi. Sanık avukatlarının, ''Tilman Geske'ye 'Sevgili' diyorsunuz, samimi olduğunuz belli, o zaman niye hemen olay yerine gitmedin?'' sorusu için ''İlk duyduğumda olayın ufak bir yaralanma olduğunu düşündüm. İşlerimin de bitmesine az kalmıştı'' yanıtını verdi. Mahkeme heyeti, iki tanığın dinlenmesinin ardından duruşmaya öğle saatlerinde ara verdi. Duruşmada öğleden sonra da tanıkların dinlenmesine devam ediliyor.
<< Önceki Haber Zirve Yayınevi davası yeniden başladı Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER