AİHM başkanından çıkış: Hukuku korumak için tüm sınırlar zorlanacak

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Nisan 15 2026
Paylaş
X Post
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi huzurunda konuşan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Mattias Guyomar, "Hukuk devleti bir seçenek değil, barışın ve demokrasinin temelidir ve Mahkeme bu temeli korumak için gerekirse idari, teknolojik ve hukuki tüm sınırlarını zorlamaya devam edecek" dedi.
AİHM başkanından çıkış: Hukuku korumak için tüm sınırlar zorlanacak

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Mattias Guyomar’ın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi huzurunda gerçekleştirdiği konuşmada, Türkiye’yi bekleyen yargılamaların ağırlığını, AİHM yargısının karşı karşıya olduğu varoluşsal sınamaları ve bu sınamalara karşı geliştirilen kurumsal stratejileri ortaya koydu.


Türkiye’den büyük bir dalga bekleniyor

Guyomar konuşmasında Türkiye’yi, sadece istatistiksel bir veri değil, Mahkeme’nin idari kapasitesini test eden yapısal bir fenomen olarak tanımladı. Türkiye aleyhindeki başvuruların yaklaşık yüzde 85’i doğrudan 15 Temmuz 2016’dan sonra alınan önlemlerle ilgili. 2025 yılının ortalarından itibaren bu alanda yeni ve çok daha büyük bir dalga Strazburg kıyılarına vurmaya başladı. Ekim 2025’ten itibaren mahkeme, kamu görevinden çıkarılan memurlar, yargı mensupları ve askeri personelden gelen yaklaşık 4.000 kayıtlı başvuru alırken, 4.000 dosya ise kontrol aşamasında beklemekte.


20 bin yeni başvuru ulaşması öngörülüyor

Mahkeme yönetimi, 2026 yılı sonuna kadar bu türden 15 bin ile 20 bin arasında yeni başvurunun ulaşacağını öngörmekte. Bu öngörü, Türkiye’deki iç hukuk yollarının, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 29 Mayıs 2025 ve 16 Temmuz 2025 tarihli öncü kararlarının ardından bu uyuşmazlıklar üzerindeki incelemesini tamamlamış olmasından kaynaklanıyor. Mahkeme, bu “kitlesel akışı” yönetmek için idari işleyişini temelden değiştiren bir dizi özel önlemi devreye soktu.


2026 karar üretim yılı olacak

Başkan Mattias Guyomar’ın Bakanlar Komitesi sunumu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sadece bir “vaka çözüm merkezi” olmaktan çıkıp, üye devletlerin anayasal mimarilerini denetleyen bir “üst-denetçi” rolüne evrildiğini kanıtlamakta. Türkiye özelinde ise 2026 yılı, Strazburg tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir “karar üretim yılı” olmaya aday. 1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren idari reformlar, mahkemenin on binlerce dosyayı “kitlesel” olarak çözme kararlılığını göstermekte.


Guyomar’ın “Herkes İçin Bir Mahkeme” vizyonu, Türkiye’deki hak savunucuları için bir umut kaynağıyken, ulusal otoriteler için kararların infazı noktasında daha sıkı bir denetimin habercisi. Sonuç olarak, AİHM Başkanı’nın mesajı net: Hukuk devleti bir seçenek değil, barışın ve demokrasinin temelidir ve Mahkeme bu temeli korumak için gerekirse idari, teknolojik ve hukuki tüm sınırlarını zorlamaya devam edecek.