Hocaefendi’nin mirası ve küresel refah: Belgesel, GYV ve akademik sesler

Ortak Değerler İttifakı (AfSV), Fethullah Gülen Hocaefendi’nin vefatının ikinci yıl dönümünde anlamlı bir mesaj yayınladı. Hocaefendi’nin eğitim, diyalog ve insanlığa hizmet anlayışının milyonlarca insana ilham vermeye devam ettiği belirtildi. AfSV, açıklamasında ilk gösterimi 17 Ekim 2026’da gerçekleştirilen “GÜLEN: Eğitime ve Diyaloğa Adanmış Bir Ömür” adlı yeni belgesele de yer verdi. Farklı ülkelerden 35 uzmanın tanıklık ve değerlendirmelerini içeren 90 dakikalık belgeselin, Gülen’in hayatını, düşüncelerini ve uluslararası ölçekteki etkisini farklı perspektiflerden ele aldığı belirtildi. YouTube’dan yüzbinlerce insanın seyrettiği belgeselde kişisel hatıralar ve uzman görüşleri aracılığıyla eğitim, barış, bilim ve inanç ilişkisi, dinler ve kültürler arası diyalog ile Hizmet Hareketi’nin gelişimi gibi konular inceleniyor.
Almanya’da Hizmetler adına koşturan bir dostun değerlendirmesiyle, “Dünyanın farklı coğrafyalarından akademisyenlerin, profesörlerin, kanaat önderlerinin ve din adamlarının Hocaefendi hakkındaki yaklaşımlarını bir araya getiren bu belgesel, muhtevası ve ortaya koyduğu perspektif bakımından son derece faydalı. Konseptin bütünlüğü, konu akışındaki tutarlılık ve verilmek istenen mesajın açıklığı, çalışmanın dikkat çeken yönleri arasında. Hocaefendi’nin kişiliği, misyonu, hayatı, davası ve son dönemde yaşanan süreç ve gelişmelerin dengeli, ölçülü, akademik bir üslupla ele alınmış olması ayrıca takdire şayan. Belgesel, hizmetin ilk açılım faaliyetlerinin başlaması ile Türkiye’deki aydın ve entelektüellerin değerlendirmelerini, ardından gelen bereketli uzun hizmet yıllarını farklı bir açıdan kayda geçiyor. Bu bakımdan çalışma, yalnızca geçmişe dair bir hafızayı tazelemekle kalmıyor; aynı zamanda sonraki nesillere aktarılabilecek bir perspektif ve benzer çalışmalara ilham verebilecek nitelikli bir örnek sunuyor”.
Temel insani değerler perspektifinde taktire şayan örnek bir sivil inisiyatif
Hocaefendi’nin farklı inanç ve kültürlerden insanları şefkat, karşılıklı saygı ve barış içinde bir arada yaşama gibi ortak değerler etrafında buluşturduğu belirtilen AfSV mesajında ayrıca bu değerlerin, hem Gülen’in kendi eserlerinde hem de Hizmet Hareketi’nin projelerinde yaşamaya devam ettiği ifade edildi. Reel pratik olması açısından, “Geleceğin inşasında bir sivil inisiyatif: GYV’nin küresel barış çağrısı” ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın her yıl organize ettiği uluslararası konferansları, Hizmet Hareketinin yaşamaya devam eden proje örneklemesine tam oturuyor. New York merkezli çalışmalarını devam ettiren Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV-JWF), temel insani değerler perspektifinde taktire şayan bir sivil inisiyatif sergiliyor.
En son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. Oturumu (UNGA81) kapsamında, 21-23 Eylül tarihlerinde, New York'ta Geleneksel Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Konferansı'nda yüzlerce uzman, akademisyen, din adamı ve gazeteci bir araya geldi ve aynı YouTube belgeselinde kıymetli değerlere mühür basan konuşmacılar gibi, insanlığın geleceği adına orijinal görüşler beyan ettiler.
Güney Avustralya eski Başbakanı Dr. Lynn Arnold, insanların hareketliliği konusuna odaklanarak; kırsaldan kente göç, kayıt dışı yerleşimlerin büyümesi, yoksulluk ve çevresel baskılar arasındaki bağlantılara dikkat çekti. Ülkelerin sınırlarını yönetme hakkını teslim etmekle birlikte, duvarların insanların yaşadığı temel problemleri çözemeyeceği, aksine bölünmeleri derinleştirebileceği uyarısında bulundu. Dr. Arnold, insanların ülkelerinde sürdürülebilir geçim kaynaklarını, istihdamı ve iklim direncini desteklemek amacıyla çok taraflı çabaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Ona göre bu tür yatırımlar, yoksulluğun azaltılması, gıda güvenliği, sağlık ve küresel ortaklıklar da dahil olmak üzere çeşitli Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine katkıda bulunabilir.
Slovakya Kamu Hakları Savunucusu JUDr. Robert Dobrovodský, bağımsız kurumların hakları koruma ve denge ve denetim mekanizmalarını sürdürmedeki rolünü açıkladı. Slovakya'nın anayasal olarak korunan ombudsmanının şikayetleri nasıl araştırabileceğini ve mevzuata nasıl itiraz edebileceğini anlattı. Erişilebilir, bağımsız denetimin insanlara pratik yollarla hak arama ve hükümetleri sorumlu tutma imkanı sağladığını vurguladı. Dobrovodský ayrıca, ombudsmanlık ofislerinin sınır ötesinde birbirlerinden öğrenebileceğini ve hükümetler benzer kısıtlamalar getirdiğinde yasal stratejileri paylaşabileceğini belirtti. Verdiği örnekler, anayasal güvencelerin ve hak kurumları arasındaki işbirliğinin sivil alanı korumaya nasıl yardımcı olabileceğini gösterdi.
The Children of Abraham Coalition kurucu ortağı ve Viator House of Hospitality'nin yöneticisi Corey Brost, barışı farklı inançlar arasındaki ilişkiler yoluyla sağlamayı hedefledi. Konuşmasında İslam, Yahudilik ve diğer geleneklerden öğrenmenin önemini vurgulayan konuşmacı, katılımcıları Hizmet ve kişisel bağ kurma yoluyla nefret ve umutsuzluğa karşı koymaya çağırdı. Viator House bünyesinde, inanç ortamında sığınma arayan genç erkekleri karşılamak ve kendi inançlarını yaşama haklarını desteklemek için birlikte çalıştığını açıkladı.
Yunanistan'dan Atina Belediye Başkan Yardımcısı Nikos Chrysogelos, mevcut anlaşmaların uygulanmasına daha güçlü bir bağlılık gösterilmesi çağrısında bulundu. Katılımcıları sınırlar ve nesiller arasında köprüler kurmaya ve gençleri, şimdi harekete geçebilecek liderler olarak dinlemeye çağırdı. Hükümetler tarafından imzalanan anlaşmaların, insanların hayatlarında fark yaratabilmesi için toplulukların katılımına ihtiyaç duyduğunu savundu. Filipinler'den Milletvekili Abrar J. Hataman, katılımcı yönetim ve kamu hizmeti hakkında konuştu. Basilan'daki deneyiminden yola çıkarak, Bangsamoro Engelliler Yönetmeliğini ve Cinsiyet ve Kalkınma Yasası'nı, karar alma süreçlerinden sıklıkla dışlanan insanlara ulaşmayı amaçlayan politikalara örnek olarak gösterdi. Konuşmasında, kalıcı barışı, kurumları daha duyarlı hale getirmenin günlük çalışmalarla nasıl artırılabileceğini anlattı.
Dinler arasında diyalog ve yeni nesil liderler
Merkezi Arnavutluk’ta bulunan “Avrupa İçin Dinler Barışı” Merkezi Başkanı Doç. Dr. Genti Kruja, din, kültür ve deneyim farklılıklarının, insanların ortak zemin bulması adına engel teşkil etmemesi gerektiğini belirtti. Marjinalleştirilmiş gruplara, kadınlara ve genç lider adaylarına anlamlı bir yer veren iş birliğini teşvik etti. İtalya’dan “Dinler Barış İçin” platformu Başkanı Dr. Luigi De Salvia, inanç topluluklarının başkalarına açık kaldıklarında sahip olabilecekleri etki üzerine düşüncelerini paylaştı. Dinlerarası arabuluculuktaki deneyiminden yola çıkarak, kapsayıcı bir dini kimliği, ortak iyiliğe yönelik ortak çalışma için bir başlangıç noktası olarak tanımladı.
Central Synagogue'da Sosyal Adalet Örgütlenmesi ve Eğitim Direktörü Hilly Haber, günümüzde sığınma arayan insanların deneyimiyle ilişkilendirdi. New York'a gelen insanları desteklemek için Müslüman, Yahudi ve Hristiyan ortaklarla yapılan çalışmaları, barınaklardaki temel ihtiyaçları karşılama ve aileleri topluma kabul etme çabalarını anlattı. Arjantin'den “Birleşik Dinler Girişimi”nin Büyüme, Öğrenme ve Etki Direktörü Maria Crespo, katılımcılardan gençleri günümüzde dinler arası çalışmalarda lider olarak tanımalarını istedi. Barış inşasının, özellikle şiddetin daha çok dikkat çektiği bir dönemde, onlara katkıda bulunmaları için alan tanımayı ve çalışmalarını görünür kılmayı gerektirdiğini söyledi.
Belçika’dan Uluslararası İnsan Hakları Avukatı Ana Ursachi, gençlerin yönetişime katılımı ve insan hakları savunuculuğu üzerine görüşlerini paylaştı. Ursachi, teknolojinin ulusötesi baskı yöntemlerini nasıl değiştirdiğini ele aldı. İfade özgürlükleri veya inançları nedeniyle hedef alınan bireyleri savunduğu 26 yıllık meslek hayatından yola çıkan Ursachi; yüz tanıma sistemleri, sosyal medyadan toplanan veriler ve paylaşımlı veri tabanları gibi gözetim araçlarının, baskı süreçlerini nasıl daha hızlı, daha ucuz ve tespit edilmesi daha güç hale getirdiğini anlattı. Yapay zekanın tarafsız olmadığını savunan Ursachi, teknolojinin etkilerinin onu tasarlayan ve uygulamaya koyan kişilerin değerlerine ve hesap verebilirlik anlayışlarına bağlı olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nin Yapay Zeka Yasası (AI Act) ve Avrupa Konseyi’nin yapay zeka sözleşmesi gibi insan haklarını korumaya yönelik düzenlemeleri olumlu karşılayan Ursachi, yasaların uygulamada erişilebilir ve icra edilebilir olması gerektiğinin altını çizdi.
California Üniversitesi Berkeley’de Siyaset Bilimi öğrencisi olan Abdullah Enes Kut, konuşmasına Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden yola çıkarak başladı. Kut, siyasi ve ideolojik görüş ayrılıklarına rağmen insanların temel ihtiyaçlarının, gıda ve barınma, güvenlik ve istikrar, aidiyet, saygı ve bir amaç duygusu olduğunu ifade etti. İnsanları kimliklerinden vazgeçmeye ikna etmeye çalışmak yerine, bu temel ihtiyaçları karşılayan pratik ve paylaşılan deneyimler üzerinden bağ kurulabileceğini savundu. Bunu üç örnekle açıkladı: siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin insanların acil sorunlarına çözüm sunan hizmetler; fikir ayrılıklarına alan tanırken aynı zamanda topluluk duygusunu güçlendiren düzenli sosyal buluşmalar; ve hem destek alanlara yardım sağlayan hem de gönüllülere bir başarı ve amaç duygusu kazandıran insani yardım çalışmaları.
Yapay zeka, inanç ve toplumsal sorumluluk
Moldovalı genç girişimci ve gazeteci Diana Scorpan, yapay zekâ ve sosyal medyanın Moldova'daki demokratik süreçleri ve sivil katılımı nasıl etkilediğini inceledi. Tartışma eğitimi, gazetecilik, girişimcilik ve sivil toplum alanlarındaki deneyimlerinden yola çıkarak, demokrasinin temeli olarak eleştirel düşünmenin önemini vurguladı: Vatandaşların bilgiyi sorgulaması, kanıtları değerlendirmesi ve düşman olmadan farklı görüşlere sahip olması gerekiyor. Koordineli çevrimiçi hesapların, algoritma manipülasyonunun ve yapay zekâ tarafından üretilen içeriğin, özellikle siyasi içerik günlük sosyal medya akışlarına entegre edildiğinde, ikna edici mesajlar yayabileceğini ve yanlış bir kamuoyu konsensüsü hissi yaratabileceğini anlattı.
Kosova'dan, European Interfaith Youth Network üyesi Atdhe Mehmeti, yapay zekânın insan onuru, adalet, kapsayıcılık ve gezegene gösterilen özen ilkeleri doğrultusunda yönlendirilmesi gerektiğini savundu. Mehmeti, yapay zekânın tabiatı/iklimi korumak, sağlık, erişilebilirlik ve kamu hizmetlerini destekleme potansiyeline değinirken; önyargılı verilerin, eşitsiz erişimin, yanlış bilginin ve çevresel maliyetlerin mevcut zararları derinleştirebileceği konusunda uyarılarda bulundu. Gençlerin yapay zekâ girişimlerinin ortak tasarımcıları olmaları çağrısında bulunan Mehmeti, dinler arası toplulukların güven inşasındaki, etik diyalog geliştirilmesindeki ve toplumlar ile teknik uzmanlar arasında bağ kurulmasındaki rolünün altını çizdi. Gençlerin ve toplum paydaşlarının ihtiyaçları belirlediği, çözümleri birlikte tasarlayıp pilot uygulamalarla test ettiği, bu çözümlerin adilliğini ve güvenliğini değerlendirip öğrendiklerini paylaştığı "Ortak Refah İçin Yapay Zekâ Laboratuvarları" (AI for Shared Flourishing Labs) modelini önerdi.
Buraya elbette bütün katılımcıların konuşmalarını alacak değilim. Ancak metne girmiş örnekler, AfSV’nin mesajının Hocaefendi’nin eğitim ve diyalog vizyonu ile Hizmet Hareketi’nin projeleri üzerinden nasıl küresel bir yankı bulduğunu gösteriyor. Belgeselin farklı ülkelerden akademisyen, din adamı ve düşünürlerin çok sesli bakışları bir araya getirerek sunduğu panorama, eğitimin evrenselliği, barış ve kapsayıcılığı, dinler-arası diyalogu ve insan haklarını merkezine alıyor. Ayrıca Hizmet kurumları üzerinden yapılan diyaloglar ve GYV’nin küresel barış çabaları, bu mirası daha geniş bir toplum ve genç nesiller için somut bir dayanak haline getiriyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

KADİR GÜRCAN

HÜSEYİN ODABAŞI

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU
ESRA BÜYÜKCOMBAK


Cezayir, Nijer’e asker gönderilmesini onayladı

Brezilya’da kritik seçim: Lula ile Bolsonaro ikinc...

Fransa’da tansiyon düşmüyor: 1314 gözaltı, 53 poli...

Zelenskiy resmen duyurdu: ABD-Ukrayna ve Rusya ara...

'Fon' soygununda sıcak gelişme: Serbest bırakılan ...







