CHP'de iki bayramlaşma: Özel ve Kılıçdaroğlu neler söyledi?

Okuma Süresi 21 dkYayınlanma Cumartesi, Mayıs 30 2026
Paylaş
X Post
Cumhuriyet Halk Partisi'nde bugün iki ayrı bayramlaşma gerçekleşti.
CHP'de iki bayramlaşma: Özel ve Kılıçdaroğlu neler söyledi?

Mahkemenin mutlak butlan kararıyla genel başkanlık görevinden alınan Özgür Özel, CHP Ankara İl Başkanlığı binasında saat 14:00'ten itibaren partililerle bir araya geldi.

Güvenpark'ta toplanan çok sayıda kişi Özgür Özel'e destek ve Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki sloganları attı.

Alana Özgür Özel ile birlikte gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "İnsanların umudunu tüketen bir konumda bulunmaktansa, siyaseti bırakırım. CHP''yi zayıflatmaya yönelik her girişim, yalnızca partiyi hedef almamaktadır. Türkiye'nin birikimini ve Cumhuriyet'in değerlerini hedef almaktadır" dedi.


Ardından konuşmasını yapmaya başlayan Özgür Özel, "Bu mesele CHP'nin iç meselesi değildir, doğru anlayalım. Bu mesele Tayyip Erdoğan'la milletin meselesidir" dedi.

"Diplomasız Erdoğan, mazbatasız Genel Başkan istemektedir" diyen Özel, "Buna izin vermeyeceğiz" sözleriyle devam etti ve "Derhal bir kurultay yapın, partiyi seçilmiş bir genel başkana kavuşturun" ifadelerini kullandı.

Özel, buluşmaya katılan binlerce kişiyi Anıtkabir'e doğru yürümeye devam etti.


Özel, konuşurken elektrikler kesildi: Diplomasız Erdoğan, mazbatasız Kemal Başkan istemekte

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 

"Sizi anlıyorum, öfkenizi anlıyorum ancak bugün öfke sözleri değil umudu yükseltmenin, iktidar yürüyüşünü başlatmanın günüdür. Partimiz kurulduğu günden beri tarih boyunca Sivas Kongresi'nden bugüne çok zor günler geçirdi. Partimiz kapatıldı, genel başkanlar hapse atıldı. bu partiye her kötülük yapıldı ama hiç kimsenin gücü CHP'ye yetmedi. Tarihte ilk kez cumhurbaşkanlığında bir partinin genel başkanı otururken 24 yıl boyunca her seçimi kazanmışken hiç seçim kaybetmemişken bu ses CHP, partili cumhurbaşkanını yendiği için yapılacak ilk seçimde iktidar olacağı için bir güç devleti elinde tutan kötücül akıl CHP'nin iktidar umuduna, cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığa müdahale etmekte, seçilen genel başkanı değiştirip atama yapmaya kalkmaktadır.


Keşke birilerinin söylediği gibi bu mesele parti içi tartışma olsa. Bu mesele CHP'nin iç meselesi değildir. Özgür Özel, Kılıçdaroğlu meselesi değildir. Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan ile millete meselesidir. Meydan alabileceğini aldı, doldu taştı. Bugün ses sistemi güçlü bir otobüsümüz yok, bir telsiz mikrofonumuz, paramız, binamız yok ama başkalarında olmayan bir şey var. Siz varsınız! AKP'nin kanunsuz emirleriyle, polisle ele geçirilen binanın önünde AKP'den destekle TGRT'den kampanyayla önünde A Haber'in canlı yayın yaptığı, Türkiye'nin dört bir yanından parayla gündüz tarlada çalışacak olanları dahi yevmiyeni, yemeğini verelim diye taşımayla göstermelik bir cılız kalabalıkla meşruiyet arayışı var. Bir tarafta milletin ta kendisi var! O yüzden mukayese kabul etmez, kıyas kabul etmez. Bir tarafta ele geçirilmiş binalar, bir tarafta partisine ülkesine sahip çıkan milyonlar var."

"Elektriği kestiler, bizim sesimizi asla kesemeyecekler!"

Bir süre elektrik kesilmesi nedeniyle konuşmasına ara veren Özel, şöyle devam etti: 

"Beklediğimizi yaptılar, elektriğimizi kestiler. Jeneratör devrede, bizim sesimizi asla kesemeyecekler! İktidara yürüyen değil, iktidarla yürüyen bir CHP istiyorlar. AKP'yi yedik müesses nizamın çarkına çomak soktuk. kimse bu milleti de devleti de küçük görmesin. Bu milleti kimse emir eri sanmasın. Bu devleti partisinin sanmasın. Bu millet de bu devlet de Türkiye'nin kurucu partisine sahip çıktı, bundan sonra da çıkacaktır. Bugün buraya gelenler tarihin doğru tarafında duruyor demek kifayetsiz bugün bu meydan tarih yazmaya gelmiştir. Türkiye'nin dört bir yanından toplananlar ve parti bekçilerini zorlayarak bahçeye indirmelerine rağmen bu kalabalık orada yoktur. Bu meydan tarihin ta kendisi! Diplomasız Erdoğan, mazbatasız Kemal Başkan istemektedir.


Türkiye siyasi tarihine bir kara leke olarak yazılan mutlak butlan kararı kimseye meşruiyet vermez, mazbatasız genel başkan olmaz, yakışmaz, oturamaz. Derhal bir kurultay yapın, partiyi seçilmiş genel başkana kavuşturun. CHP atanmış bir genel başkan kabul etmez! Türkiye'nin demokrasisinin teminatı bu partidir, derhal kurultay istiyoruz. Her delegeyle yarışa varım, kurultay tarihini ilan edin. Sandığı koyalım genel başkanının kim olacağına 2 milyon CHP'li karar versin. Sandıktan kim çıkarsa kurultaya o kişinin genel başkan adaylığıyla gidelim. Ön seçim istiyorum. Sözüm söz eğer Manisa'da 2015 ön seçimine yüzde 84 oy alarak tüm zamanların ön seçim oy rekorunu kırmıştım bu seçimde de yüzde 80 altı oy alırsam talip olmayacağım. 


Sırf parti içi iktidar için TGRT'nin sözleri benimsenip nasıl belediye başkanlarımızı partiden atmaya, disipline vermeye kalkarsınız? Bize bina değil yürek lazım. Meclis'e yaptığımız yürüyüşle AKP'nin kara düzenini, o düzenden medet umanları geride bıraktık. Vakit birleşe birleşe kazanma, vakit birleşe birleşe Türkiye'yi iktidara taşıma vaktidir. Var gücümüzle partideki AKP'nin oyunlarını bozmak için gerekli her şeyi yapacağız. Ya teslim olacağız onlar kazanacak Türkiye kaybedecek ya da bir kez daha hep birlikte çekinmeden, korkmadan, teslim olmadan biz kazanacağız. Var mısınız? Benimle Anıtkabir'e yürümeye var mısınız? iktidar yürüyüşünü başlatalım! Peşimden Anıtkabir'e yürüyoruz. Beni, partisi, ülkesini seven arkamdan gelsin"


Kılıçdaroğlu ilk kez Genel Merkez'de

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ise ilk kez CHP Genel Merkezi'ne gitti ve burada buluşanlarla bir araya geldi.

Mahkemenin verdiği mutlak butlan yani kesin hükümsüzlük kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna geri döndürülen Kemal Kılıçdaroğlu, bugün ilk kez CHP Genel Merkezi'nde partililerle bayramlaşma etkinliğinde konuştu. "Bugün burada CHP'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz," diyen Kılıçdaroğlu, "Yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir; kimin genel başkan olacağı meselesi değildir. Türkiye'de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir," ifadelerini kullandı. "Biz bu partiyi, mahkeme salonlarında irademiz çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Bana soruyorlar, ne yapacaksın? Bana soruyorlar, şimdi ne yapacaksın, ben hesap soracağım hesap!" diyen Kemal Kılıçdaroğlu "en kısa sürede kurultay sandığını" delegelerin önüne getireceğini söyledi. 

CHP Genel Başkanlığı görevine mahkemenin verdiği mutlak butlan kararıyla geri döndürülen Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda "masum belediye başkanlarını kurtaracaklarını" ifade ederek "Ama kirliye bulaşana da göz yummayacağız. Masum belediye başkanlarımız için mücadeleye başlıyoruz" diye ekledi. 

Mahkeme kararının ardından CHP Genel Merkezi'ndeki ilk konuşmasını yapan Kemal Kılıçdaroğlu, sahneye Grup Yorum'un "Devrim Yürüyüşümüz Sürüyor" şarkısıyla çıkıp Fatih Kısaparmak'ın Haram Saltanatı şarkısıyla sahneden indi. Kılıçdaroğlu ayrıca konuşmasını bitirdikten sonra güvercin uçurdu. 

Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşması şöyle: 

"Bu can bu tende kaldıkça hakkı, hukuku ve adaleti herkes için savunacağım. Arkadaşlar, teşekkür ederim, hep birlikte mücadelemizi yapacağız. 

Sevgili kardeşlerim, televizyonları başında bizi dinleyen yurttaşlarım, mücadelesi dağlar kadar büyük, yürekleri denizler kadar berrak yol arkadaşlarım, CHP'nin vefakar kahramanları, kadın kolları, gneçlik kolları, onurlu parti örgütümüz ve bu aziz vatanın asıl sahibi aziz sahipleri size sesleniyorum: Adalet meydanına, baba ocağına hoş geldiniz, şeref verdiniz!


"Bugün burada CHP'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz"

Size bakarken sadece bir Genel Merkez görmüyorum, Adalet Yürüyüşü'nde birlikte attığımız her adımda toprağa düşen helal alınterini görüyorum. Hak, hukuk, adalet mücadelesinde vatanperver CHP'lileri görüyorum; ben sizlere bakarken yoksulun, emekçinin, yetimin hak mücadelesi için çarpan binlerce yüreği görüyorum. Sizlerle omuz omuza helalleşerek, kucaklaşarak beraber mücadele edeceğiz. Burası hepimizin, halkın yuvasıdır. 

"Yaşadığımız mesele; Türkiye'de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir"

Bugün burada CHP'nin tarihsel namusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güvenliğini, millet iradesinin onurunu ve devlet aklının geleceğini konuşmak için bulunuyoruz. Yaşadığımız mesele yalnızca bir kurultay tartışması değildir; kimin genel başkan olacağı meselesi değildir. Türkiye'de siyasetin ahlakla mı parayla mı, hukukla mı operasyonla mı, millet iradesiyle mi aparatlar üzerinden mi şekilleneceği meselesidir.

Bugün çok açık konuşacağım. Ama öfkeyle değil. Sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, kimseye haksızlık etmeden. Çünkü bizim geleneğimiz budur, biz CHP'liyiz. Bizim kitabımızda intikam, iftira, kin yoktur; mertçe helalleşme, hesaplaşma vardır. Ama bu hesaplaşma kişisel değil, ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma! Ama bu arınma, tasfiye değil; yeniden bir doğuştur. 

Biliyorsunuz, 38. Kurultay'da bir bayrak değişimi olmuştu. Biz o gün başımızın üstüne dedik. CHP'de demokrasi esastır, dedik. Maalesef gördük ki durum öyle değil. O kurultay Türkiye siyasetinde bir milattır. O günden sonra ortaya çıkan iddialar, yargıya taşınan dosyalar, kamuoyunda oluşan derin kuşkular ve bugün geldiğimiz nokta hepimize şunu göstermiştir: Bir siyasi partinin iç demokrasisi sakatlanırsa, ülkenin de demokrasisi sakatlanır. Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vadetmesi de imkansız hale gelir.

"Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Bana ne yapacaksın diye soruyorlar, hesap soracağım"

Biz bu partiyi, mahkeme salonlarında irademiz çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? Bana soruyorlar, ne yapacaksın? Bana soruyorlar, şimdi ne yapacaksın, ben hesap soracağım hesap! Herkes bunu böyle bilsin! 

"Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim"

Kurultay sandığını en kısa sürede önünüze getireceğim. Temiz, tertemiz bir kurultay yapacağız. Partilerimiz partimizin güvenli limanını inşa edecek. O güvenli limana hep beraber gideceğiz. Ben değil kardeşlerim, güvenli limanı sizler inşa edeceksiniz. O sandıktan kim çıkarsa partinin meşru, hukuki lideri olacaktır; başımızın tacı olacaktır. 


Biz usulsüzlüğe de koltuk sevdasına da geçit vermeyiz. Karşınızda duran bu adamı iyi tanırsınız. Ben hayatım boyunca, hem bürokratik hem siyasi yaşamımda, sadece vatana millete hizmet etmiş bir bir kardeşinizim. Hesap uzmanlığından milletvekilliğine, genel başkanlığa kadar devletin ve milletin her kademesinde görev yaptım. Tek bir kuruş boğazımdan aşağı haram lokma inmedi, haram lokma yemedim, yedirmedim. Bundan sonra da açıkça söylüyorum, yedirmeyeceğim! Kul hakkını kimseye yedirmeyeceğim!

"78 yaşında, ömrünü bu vatana adamış bu adama 'hain' diye bağıranları duydum"

Ben 78 yaşındayım. Koca bir ömür... Bugün 78 yaşında ama bir derdi olan, ama derdi anlatmaktan asla vazgeçmeyen bir kişi olarak karşınızdayım. Bu yürüyüş benim yürüyüşüm değil. Bu yürüyüş adaletin, temiz siyasetin son büyük nöbetidir. Bu yürüyüş arınmanın, arınarak çoğalmanın, çoğalarak kazanmanın yürüyüşüdür. Bu yürüyüş asırlık çınarları kuruluş kodlarına yeniden oturtmanın yürüyüşüdür. Birilerinin siparişiyle, fermanıyla atılan sloganları duydum. 78 yaşında, ömrünü bu vatana adamış bu adama 'hain' diye bağıranları duydum.

"Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlemek için kullananları göremedim"

Benim temiz niyetimi, bu ülkeye olan sevdamı sırtımdan hançerlemek için kullananları göremedim. Hakkınızı helal edin ve beni affedin. 

"Baba ocağında oturanlar, Gazi Meclis'in çatısı altında rüşvet poşeti iddiaları karşısında sessiz kalamaz"

"Kapatma olursa yedek parti hazır" diyenler şunu iyi bilsin: CHP devlete istikamet çizen bir partidir; CHP ahlakın, erdemin ve ülkesine hizmet etmeyi şiar edinenlerin, demokrasiyi savunanların partisidir. Hiçbir CHP'li çift ajandalı değildir. Bu parti mandacılara karşı ya istiklal ya ölüm diyenlerin partisidir. Dostlarım, kardeşlerim, evlatlarım; arınacağız! Önce CHP sonra Türkiye arınacak. Biz kendi evimizi hukukla, ahlakla temizlerken bir an bile asıl görevimiz olan bu milletin dertlerini unutmayacağız.

Bu ülkenin mutfağında yangın var. Emeklimiz pazar artıklarıyla geçiniyor, işçilerimiz alınterinin karşılığını alamıyor, gençlerimiz yurtdışı hayalleri kuruyor. Kimse umutsuzluğa kapılmasın; biz bu karanlığı yırtıp atacağız. 

Buradan bu tarihi meydandan bu ülkeye demokrasiyi getirmek için omuz omuza yürüdüğümüz ve bundan sonra da adalet yolunda beraber yürüyeceğimiz milyonlara selam olsun. Halkımızla kurduğumuz o dostluk köprüleri, bu ülkenin çimentosudur. 

Selam olsun, Türkiye'nin asıl sahiplerine! Seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü bacılarımıza selam olsun! Apartman görevlisi kardeşlerime, kağıt toplayıcısı yoldaşlarıma, umudumuz kadınlara, tüm emekçilere selam olsun. Bin selam olsun aydınlık geleceğimize! Saray dalkavukları da dinlesin, baronlar da dinlesin; buradan tüyü bitmemiş yetimin hakkını sömüren Beşli Çeteler de dinlesin; sokaklarımızı zehirleyen uyuşturucu baronları da dinlesin, mafya artıkları da dinlesin: Kemal Kılıçdaroğlu hayatta olduğu müddetçe, bu can bu bedende olduğu müddetçe size asla ve asla geçit vermeyeceğiz. 

"Korkmayın kardeşlerim, masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız"

O çaldığınız milyar dolarları bu milletin kasasına geri getireceğim; korkmuyorum, sizden korkmayacağız. Ben bu kavgayı yeniden başlatıyorum. Yanımda mısınız? Yanımda mısınız? Yanımda mısınız? İçerideki bu haramzadeleri maşa gibi kullanarak Türkiye'yi sömüren uluslararası tefeciler ve Türkiye düşmanları siz de dinleyin: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu iradesi CHP'dir; bu iradenin sarsılmaz ruhu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. O edebi ruhu göğsümüzde onurla taşıyoruz. Bugün ülkemizin etrafı bir ateş çemberiyle sarılmışken Mustafa Kemal'in koltuğundan dünyaya sesleniyoruz: Devletimizin üniter yapısı ve milletimizin sarsılmaz bütünlüğü nasıl Kurtuluş Savaşı'nda çelikten bir yumruk olup tepenize indiyse bugün da aynı inançla karşınızdayız, kimse heveslenmesin! Kanımızı akıttığımız, şehit verdiğimiz bütün topraklarda devletimizin ve milletimizin çıkarları partimizin sarsılmaz tüzüğüdür. Biz mazlum milletlerle birlikte bu coğrafyada emperyalizme asla geçit vermeyeceğiz. Türkiye'nin kardeşlik projesini koltuklarımızı korumanın pazarlığını yapmak için değil ülkemize ve halkımıza olan borcumuzu yerine getirmek için destekliyoruz. 

CHP yıkılmayacaktır, dağılmayacaktır. 2023 yılında omuz omuza verdiğimiz ittifak partilerine, yürekli liderlerine, Halil İbrahim soframıza gönül vermiş vatan evlatlarına bin selam olsun! 

Bizim kurduğumuz o helalleşme ve demokrasi köprüsü bu ülkenin teminatıdır. On milyonların iradesini kimsenin çiğnemesine izin vermeyeceğiz. Sadece geçmişi temizlemeyeceğiz, geleceği de inşa edeceğiz. Adalet, ahlakın ve dürüstlüğün sarsılmaz kalesi olarak bu anlayışı yeniden inşa edeceğiz.

Korkmayın kardeşlerim, masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız. Ama kirliye bulaşana da göz yummayacağız. Masum belediye başkanlarımız için mücadeleye başlıyoruz. Yolumuz aydınlık olsun, adalet olsun. Hak, hukuk, adalet mücadelesinde durmak yok, yorulmak yok. Benimle yürüyeceğinize söz veriyor musunuz? "