Bu zamanda Hizmet

Bediüzzaman Hazretleri “Bu zamanda HİZMET’in tek bir yolu var; o da bütün bütün terk-i enaniyettir.” Hazret-i Ömer ki, Elvakkâf ale’l-Haktır. Yani hakkı görünce hemen durur; bütün düşünce ve iddialarından bir anda vazgeçer ve hakkın yanında yer alır. Bu Ömer iradesidir. Üstad Hazretleri de, mantık, izan ve irâdesiyle, nefsini ister istemez enaniyetini terk etmeye mecbur etmiştir.
Kümes Hayvanı Gibi
Komünizmden kurtulan ülkelerden birinde bizim kolejde okumuş, sonra da öğretmen olmuş birisi diyor ki: “Sovyetler döneminde biz birer kümes hayvanı gibiydik. Kümesten başka bir şey bilmiyorduk. Bizim yumurtalarımızı alıyorlardı, sonra da kesip yiyorlardı. Siz bizim gözümüzü açtınız. Dünyadan haberdar ettiniz. Yoksa biz kendimizi alınır-satılır bir şey zannediyorduk. Bize insanlığımızı öğrettiniz.”
Zehiri İlaç Yapan Dozudur
İlacı yapan, zehirin dozudur. Eğer doz ayarlaması olmazsa, zehir olarak kalır, öldürür. Yani zehirden bile ilaç yapılır. Ama esas olan dozun iyi ayarlanmasıdır. İzmir Yüksek İslam Enstitüsüde bizim bir edebiyat hocamız vardı: Şair Fuat Edip Baksı, “Kozu bileceksin, dozu bileceksin, bir de pozu bileceksin.” derdi. “Bu üçünü ayarlayamazsanız olmaz!” diye ilave ederdi.
Adanmışlık Zafere Götürür
“Kaliteye dönüşme, adanmışlıkla ilgilidir. Dava insanları kendi varlıklarını, gayelerine adarlar. İnsan kendisini adayınca, hiç hesapta olmayan şeyler harekete geçer.” (M.Fethullah Gülen Hocaefendi)
İç Hâfıza
11 Mart 2009 tarihinde Samanyolu Televizyonunda “Farklı Beyinler” diye bir haber anlatılıyordu; Orlando Sarlando, kafasını yere çarpınca her şeyi tarihi ile ahtırlar olmuştur. Hava durumlarını bile hatırlıyor. Hiç duraklamadan cevap veriyor. Muhtemelen bu iç hâfızadır. Çünkü iç hafıza hiçbir şeyi unutmaz. Mahşer günü için öyle olması gerekmektedir. Öbür taraftan “otistik dâhilerin” hepsinin hâfızaları çok mükemmel çalışmaktadır.
Babtistlerin Radyosunda
Arkadaşımız Selçuk Bey anlattı: “Babtistlerin Radyosunda birkaç program yaptık. Ben konuşma yaptım. Ki, bunların bazı büyükleri bir Kur’an düşmanı olmasına rağmen. Bizim bu programa büyük tepki geldi. Ama bu kilise ve radyo sorumlusu Profesör olan Papaz bunlara hiç önem vermedi, bildiğini okudu. Çünkü ona Hizmeti anlatmış ve beraber Türkiye gezisi yapmıştık… Radyo programlarının birisinin sonunda, hem de papaz olacak talebelerinin önünde namaz kıldık. Bu Prof. Papaz da namaz iştirak etti ve şunları söyledi: “Ben bu dinsizlik ve ahlâksızlığı ABD ortadan kaldıracak” diye ümit ediyordum. Hem de bekliyordum. Ama gidişattan artık ümidim kalmamıştı. Şimdi bu Türkiye gezisinde şahit olduklarımdan sonra ümidim kuvvetlendi. İnanıyorum, bunu siz yapacaksınız. Bunun güçlü nüvelerine şâhit oldum. Onun için ağlıyorum!..”
“Aslında biz bu Prof. Papazla iki ay önce bir Türkiye gezisi yapmıştık. Şimdi de görüşlerini almak için gitmiştik. Kamera karşısında soruları sorarken, ter içinde kalmış, ağzından burnundan ve gözlerinden terler, tükürükler ve yaşlar gelmişti. Kendisine ‘Efendim biraz ara verelim çok terlediniz ve yoruldunuz’ dediğimiz zaman böyle cevap vermişti.”
Yırtık Ayakkabılı Eğitimci
2007 Haziran sonlarında olabilir, Şerif Ali, Mehmet Sağlam, Emin Başer, Salim, Ziya Beyler ve Amiral Abdullah Bey önce Varşova’ya gittiler. Kolej çok güzeldi. Öğrenciler İngilizce tanıtım yaptı. Esnaf ile yemek yediler. Sonra Prag’a geldiler. Mehmet Sağlam ağlayarak bir konuşma yaptı: “Avrupa Birliği için üç dört lisan bilen gençlere ihtiyaç var. İşte hazırlar!..” dedi. Amiral Abdullah Bey, ayakkabısı yırtık eğitimcinin gayretleri karşısında derin tesir altında kalıyor. Hizmet hakkında ve aleyhinde olanlara bunlarla cevap veriyordu. Macaristan’da da tesettürlü bir hanım evinde yemek yemişlerdi. Bu Müslüman hanım yaptığı yemekleri masanın üzerine dizip kendisi masanın yanında diz çöküp oturmuş. Misafirlerin ısrarına rağmen öylece kalmış ve “Hayır… Siz Türkiye’den gelmiş misafirlersiniz. Ben hizmet edeceğim.” demiş. Sonra izin isteyip namaz kılmaya gitmiş. Orada bulunan Türk-Müslüman hanımlar “Biz namaz kılmıyoruz!..” diyerek kendi hallerinden sıkılmışlar.
Sonra Dil-set yarışmasında Türkçe’de ikinci olan bir Macar kız da misafirleri ziyarete geldi. Şöyle dedi: “Aslında yarışmaya Orta Asyalılar da katıldı. Benden daha iyi konuşabiliyorlar.” “Türkiye’yi sevdin mi?” dediler. “Bayıldım… O insanlar hiç sigara içmiyor ve alkol kullanmıyorlar!..” deyince Amiral kızardı.
Hz. Lokman’dan Bir İşaret
Lokman Suresinde Lokman Aleyhisselam, oğluna nasihat ederken: “Evladım’ dedi, sakın Allah’a eş, ortak uydurma. Çünkü şirk pek büyük bir zulümdür.” (Lokman Suresi, 31/13) ifadesinin derin işaretleri var… Lokman Hekim normalde hikmet sahibi bir tabiptir. Ondan böyle bir ifade normalde beklenmez, fakat âhir zamanda gen teknolojisinin ve diğer ilimlerin çok gelişip fitnelere, Allah’a ortak koşmaya vesile olacak olmasına işaret olsa gerektir. (H.E.)
Tazarru
Cenab-ı Hak, “Rabbiniz buyurdu ki, ‘Bana dua edin ki, size icabet edeyim. Zira, ‘Bana ibadet ve dua etmeyi kibirlerine yediremeyenler, zelil ve rezil olarak Cehenneme girecekler.” (Mümin Suresi, 60)
“De ki: ‘Siz tazarru ile ve gizlice yalvara yalvara, ağlaya sızlaya dualar ederek şöyle dediğiniz demler sizi karanın ve denizin karanlıklarından tehlikelerden kim kurtarır?” (En’am Suresi, 6/63)
İslâmî bir hizmet ve misyonla vazifeli olan kimsenin mutlaka gece ibadetiyle beslenmesi yani kalbini çatlatırcasına dua etmesi gerekir. Geceden beslenmeyen, gündüz mâneviyatla hiç kimseyi besleyemez…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU













