Geleceği Sofrada İnşa Etmek: Wilhelmstadt Okullarında Dinleri Buluşturan İftar

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Salı, Mart 10 2026
Paylaş
X Post
Geleceği Sofrada İnşa Etmek: Wilhelmstadt Okullarında Dinleri Buluşturan İftar

Geleceğin huzurlu toplumu sadece ders kitaplarıyla değil, paylaşılan lokmalarla da inşa ediliyor. Berlin Spandau’daki Wilhelmstadt Okulları Kampüsü, dün akşam tam da bu gerçeğin canlı bir tablosuna sahne oldu. House of One işbirliğiyle düzenlenen iftar programı, savaşların ve toplumsal kutuplaşmaların gölgesindeki dünyamıza, bir okulun bahçesinden uzatılan güçlü bir zeytin dalıydı. Farklı inançlardan, milletlerden ve kuşaklardan yüzlerce insanı hiçbir ayrım gözetmeksizin aynı masanın etrafında toplayan bu buluşma, "birlikte yaşama sanatının" nasıl icra edileceğini hepimize yeniden hatırlattı.

Program, Kübra Dalkılıç’ın moderatörlüğünde samimi bir atmosferde başladı. Gecenin açılışında House of One’ı temsilen Haham Andreas Nachama, İmam Kadir Sancı ve Papaz Marion Gardei söz aldı. Din adamları, bu yıl Ramazan ayının Hristiyanların Paskalya öncesi oruç dönemiyle kesişmesinin oluşturduğu o manevi iklime dikkat çektiler. Hz. Ali’nin "İnsanlar ya dinde kardeş ya da yaratılışta eştir" sözüne yapılan atıf, salondaki herkesin hangi inanca mensup olursa olsun insanlık ortak paydasında buluştuğunun en güzel özetiydi.

Ev sahibi Wilhelmstadt okulları yönetimi adına konuşan Maria Lazri ve Bünyamin Baykuş, eğitimin birleştirici gücüne vurgu yaptılar. 30 farklı milletten öğrencinin kavgasız, barış içinde eğitim gördüğü bu kampüsün, aslında arzuladığımız barışçıl dünyanın küçük bir modeli olduğu ifade edildi. Gecenin en duygu yüklü anlarından biri ise, bu okulun ilk mezunlarından olan ve kısa süre önce 2026 Almanya Öğretmenler Ödülü’ne (Deutscher Lehrkräftepreis) layık görülen Fatma Kan’ın, yıllar sonra kendi yuvasında bir öğretmen olarak onurlandırılmasıydı.

Siyaset dünyasının önemli isimleri de bu anlamlı gecede yerlerini aldı. Federal Hükümet Antisemitizmle Mücadele Sorumlusu Dr. Felix Klein, "Birlikte yemek yiyenler, birbirini tanır ve kabul eder. Aynı masada oturanlar savaşmaz, konuşur" diyerek sofranın birleştirici gücüne dikkat çekti. Kültür ve Toplumsal Uyum Senatörü Sarah Wedl-Wilson ise salondakilere duyduğu saygıdan ötürü o gün oruç tuttuğunu belirterek büyük takdir topladı. Wedl-Wilson, birlikte yemek yediğimizde unvanların ve günlük rollerin ortadan kalktığını; insanın sadece insan olarak masada var olduğunu anlattı. SPD Meclis Grup Başkanı Raed Saleh ise çocukların dünyayı farklı dinlerden bağımsız, rengarenk ve tek bir çatı altında çizdiğini; bu hayalin adının "Şalom, Selam ve Barış" olduğunu dile getirdi.

Gecenin ilerleyen anlarında sahne alan insan hakları aktivisti ve eski NBA oyuncusu Enes Kanter Freedom, sporu ve diyaloğu birleştiren “Hoops of One” projesinden bahsetti. Merhum Fethullah Gülen Hocaefendi’nin kendisine verdiği “Farklılıklarımızı masada bırakıp ortak yönlerimizi bulmalıyız, çünkü yaşayacak tek bir dünyamız var” tavsiyesini aktaran Kanter, dünyada daha fazla empatiye ihtiyaç duyulduğunu belirterek kadın liderlerin ve kadınların yönetimde söz sahibi olmasının önemine çok güçlü bir vurgu yaptı.

Etkinliğin evrensel vizyonunu özetleyen konuşma ise Gürcistan’dan gelen Tiflis Metropolitan Piskoposu Prof. Dr. Malkhaz Songulashvili’ye aitti. Tiflis’te tıpkı House of One gibi cami, sinagog ve kiliseyi aynı çatı altında buluşturan "Barış Katedrali"nden selam getiren Piskopos, Hucurât Suresi’nden ayetleri aslî Arapça  telaffuzu ile  okuyarak salondakileri derinden etkiledi. Yüce Yaratıcı'nın insanları birbirlerinden nefret etsinler diye değil, "tanışıp kaynaşsınlar diye" farklı kavimler halinde yarattığını hatırlattı.

İftarın ardından kampüs yavaş yavaş sessizliğe bürünürken, geriye yalnızca paylaşılan yemeklerin lezzeti değil; yıkılmış önyargıların ve kurulan yepyeni dostlukların huzuru kaldı. Piskopos Songulashvili’nin de altını çizdiği gibi; gerçek ve kalıcı barış, yüksek siyasi kürsülerde atılan sloganlarla değil, yabancıları komşuya, komşuları dosta dönüştüren bu tür mütevazı sofralarda başlıyor. Wilhelmstadt okulları ve House of One, öğrencilerine ve tüm topluma şu hayati dersi vererek geceyi noktaladı: Dünyayı iyileştirmek istiyorsak, önce birbirimizi tanımak, birbirimizi dinlemek ve o masaya birlikte oturmak zorundayız.