AİHM başkanından çıkış: Hukuku korumak için tüm sınırlar zorlanacak

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Mattias Guyomar’ın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi huzurunda gerçekleştirdiği konuşmada, Türkiye’yi bekleyen yargılamaların ağırlığını, AİHM yargısının karşı karşıya olduğu varoluşsal sınamaları ve bu sınamalara karşı geliştirilen kurumsal stratejileri ortaya koydu.
Türkiye’den büyük bir dalga bekleniyor
Guyomar konuşmasında Türkiye’yi, sadece istatistiksel bir veri değil, Mahkeme’nin idari kapasitesini test eden yapısal bir fenomen olarak tanımladı. Türkiye aleyhindeki başvuruların yaklaşık yüzde 85’i doğrudan 15 Temmuz 2016’dan sonra alınan önlemlerle ilgili. 2025 yılının ortalarından itibaren bu alanda yeni ve çok daha büyük bir dalga Strazburg kıyılarına vurmaya başladı. Ekim 2025’ten itibaren mahkeme, kamu görevinden çıkarılan memurlar, yargı mensupları ve askeri personelden gelen yaklaşık 4.000 kayıtlı başvuru alırken, 4.000 dosya ise kontrol aşamasında beklemekte.
20 bin yeni başvuru ulaşması öngörülüyor
Mahkeme yönetimi, 2026 yılı sonuna kadar bu türden 15 bin ile 20 bin arasında yeni başvurunun ulaşacağını öngörmekte. Bu öngörü, Türkiye’deki iç hukuk yollarının, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 29 Mayıs 2025 ve 16 Temmuz 2025 tarihli öncü kararlarının ardından bu uyuşmazlıklar üzerindeki incelemesini tamamlamış olmasından kaynaklanıyor. Mahkeme, bu “kitlesel akışı” yönetmek için idari işleyişini temelden değiştiren bir dizi özel önlemi devreye soktu.
2026 karar üretim yılı olacak
Başkan Mattias Guyomar’ın Bakanlar Komitesi sunumu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin sadece bir “vaka çözüm merkezi” olmaktan çıkıp, üye devletlerin anayasal mimarilerini denetleyen bir “üst-denetçi” rolüne evrildiğini kanıtlamakta. Türkiye özelinde ise 2026 yılı, Strazburg tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir “karar üretim yılı” olmaya aday. 1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren idari reformlar, mahkemenin on binlerce dosyayı “kitlesel” olarak çözme kararlılığını göstermekte.
Guyomar’ın “Herkes İçin Bir Mahkeme” vizyonu, Türkiye’deki hak savunucuları için bir umut kaynağıyken, ulusal otoriteler için kararların infazı noktasında daha sıkı bir denetimin habercisi. Sonuç olarak, AİHM Başkanı’nın mesajı net: Hukuk devleti bir seçenek değil, barışın ve demokrasinin temelidir ve Mahkeme bu temeli korumak için gerekirse idari, teknolojik ve hukuki tüm sınırlarını zorlamaya devam edecek.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

O polis Gülistan Doku dosyasındaki delil karartmay...

Anayasal hakklarını kullanan öğretmenlere AKP’li T...

İsrail ile Lübnan arasında 10 gün ateşkes yapıldığ...

'Saldırgan kendini jiletlemiş! Babası emniyet müdü...

Gülistan Doku Cinayeti: Eski polis ve İl Özel İdar...







