Gülen'in Düşüncesini Yeni Nesiller Daha İyi Anlayacaklar

Okuma Süresi 14 dkYayınlanma Perşembe, Temmuz 23 2026
Paylaş
X Post
Gülen'in Düşüncesini Yeni Nesiller Daha İyi Anlayacaklar

Ori Soltes'in Fethullah Gülen'i şahsen tanıyamayacak olan gelecek nesillerin onun fikir dünyasını daha iyi anlayıp özümseyeceği sözü beni bu yazıyı yazmaya sevk etti. Yeni nesillerin Fethullah Gülen Hocaefendi'nin düşünce mirasına çok daha geniş bir perspektiften bakacaklarını, günümüz imkânları ile çok daha detaylı bir vukufiyet yakalayacaklarını, içinde yetiştikleri global kültürel sentezlerin ve zenginliklerin bu mirası daha ileriye taşımada önemli bir etken olacağını düşünüyorum.

Bu düşüncemi biraz açayım; Fethullah Gülen Hocaefendi'nin neşet ettiği yıllar Türkiye'nin fakirlik ve eğitimsizlikle mücadele ettiği, özgürlüklerin çok kısıtlı olduğu yıllardı. Kur'an eğitimi bile gizlice yapılıyordu. Ezan yasaktı. İlim insanlarından Darwinizm'e inanan insan sayısı az değildi. Hocaefendi'ye gençlik yıllarında Ege'yi gezen Nur talebesi Muzaffer Arslan'ın alnı secdeli bir iki insan haricinde kimseye rastlamadığını ifade etmesi o dönemlere ayna tutuyordu.

Sonraki yıllarda 1970'ler, 80'ler, darbeler, muhtıralar, hapisler ve gaybubet yılları… 1986 sonrası az rahat nefes alınan Özallı yıllar. Yeniden 1997'de 28 Şubat'ın soğuk ve sert rüzgârları ve 22 Mart 1999'da Amerika'ya sağlık sebepleri nedeniyle cebri hicret yılları… Belki on yıllık 2002-2012 gibi az nefes alınan ve Hizmetlerin dört bir yanda tıpkı doksanlarda olduğu gibi inkişaf ettiği yıllar ve sonrası daralan ve bir cadı avına dönüşen zor yıllar. 15 Temmuz 2016 sonrası ise dünya tarihine geçecek bir tenkil süreci ve acıların çığ hâlinde Hocaefendi'nin fikir ve ruh dünyasını belki de alt üst ettiği yıllar. Tabii yanında ve yakınında olanların da bu hadiselerin acı yüzünü seviyesine göre yaşadıkları tahammülü güç zaman dilimleri. Özellikle de mağdur edilen masum insanların Hocaefendi'de oluşturduğu çok ağır yükler, travmalar. 20 Ekim 2024'te ruhunun ufkuna belki de biraz kırgın yürüyüşü…

Bazen yakınlık ve aşk insanı kör edebilir. Bazen yakınlık avantaj olabileceği gibi dezavantaja dönüşebilir. Biliyorum ve tanıyorum hissi, fikri istifadenin önüne geçebilir. Hocaefendi'yi hiç görmeyen ve yüz yüze gelmeyen, 2000 sonrası doğan yepyeni bir nesil var. Z kuşağı, hatta Alfa kuşağından bir hayli genç Hocaefendi ile hiç tanışmadı, sadece vaazlarını, sohbetlerini dinledi, eserlerini okudu. Tanıyanlardan onun hakkında sohbetler dinledi. Yani daha objektif bir şekilde Gülen'in eğitim, diyalog, barış ve kimlik inşası düşüncelerinde, pratiğinde yepyeni ufuklar yakalayabilirler. Siyasi konjonktürden bağımsız olarak, evrensel boyutta getirdiği yeni ufuklara yelken açabilirler. Olayları doğrudan yaşamamış olmalarının bir dezavantaj değil, tam tersine önyargısız bir okuma imkânı sunduğu — tarihsel mesafe ile okuma ve pratik yapabilecekleri gerçeği gözden kaçırılmamalıdır.

Pek çok düşünürün eserinin kendi çağında değil sonraki kuşaklarca daha iyi anlaşılması tarihî bir gerçektir. Entelektüel okuma için tarihselliği bilmek ama o tarihin içinde özne olmamak da önemli bir etken olsa gerek.

Yeni nesillerin, rejimin son on yıldır Hizmet Hareketi ve Gülen için yaptığı kara propaganda ve itibar suikastlerinin etkisinde kalma ihtimali de oldukça yüksek. Yaşananlardan travmatik ve duygusal olarak etkilenmiş olmaları da ayrı bir körlük oluşturabilir, fakat bazen yapılan haksızlık ve hukuksuzlukların farkında olmak da ayrı bir motivasyon kaynağı olacağı unutulmamalıdır.

Günlük siyasetten bağımsız olan ve dünya gündemine daha geniş bir perspektiften bakabilen, dijital dünyada bilgiye nasıl ulaşacağını bilen nesillerin, insani evrensel değerler etrafındaki sivil inisiyatiflerin ve çalışmaların değerini çok daha iyi kavrayabileceklerine inanıyorum.

Hocaefendi'nin Amerika'daki cenaze törenine katılan binlerce genç ve dünyanın dört bir yanında farklı milletlerden gençlerin Hizmet'in değişik birimlerinde yer alması geleceğe dair ümitlerimi canlı tutuyor.

Evet, Kur'ân'ın düsturları, kanunları, ezelden geldiğinden ebede gidecektir. Medeniyetin kanunları gibi ihtiyar olup ölüme mahkûm değildir. Daima gençtir, kuvvetlidir. Meselâ medeniyetin bütün cem'iyât-ı hayriyeleri ile bütün cebbârâne şedid inzibat ve nizamâtlarıyla, bütün ahlâkî terbiyegâhlarıyla Kur'ân-ı Hakîm'in iki meselesine karşı muâraza edemeyip mağlûb düşmüşlerdir. (25. Söz)

Kur'an hakikatleri, eskiyen ve partallaşan her şeye inat ter ü taze kalmaya devam ediyor. Müracaat eden her ihtiyaç sahibine ihtiyacı kadar ve fazlasıyla cevap veriyor.

İnsanların kurduğu adalet eskiyebilir, sevgi solabilir, merhamet yorulabilir, eşitlik lafta kalabilir, kardeşlik ihanetlerle kirlenebilir ama Kur'an hakikatleri hep canlıdır. Başvuran herkese cömertçe hayat üfler. Gülen'in mirası olan düşünceleri ve pratiği de ilhamını Kur'an'ın solmaz hakikatlerinden alıyor, bu yüzden gençlik ve tazeliğini de ebedlere kadar muhafaza edecektir.

Zamanla olaylar açıklığa kavuştukça, zihinlerde Gülen düşünce ve pratiğinin daha iyi tanınıp kavranacağına inanıyorum. Bizlere düşen, onları temiz bir su kaynağı olan bu eserler ve düşüncelerle buluşturmak. Doğru kaynaklara ulaşım yollarını açmak, gerekirse gölge etmeden aradan çekilip, hakikatin o parlayan yüzü ile onları buluşturmak…

‘’Bedenim çok yorgun ama sizlerle mesudum’’ Hocaefendi'nin son sözlerinden…

https://www.buzzsprout.com/1745031/episodes/19534738