Türk dış politikası altın çağında


Neymiş efendim? ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Ermeni Soykırım Kararı kabul edilmişmiş. Arkasından İsveç Parlamentosu’nda da Ermeni iftiraları kabul edilmişmiş... Bunlar ve Türkiye’nin gösterdiği tepkiler Türk dış politikasının yanlış olduğunu gösteriyormuşmuş... Açıkça ifade edelim ki, bu iddiaların hiçbiri doğru değildir. Ermeni iftiraları kırk yıldır devam ediyor. Bu iftiralar hakkında her Türk Hükûmeti gibi Erdoğan Hükûmeti de doğru olanı yaptı ve azamî tepkisini ortaya koydu. AK Parti döneminde bu konuda daha da ileri adımlar atıldı. Türk Tarih Kurumu’nda kurulan Ermeni Araştırmaları Bölümü’nde Ermenilerin iddiaları, -gizlenen Taşnak arşivleri dışında- dünyanın bütün önemli arşivleri ortaya dökülerek araştırıldı ve her türlü iftira bilimsel şekilde cevaplandırıldı. Özellikle Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde, Türkiye dış politikada atak üzerine atak yaptı. Yüz yıl sonra sağlanan ‘Ermeni Açılımı’ dahi başlıbaşına bir zaferdir. Bu açılım yapılırken Azerbaycan ile ilişkilerimizi bozmamaya gayret göstermemizden daha tabiî bir şey olamaz. Ermenistan’la aramızı düzeltmek uğruna öz kardeşlerimizi küstürmemiz de elbette düşünülemezdi. Başbakan Erdoğan, bu konuda doğru olanı yapmıştır. ABD ve İsveç büyükelçilerini Ankara’ya çağırıp gezi iptal etmeye gelince, bunlar da asgarî şekilde ortaya konulması gereken tepkilerdir. Bu tepkilerin bize kaybettireceği şey yoktur. Tam tersine, haksızlık yapan ülke yetkililerinin hatâlarını telâfi edici tasarruflarda bulunması sağlanmaktadır. Nitekim İsveç Başbakanı’nın özür dilemesi bu cümledendir. Diğer taraftan, bu süreç Ermenistan üzerinde baskıyı da arttıracaktır. *** Türk Dışişleri, hem ABD, hem de İsveç oylamasında etkili bir çalışma ortaya koymuştur. ABD’de, Yahudi lobisinin, önceki yılların aksine, bu defa aleyhimizde olmasına karşılık, Komite Başkanı’nın sahtekârlığı yüzünden sadece 1 oy farkla karar kabul edilmiş; İsveç’te de, Türkiye aleyhindeki çeşitli lobilerin ve Türkiye doğumlu hainlerin gayretlerine rağmen gene 1 oy farkla iftiralar kabul görmüştür. Aslında aleyhimizde gibi görünen bu gelişmeler, Türkiye’nin elini güçlendirmiş; Yahudi lobisinin ve ABD yönetiminin Ermeni soykırımı silahını tesirsiz hâle getirmiştir. Son günlerde Türk dış politikasını eleştirenlerin bir kısmı, Ermeni iftiralarının kabul edilmesini ve Türkiye’nin özür dilemesini isteyenlerdir. Türk Milleti’ni tanımayan bu yabancılaşmış aydınlar, böylesine bir zilletin milletimiz tarafından hiçbir zaman, hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğini bir türlü akıl edememektedirler. Diğer taraftan, gösterilen tepkileri aşırı bulan akıldânelerin de diplomatik konseptlerden pek de nasipdar olmadığı anlaşılmaktadır. *** Kim ne derse desin, Türk dış politikası altın çağını yaşıyor... Türkiye, 87 yıllık Cumhuriyet Dönemi’nin diplomasideki zirvesine ulaşmış bulunuyor. Başbakan Erdoğan’ın cesareti, celâdeti, çalışkanlığı ve liderliği; eski dışişleri bakanı olan Cumhurbaşkanı Gül’ün vizyonu, tecrübesi ve gayretleri; nihayet, genç yaşta dünya diplomasisine başarılarıyla damgasını vuran Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun dirayeti, bilgisi, feraseti ve dinamizmi, Türk dış politikasının ‘altın üçgeni’ni oluşturmuş ve Türkiye’yi kısa zamanda, dünyada nâzım rolü oynayan bir ‘cihan devleti’ hâline getirmiştir. Türkiye, bölgesindeki en önemli güç ve ‘merkez ülke’dir. Türkiye, İslâm Dünyası’nın ve Türk Dünyası’nın tabiî lideridir. Ülkeler arasında barış konusunda aracılık yapan, dostluğuna güvenilen ve düşmanlığından korkulan güçlü bir ülkedir. En önemlisi de, bu dönemde Türkiye, kendi büyüklüğünün, gücünün ve öneminin farkına varmıştır. Bir diplomasi dehası olarak gördüğümüz Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu destekliyor ve yılmadan doğru bildiği yolda ilerlemesini diliyoruz.
<< Önceki Haber Türk dış politikası altın çağında Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER