Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin valisinin yeni ifadeleri ortaya çıktı

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de Dersim’de kaybolmasına ilişkin soruşturmada, tutuklanan dönemin valisi Tuncay Sonel’in savcılık ifadesinden yeni kısımlar çıktı.
Gazeteci İsmail Saymaz, Halk TV yayınında Sonel'in ifadelerini aktardı. İsmail Saymaz, bugünkü yayınında Sonel’e adliyede 78 soru yöneltildiğini, ifadenin toplam 21 sayfa olduğunu belirtti.
Daha önce kamuoyuna yansıyan bölümlerde SIM kartın resmî soruşturma makamları yerine Ankara Emniyeti’nde görevli eski polis Gökhan Ertok’a gönderilmesi, kamera kayıtları, para gönderimleri ve gizli tanık beyanları öne çıkmıştı.
Saymaz’ın paylaştığı yeni bölümlerde ise Gökhan Ertok’la tanışma süreci, Ferhat Güven’in rolü, Başhekim Çağdaş Özdemir’in atanması, Zeynal Abarakov’un yurt dışından getirilişi ve Antalya’ya yerleştirilmesi gibi kısımlar ortaya çıktı.
GÖKHAN ERTOK’LA TANIŞMA SÜRECİ
Sonel'e Gülistan Doku'nun sim kartını alıp herhangi bir resmi yazı olmadan teknik 'inceleme yapan Ankara Emniyeti’nde görev yapmış eski polis Gökhan Ertok’la nasıl irtibat kurduğu soruldu. Sonel, iş insanı Mehmet Aca üzerinden tanıştığını söyledi.
Sonel ifadesinde şunları söyledi:
“Biz bu iş adamı Mehmet Aca'yı tanırım. O da yanımda bir muhabbet anında Ankara Emniyeti'nde görevli, bilgisayardan ve sosyal medyadan anlayan Gökhan Komiser olduğunu belirtince, benimle ilgili illegal örgütler tarafından atılan tweetler ve paylaşımlarla ilgili bilgi alması için Gökhan'dan yardım istedik. Tanışmamız bu şekilde oldu. Ben Gökhan'la hiç yüz yüze gelmedim. Ankara'da görevli bir memur olduğunu biliyorum.”
Saymaz, bu bölümün ardından Ferhat Güven’e ilişkin sorulara dikkat çekti. Güven’in dönemin Tunceli Emniyet Müdürü tarafından Sonel’e tavsiye edildiğini belirten Saymaz, “Muhtemelen bu haber elemanı olmuş. 2017-18'de dönemin Tunceli Emniyet Müdürü tarafından Vali'ye tavsiye edilmiş "güvendiğimiz biridir" diye. İhtimal haber elemanı ya da Emniyet'e muhbir olarak görev yapıyor” dedi.
Sonel savcılıkta Ferhat Güven hakkında şu ifadeleri kullandı:
“Ferhat Güven'e biz devlet olarak, emniyet müdürümüzün bilgisi dahilinde Ferhat Güven'e devlet olarak sahip çıkmak adına sosyal projeler konusunda görev verdik, başarılı şekilde işini yaptı, hatta bu kişiyle ilgili hem emniyet hem de MİT bana bilgi vermiştir.”
AKP İL BAŞKANI İSTEMİŞ BAŞHEKİM ATANMIŞ! DEVLETİN VALİSİ TORPİLİ İTİRAF ETTİ
Eski Tunceli Başhekimi Çağdaş Özdemir’in atanma sürecinin AKP İl Başkanlığı sayesinde olduğu Sonel'in ifadesinde yer aldı.
Sonel, Özdemir’in İl Sağlık Müdürü olarak atanmasında dönemin Tunceli AKP İl Başkanı’nın olumlu referansının kendisine iletildiğini söyledi.
Sonel ifadesinde şunu söyledi:
“Tunceli Valiliği yaptığım dönemde Başhekim Çağdaş Özdemir'in il sağlık müdürü olarak atanmasında dönemin AK Parti İl Başkanının da şahsıma ilettiği olumlu referans vardı.”
İfadede Sonel’e, oğlu Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku ile tanışıp tanışmadığı da soruldu. Sonel, oğluyla Doku arasında herhangi bir tanışıklık olmadığını söyledi.
Sonel şu yanıtı verdi:
“Tanışıklığı yoktur. Oğlum liseyi bitirmiş üniversite sınavına hazırlanan 19 yaşında bir gençtir. Kaybolan kızımız üniversite öğrencisi olup hiçbir şekilde tanışıklığı yoktur, cep telefonu mesajları araştırılabilir.”
Gülistan Doku’nun oğluyla ilişki yaşadığı ve hamile kaldığı iddiası sorulduğunda Sonel, “Kesinlikle iftiradır. Çirkin ve kabul edilemez bir iftiradır” dedi.
Doku’nun oğlu tarafından öldürüldüğü iddiasına ise “İtibar suikastıdır. Oğlumdan zerre kadar şüphem yoktur, asla kabul etmiyoruz” yanıtını verdi.
Saymaz’ın aktardığına göre Sonel, oğluna ilişkin başka iddiaları da reddetti. Sonel, “Oğlum karıncayı dahi incitmez” dedi.
ARAMA SÜRECİ VE AİLEYE REFAKAT EDEN İSİMLER
Sonel’e, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından gösterilen hassasiyetin Dersim’deki her kayıp vakasında gösterilip gösterilmediği de soruldu. Sonel, devletin Doku ailesinin yanında olduğunu göstermek için yoğun arama yapıldığını söyledi.
Sonel şu ifadeleri kullandı:
“Biz Gülistan Doku ailesinin yanında olduğumuzu devlet olarak gösterdik. Türkiye'nin en büyük arama kurtarma ekipleri hem karada hem barajda arama yaptı. Bu süreçte başsavcılığımızla, devletimizin bütün birimleriyle aramaları takip ettik. Olay yerinde takip ettik, kızımıza ulaşmak istedik. Aylarca ailesinin barınma ihtiyacını karşıladık. Bana annesi babası ailesi 'Allah razı olsun' diyorlardı. Hatta kayıp kızın ablası aramaların uzatılmasını, barajda devam edilmesini, birkaç kez de suyun boşaltılmasını istedi, biz de yardımcı olduk. Başsavcımızın bilgisi dahilinde yaptık.”
İfadede, Doku ailesiyle ilgilenmesi için yanlarına kimlerin yerleştirildiği de soruldu.
Gülistan Doku’ya ait SIM kartın resmî makamlara teslim edilmek yerine Gökhan Ertok’a gönderildiği ortaya çıkmıştı.
Sonel, SIM kartın kendisine gelişini şu sözlerle anlattı:
“Valilikte olduğum bir günde tam dışarı çıkarken ağlamaklı bir ses duydum. Baktığımda Aygül Doku (ablası) olduğunu gördüm. 'Merdivenin başında Sayın Valim bir SIM kart var' dedi. Ben de koruma ve özel kaleme gereğini yapalım dedim. Sonra çıktım işlerime devam ettim. Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara Emniyeti'nde komiser bildiğimiz Gökhan Komiser'e bir baktıralım diye gönderttim. Zira arama kurtarma yoğun bir şekilde devam ettiği için konum bilgisini baktırmak ve aynı zamanda son görüşmeleri nerede olmuş onları öğrenmek için göndermiştim. Koruma polisi bu kartı göndermiş. Gökhan yaptığı inceleme sonrasında viyadüğün alt bölgesinde bir konum tespit etmiş. Bu bana iletildi. Kızın ablası savcıya gidemiyorum, ulaşamıyorum, almıyorlar dediği için ben aldım. Bu olay kayıp olayından 2 ya da 3 hafta sonra olmuştur. Biz de insanız, kayıp kızımızı bir an önce bulmak için vali olarak böyle bir yol izledim. Dolayısıyla bundan çıkan bilgilerden dolayı arama bölgesini işaret ettiğim bir alan vardı, bir arama bölgesi tespit etmiş.”
"BİZDE İNSANIZ" SAVUNMASI
Savcılık, Sonel’e adli soruşturmada yetkisi olmadığı hâlde SIM kartı neden Gökhan Ertok’a gönderdiğini de sordu.
Sonel bu soruya şu yanıtı verdi:
“Valiliğin kapısında ablası ağlamaklı, feryat eder halde görünce ve savcılığa ulaşamıyoruz, size daha rahat geliyoruz deyince biz de insanız, bazen insan bu tür durumlarda duygularıyla hareket edebiliyor. Bu nedenle insani boyutta bir harekette bulundum. Bunun dışında hiçbir olayda Başsavcılığımız, Emniyetimiz, Jandarmamız, AFAD'ımızla koordineli şekilde çalışma yürütülürdü. Bu da dediğim gibi insani yönümüzle olmuştur. Her ne kadar normal olan, o sırada SIM kart geldikten sonra adliyeye ve emniyete yönlendirme yapmamız gerekirken Ablasının ağlaması, feryadından etkilendiğim için kartı teslim aldım, gereğini yapın dedim.”
Gökhan Ertok’un “SIM kart bana gönderildiğinde temizlenmişti” yönündeki ifadesi de Sonel’e soruldu. Sonel, “Bu iddiaya kesinlikle katılmıyorum. Böyle bir şey söz konusu değildir, iftiradır” dedi.
Gökhan Ertok’un, SIM kart için “beni kullandılar” ve “beni tuzağa düşürdüler” dediği de Sonel'e hatırlatıldı.
Sonel buna karşılık, “Kesinlikle doğru değildir. Benim böyle bir talimatım olmamıştır. Ben böyle bir talimat vermedim. Gökhan'a da herhangi bir ödeme yapmadık, bu ücret ödemesi yapmadık, ara ara harçlık gönderdik” yanıtını verdi.
ABARAKOV'UN TÜRKİYE'YE GETİRİLMESİ
Sonel’e, Zeynal Abarakov’un babasının arandığı ve “Vali Bey'in selamı var, burada devlete karşı ayaklanma söz konusu. Zeynal yurtdışına kaçtı deniyor. Onu getirebilir misin?” denildiği iddiası soruldu.
Sonel, bu sürece ilişkin şunları söyledi:
“Zeynal'in yurt dışına gönderilmesi sürecine ilişkin bilgim yoktur. Ancak Adliye tarafından yurt dışı yasağı konulmadığı için yurt dışına çıkmış. Bu süreçte İçişleri Bakanlığı devreye girdi.”
Sonel, dönemin İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’in kendisine geldiğini belirterek Abarakov'ın bilet parasını emniyetin karşıladığını iddia etti.
Sonel, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun açıklamasını hatırlatıp şunları söyledi:
“İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen Bey yanıma geldi. Çocuk yurtdışına gitmiş. Anne ile görüşün, bilet ne varsa yardımcı olun, o çocuk tekrar Türkiye'ye gelsin dedim. Bilet konusunda yardımcı olacağımı söyledim. Bu çocuğu tanımam. Yurtdışına çıkması yönünde talimat benim işim değil. Çocuk hakkında adliye tarafından yurt dışı yasağı konmadığı için rahatlıkla çıkmış. Benim bildiğim, bilet parasını emniyet çözmüş. Bu konuda hatta İçişleri Bakanı da Zeynal'in geri getirildiğine dair açıklaması olmuştu.”
Savcılık, Zeynal’in şüpheli sıfatıyla yurt dışına çıktığı durumda kırmızı bülten ve adli prosedür işletilmesi gerekirken neden fiilî bir yolla hareket edildiğini de sordu.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞINI İŞARET ETTİ
Sonel ise şu yanıtı verdi:
“Ben bir resmi yazı görmedim. Emniyet Müdürünün söylemi üzerine böyle hareket ettim. Söylediği bilgiyi teyit etmedim. Bakanlık bize talimat verdiğinde yerine getirmekle yükümlüyüz. Ben üst makamları yanıltıcı bilgi vermedim. Süreci olduğu gibi anlattım. İçişleri Bakanlığına da bildirdim. Herhangi bir şeyi gizlemedim. İçişleri Bakanlığı'nın bu bilgiyi Emniyet Müdürü aracılığıyla neden tarafıma ulaştırma cihetine gittiğini bilmiyorum.”
Sonel, Zeynal’in geri getirilmesi kararının neden alındığını da şöyle anlattı:
“Sebebi, yurt genelinde bir infial olması, 'sanki bu çocuğu ben göndermişim' gibi bir hava yaratılması nedeniyle, çocuğun bulunduğu yere getirtilmesi yönünde tasarrufta bulunuldu. Ben Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Aslan'ı arayarak Zeynal'in getirilmesiyle alakalı böyle bir talimat verdiğimi şu an hatırlamıyorum. Ben talimat versem İl Emniyet Müdürüne veririm. Ertuğrul Aslan veya Şube Müdürüne benim ne işim olur.”
"ABARAKOV'U OTELE EMNİYET YERLEŞTİRDİ, SÜRECİ ONLAR YÖNETTİ"
İfadede, Zeynal Abarakov’un ailesiyle birlikte Antalya’nın Alanya ilçesine götürülmesi ve otele yerleştirilmesi de soruldu. Sonel, burada amacın aileyi korumak olduğunu söyledi.
Sonel, İçişleri Bakanlığı üzerinden talimat geldiğini belirtip şu ifadeleri kullandı:
“Burada amaç aileyi korumaktı. İl Emniyet Müdürü tarafından süreç yönetilerek, Bakanlık üzerinden iletilen 'yurtdışından getirtilme ve sonrası talimatların' yerine getirildiğini biliyorum.”
Sonel, kaldıkları yeri ve masrafların nasıl karşılandığını bilmediğini söyledi:
“Kaldıkları yeri bilmem. Yukarıda dediğim gibi Zeynal'i tanımam. Ertuğrul Müdür'ü hatırlamıyorum. Benim bir şekilde talimatım ve işlemem söz konusu değildir. Giderleri nasıl karşılandığını bilmiyorum.”
Otelin sahibini de tanımadığını söyleyen Sonel, “Otelin sahibini de bilmiyorum, tanımıyorum. Dediğim gibi süreci İl Emniyet Müdürü yönetmiştir” dedi.
Savcılık, Bakanlıklardan gelen emirlerin yasal zeminde yürütülmesi gerektiği hâlde bu sürecin neden denetlenmediğini de sordu. Sonel buna şu yanıtı verdi:
“Bu konuda infial vardı, gönderilmesi benden biliniyordu, gelmesi gerekiyordu. Rus sevgili yurtdışından getirtilmesi için aceleyle İl Emniyet Müdürünü görüştürdüm. Devlet de bazen asayişin korunması ve yerine getirilmesi için bu şekilde bir işlem tesis etmiştir.”
Saymaz’ın aktardığı yeni bölümlerde Hakan Yalçın isimli polisle ilgili iddia da yer aldı. Zeynal’in babası Engin Yücer'in “Çocuğu geri getirmemiz için Hakan adlı bir polis Vali'den selamla 4.000 TL getirdi bize verdi” dediği ifade edildi.
Bu kişinin Hakan Yalçın olup olmadığı ve gizli tanığın iddiasında geçen kamera kayıtlarıyla bağlantısı Sonel’e soruldu. Sonel, “Ben olay yerine Skorsky ile gittim, bir Jandarma Komutanı bizimle gelmişti, detayları bilmiyorum” dedi.
Sonel, Hakan Yalçın’ı kamera kayıtlarının silinmesi için gönderdiği iddiasını reddetti:
“Ben Hakan Yalçın isimli bir polisi kameraları silmesi için bir yere gönderdiğim bilgisi kesinlikle yalandır böyle bir şey söz konusu değildir.”
TANIK SONGÜL ACAR'IN İDDİALARINA YANIT VERDİ
İfadede, valilik görevlisi Songül Acar’ın beyanları da Sonel’e soruldu. Acar’ın, görevliler arasında Gülistan Doku’nun barajda olmadığı kanaatinin bulunduğunu, ancak Sonel’in bu söylemlere tahammül edemediğini söylediği aktarıldı.
Acar’ın beyanı şöyle yer aldı: “Tüm görevlilerin ortak fikri Gülistan Doku'nun barajda olmadığıydı. Fakat Vali Sonel, Doku'nun barajda olmadığına ilişkin söylemlere bile tahammül edemiyordu. Israrla kızın intihar ettiğini, barajda olduğunu söylüyordu.”
Sonel bu iddiayı reddetti:
“Bu doğru değildir adli olaydır. Özellikle abla Aygül başta olmak üzere aile sürekli arama istediği için bu şekilde arama uzatıldı. Birkaç defa barajın boşaltılmasını istediler, biz de kayıp kızımızı bulmak ve ailenin isteği için mücadele ettik. Benim Gülistan Doku'nun ısrarla intihar ettiği yönünde beyanım yoktur. Bu noktada dikkat çekmek istiyorum.”
Saymaz’ın aktardığına göre Sonel, aile içinde daha çok anne, baba ve ablayla muhatap olduğunu belirterek, “Neden diyor sürekli abla ile anne babayla muhatap oluyorum, neden erkek kardeşleri gelip benimle muhatap olmuyorlardı” dedi.
BARAJ İDDİALARI
Bir Jandarma Arama Kurtarma personelinin, Gülistan’ın barajda olmadığını ve karada aranması gerektiğini söylediği iddiası da Sonel’e yöneltildi. İddiaya göre bu personel baraja şişe kapağı atıldığını, ertesi gün kapağın bulunduğunu, barajın altının balçık olmadığını belirtmişti.
Bu bilginin dönemin AFAD Müdürü aracılığıyla Sonel’e iletildiği, Sonel’in de “aileye bunu söyleyip de ailenin aklını bulandırmasınlar” diyerek tepki gösterdiği iddia edildi.
Sonel ise şu yanıtı verdi:
"Ben böyle bir tepki göstermedim. Dalgıçlar buna benzer yorumlar yapıyorlardı. Aile ısrar ettiği için bu şekilde ısrar ediyordum. Bu kadar masraf yapılması ve emek harcanmasını istemem. Ama buna rağmen ailenin acısından dolayı bu işlemleri devam ettirdik."
SONEL VE ABARAKOV YAN YANA İDDİASINA DA YANIT VERDİ
Songül Acar’ın, Mustafa Sonel ile Zeynal Abarakov’un birbirini tanıdığı yönündeki beyanı da ifadede Sonel’e soruldu.
Acar’ın beyanı şöyle aktarıldı:
“Ben bizzat kendim Mustafa Sonel, Gülistan Doku'nun Rus erkek arkadaşıyla arkadaştı diyor.” Acar ayrıca, “Ben kendim Mustafa'yı (Vali'nin oğlunu) Zeynal'la kafe arasında otururken gördüm. İkisini kafede birlikte otururken Gülistan kaybolduktan sonraki bir tarihte gördüm” dedi.
Sonel ise bu iddiayı reddetti. Sonel, “Mustafa'nın oğlumun Zeynal'la bağı yoktur. Buna eminim.” Sonel ayrıca, “İkisi kafeye gitmiş olabilir ama asla birbirini tanımaz denk düşmüştür” dedi.
Acar’ın bir başka beyanında Sonel’in kendisine, “aile Diyarbakırlı, kızın sevgilisi varmış, kız hamileymiş” dediği; Gülistan’ın ailesinden korktuğu için intihar ettiğini söylediği iddia edildi.
Sonel bu sözleri de reddederek, “Ben böyle bir cümle kullanmadım. Bunlar sadece şehirdeki dedikoduydu” yanıtını verdi.
"VALİ BEY AİLENİN YANINA ADAM KOYMUŞ"
Songül Acar’ın ifadelerinde, aileye refakat eden isimlerin Sonel’e bilgi verdiği iddiası da yer aldı. Acar, “Özdemir Aktaş ile Tuncay Sonel her akşam mesaiden sonra yüz yüze görüşüyordu. Vali Bey'in yanından geldiğinde Aygül'lerin yanına kimlerin gelip gittiğini söyleyerek rapor veriyordu” dedi.
Sonel ise bu iddiayı kabul etmedi: “Benim böyle bir talimatım yoktur, onlar aileye refakat etmiştir.”
Saymaz bu kısmı şöyle yorumladı:
“Yani Vali Bey ailenin yanına bir adam koymuş, sürekli rapor alıyormuş kimler geldi kimler gitti diye.”
"İTİBAR SUİKASTI" YANITI
İfadenin ilerleyen bölümünde Sonel’e, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından neden kendi adının ve oğlunun gündeme geldiği de soruldu. Sonel, bu durumu kendisine ve ailesine yönelik bir itibar suikastı olarak nitelendirdi.
Sonel şu yanıtı verdi:
“Çok başarılıydım ... teröristlerle mücadele ettim.... Bu huzur şehrinden dolayı devletimizin itibarını zedelemek isteyen terör iltisaklı birimler, odaklar bizim de üzüldüğümüz bir kız çocuğumuzun kaybını iftira ile yalanla dolanla başka mecralara çekerek devletimize, şahsıma, aileme, dostlarıma itibar suikastı yaptılar. Zerre kadar oğlumla ilgili şüphem yoktur. Rabbim tuzak kuranların hayırlısıdır, alnımız aktır”
Zeynal Abarakov'un cinayeti örtbas etmek için Doku kaybolduktan sonra, Doku'nun sosyal medya hesabına mesaj atması için talimat verdiği iddiasını da Sonel yanıtladı.
Sonel, “Kesinlikle böyle bir talimatım yoktur” dedi.
Sonel’e, Tunceli’deki Gençlik Merkezi’nde kendisine tahsis edilen bir oda olduğu ve bu odanın oğlu tarafından kullanıldığı, tecavüzün burada olmuş olabileceği iddiası da yeniden soruldu. Sonel, bu iddiayı kabul etmedi.
Sonel, “Buna inanmıyorum. Gençlik Merkezi'nde protokol odası vardır. Oğlumun burayı kullandığına dair hiçbir kanıt yoktur” dedi.
Gizli tanığın, Sonel’in oğlunun Gülistan Doku’yu öldürdükten sonra kendisini veya koruma polisini aradığı yönündeki iddiası da hatırlatıldı. Sonel bu iddiaya şu yanıtı verdi:
“Bu tamamen yalandır. Çirkin bir iftiradır. Alçakça bir iftiradır. Bana Koçpınar köyü tarafında jandarma tarafından yapılan yeraltı incelemesinde gömülmüş vaziyette cesedin olabileceği ancak 1-2 yıl öncesinde taşınmış olabileceğine yönelik tespitlere katılmıyorum.”
"İÇİŞLERİ BAKANI AÇIKLAMA YAPMALI"
Saymaz, Sonel’in ifadesinden çıkan en kritik başlığın Zeynal Abarakov’un yurt dışından geri getirilmesi ve ardından Antalya’ya yerleştirilmesi olduğunu söyledi.
Saymaz bu bölümü şöyle değerlendirdi: “Bir kere Zeynal Abarakov, o tarih itibarıyla Gülistan Doku'nun kaybedilmesinde 1 numaralı şüpheli olan eski sevgilinin Rusya'dan geri getirilmesi, valinin anlatımına göre kendi talimatıyla olmamış. Dönemin İçişleri Bakanlığı'nın ve dönemin İçişleri Bakanı'nın talimatıyla, Tunceli Emniyet Müdürü'nün girişimiyle olmuş.”
Saymaz, masrafların emniyet tarafından karşılandığı iddiasına da dikkat çekti: “Ve paranın da emniyet tarafından karşılandığı iddia ediliyor. Emniyet böyle bir parayı nereden çıkarıp verdi? Nasıl böyle bir bütçesi var?”
Saymaz, Zeynal Abarakov’un ailesiyle birlikte özel araçlarla Antalya’ya götürülmesi ve Alanya’ya yerleştirilmesi iddiasını da gündeme taşıdı:
“İkincisi; aynı şekilde Rusya'dan getirtilen Zeynal Abarakov'un ailesiyle beraber VIP kapıdan çıkartılıp, özel araçlarla, emniyete ait özel araçlarla Antalya'ya götürülmesi, Alanya'ya yerleştirilmesi, bu otelde 2-3 ay kalmaları, aile boyu kalmaları, aynı şekilde Tunceli Asayiş Müdürü Ertuğrul Aslan'ın da onlarla beraber kalması, onun da misafirlerinin getirilmesi, kapılara polis dikilmesi olayının da yine bakanlık tarafından organize edildiğini söylüyor.”
Saymaz, dönemin İçişleri Bakanlığı yetkililerine açıklama çağrısı yaptı:
“Şimdi bununla ilgili dönemin İçişleri Bakanlığı yetkililerinin ve dönemin İçişleri Bakanı'nın bir açıklama yapması gerekiyor. Neden bu yola başvuruldu? Bu karar neden alındı? Bundan amaçlanan nedir? Neden böyle usul dışı bir yönteme başvuruldu? Neden Zeynal Abarakov hakkında savcılık tarafından şüpheli sıfatıyla işlem yapılıp, geri getirilmesi için kırmızı bülten alınması, yurt dışına çıkmaması için yurt dışına çıkış yasağı konulması yöntemi varken neden bu usul dışı yönteme başvuruldu? Bu talimatı kim verdi? Masrafı kim karşıladı?”
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

CUMA KARAMAN

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KHK’lıları dinledi

OPEC'te neler oluyor? BAE ayrılacağını duyurdu

Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in tutukl...

Maden işçilerinin direnerek haklarını aldıkları fi...

Özgür Özel seçimler için en geç ekim 2027'yi işar...






