AİHM’de “F...” davaları: Sistematik ihlaller ve tazminat tartışması

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cumartesi, Mart 28 2026
Paylaş
X Post
15 Temmuz 2016’daki 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye’de başlatılan yargı süreçleri, uluslararası hukukta tartışılmaya devam ediyor. Avukat Mahmut Haldungil tarafından kaleme alınan değerlendirmede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları üzerinden “sistematik ihlal”, “tazminat politikası” ve “çifte standart” iddiaları ele alındı.
AİHM’de “F...” davaları: Sistematik ihlaller ve tazminat tartışması

Yazıda, darbe girişimi sonrası açılan davalarda yüz binlerce kişi hakkında işlem yapıldığı, on binlerce kişinin tutuklandığı ve kamu görevinden ihraç edildiği belirtiliyor. Bu süreçte özellikle ByLock kullanımı, Bank Asya hesapları ve bazı sendika/dernek üyeliklerinin “suç delili” olarak kabul edilmesinin hukuk çevrelerinde tartışma yarattığı ifade ediliyor.

Yalçınkaya kararı dönüm noktası oldu

Yüksel Yalçınkaya başvurusuna ilişkin AİHM’in 26 Eylül 2023 tarihli kararı, yazıda “dönüm noktası” olarak nitelendiriliyor. Mahkeme bu kararda:

Delillerin otomatik kabul edilmesini
Adil yargılanma hakkının ihlalini
Örgütlenme özgürlüğüne müdahaleyi
uluslararası standartlara aykırı buldu.

Kararın, benzer nitelikte binlerce dosyayı etkileyen “pilot karar” özelliği taşıdığı vurgulanıyor.

Tazminat politikası eleştiriliyor

Değerlendirmede, AİHM’in ihlal tespitlerine rağmen tazminat konusunda daha sınırlı bir yaklaşım benimsediği öne sürülüyor. Yalçınkaya kararında başvurucunun tazminat talebinin reddedilmesi ve yalnızca yargılama giderlerine hükmedilmesi, eleştirilerin merkezinde yer alıyor.

Benzer şekilde 2025 yılında görülen toplu davalarda da birçok başvuruda ya düşük miktarlarda tazminat verildiği ya da taleplerin reddedildiği belirtiliyor.

Diğer ülkelerle karşılaştırma

Yazıda, AİHM’in Russia, Azerbaijan ve Georgia ile ilgili davalarda daha yüksek tazminatlara hükmettiği örnekler üzerinden karşılaştırma yapılıyor. Bu durumun “çifte standart” tartışmalarına neden olduğu ifade ediliyor.

Siyasi ve diplomatik boyut iddiası

Değerlendirmede ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler ve mülteci politikalarının, AİHM kararlarının zamanlaması ve içeriği üzerinde etkili olduğu yönünde iddialara yer veriliyor. Bu çerçevede, mahkemenin bazı kararlarında “temkinli davrandığı” görüşü dile getiriliyor.

Yeniden yargılama tartışması

AİHM kararlarının ardından Türkiye’de yeniden yargılama yolunun açık olduğu, ancak uygulamada bu sürecin sınırlı etkili olduğu öne sürülüyor. Yerel mahkemelerin bazı durumlarda aynı delilleri yeniden değerlendirerek benzer kararlar verdiği ifade ediliyor.

Sonuç

Söz konusu değerlendirme, AİHM’in Türkiye’deki bu davalara ilişkin yaklaşımının hem hukuki hem de siyasi boyutlarıyla tartışılmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Özellikle tazminat politikası ve kararların uygulanması konusundaki farklı görüşler, önümüzdeki dönemde de gündemde kalacak başlıklar arasında yer alıyor.

Haldungil’in yazısının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.