İmamoğlu’ndan sert tepki: “Muhalefet partisinin başına kayyım olarak atanan kişiyi kınıyorum”

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Perşembe, Haziran 11 2026
Paylaş
X Post
İBB davası 49. gününde, Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven’in savunmasının ardından söz alan Ekrem İmamoğlu, “Kılını kıpırdatmayan bakanları, Muhalefet partisinin başına kayyım olarak atanan kişiyi kınıyorum” dedi.
İmamoğlu’ndan sert tepki: “Muhalefet partisinin başına kayyım olarak atanan kişiyi kınıyorum”


İmamoğlu: ”Muhalefet partisinin başına kayyım olarak atanan kişiyi kınıyorum”


CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davası 49’uncu gününde tutuklu Elif Güven savunma yaptı. Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven’in “Savcı ‘İstediğim gibi konuşmuyor, kalsın içeride’ dedi” şeklindeki ifadeleri dikkat çekti.

İddianamede hakkında yer alan suçlamalara itiraz eden Elif Güven kendini şu sözlerle savundu:

“Hayatım boyunca hiçbir suç işlemedim. Bu sebeple hakkımda hiçbir sabıka kaydı yoktur. Yıllarımı bu mesleğime verdim, namuslu ve güvenilir bir şekilde çalışarak kariyerimi tırnaklarımla kazıyarak oluşturdum ancak bugün karşınızda 1,5 yıldır özgürlüğünden mahrum bırakılmış tutuklu bir sanık olarak çıkıyorum.

“KENDİ AYAKLARIMLA ADALETE TESLİM OLDUM, KAÇMA ŞÜPHESİYLE TUTUKLANDIM”

İddianamenin benim hakkımda düzenlenen bölümlerinde örgüt üyeliği, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, rüşvet gibi son derece ağır ithamlar bulunmaktadır. Benim hakkımdaki iddiaların hepsi hukuki dayanaktan yoksundur. Bir iftiradan ibarettir. Benim hesabını veremeyeceğim tek bir kuruş, çürütemeyeceğim tek bir itham yoktur. Sadece bu tarzda ithamlarla, en önemlisi de mesnetsiz iddialarla suçlanmak şahsımı derinden üzmüştür. Esasen beni asıl yaralayan, yıllarca uğraşıp çaba harcadığım, emek ettiğim itibarımın ve kariyerimin bu kadar asılsız iddialarla yerle bir edilmesidir.

Kaçmak aklımın ucundan geçmedi. Havaalanında gözaltına alındım. Suçsuzdum, kendi ayaklarımla Türk adaletine teslim oldum. Tutuksuz yargılanmamı beklerken tutuklandım. ‘Kaçma’ şüphesi yazıyordu. Yurt dışındayken uçağa binip yüce Türk adaletine teslim olan bir kişi olarak ben nasıl ‘kaçma’ şüphesiyle tutuklandım.

Silivri Marmara Kadın Kapalı Cezaevi süreci başladı. İlk iki buçuk ay hücrede tek başıma kaldım. Daha sonra hükümlülerle aynı koğuşa alındım ve beş-altı gün sonra da aileme neredeyse 300 kilometre uzaklıkta olan, Marmara Cezaevi’nin fiziki ve yönetsel şartlarının çok altında bulunan Bolu T Tipi Cezaevi’ne sevk edildim.

Üstelik yine haksız bir suçlamayla. Dediler ki: ‘Siz aranızda örgüt olarak haberleşiyorsunuz.’ Bunlar basında da yer aldı Sayın Başkanım. Oysa benim özelimde tek bir sözde örgüt konuşması olmamıştır. Çünkü ben sözde örgüt üyesi olduğumu dahi bilmiyorum Sayın Başkanım. Yani anlayacağınız, tam Silivri’de cezaevi koşullarına yavaş yavaş alışmışken çileler tekrar başladı.

“İDDİA MAKAMININ SUNDUĞU TEK BİR DELİL YOK”

Para dolusu çantalar görmedim, duymadım. Kimse benden ihalelere fesat karıştırmamı istemedi. CHP üyesi bile değilim. İçinde bulunmadığım sözde bir örgüte neden yardım yapayım? Hiçbir menfaatim olmadan kendimi neden tehlikeye atayım? Neden Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı olacak diye katkı sağlayayım? Bu sebeple cezaevinde olmak çok trajik. Suçsuz günahsız şekilde neden bu kadar zamanımı cezaevinde geçirdiğimi düşünsem deliririm. Delirmek istemiyorum. İddia makamının sunduğu tek bir delil yoktur. O zaman neden ben cezaevindeyim?

Sayın Başkan, bana bazı görevliler tarafından ‘Sen Ekrem İmamoğlu’nun örgütündensin’ denildi. Kendi kendilerine hüküm verip beni yargıladılar. Hatta neredeyse terör örgütü mensubuymuşum gibi davrandılar. Oysa ben vatan haini değilim. Böyle bir şey yok. Sözde örgütü de bilmiyorum. Ortada bir örgüt de görmüyorum. Biz cezaevlerinde sağlığımızın da güvenliğimizin de tam anlamıyla korunduğunu hissedemiyoruz.

Ben cezaevinde, iki buçuk ay hücrede kaldıktan sonra koğuşa geçtiğimde hayatım boyunca unutamayacağım şeyler yaşadım. İçeri girdim. İnsanlar ‘Allah kurtarsın’ diyorlardı. Ben de aynı şekilde karşılık verdim. Ama içlerinden biri bana: ‘Burada Allah’ın kurtarması gereken insanlar da var’ dedi.

Sonra ‘Burada bardağı kırarlar, insanın boğazını keserler.’ dedi. Ben daha yeni gelmişim. Zaten korkuyorum, titriyorum. O an gerçekten çok kötü hissettim. Tam o sırada bir avukat görüşü çağrısı yapıldı. ‘Memur, avukat görüşü’ diye seslendiler. Ağlaya ağlaya görüşe indim. Çünkü aklımdan gerçekten: ‘Acaba burada bana bir şey mi olacak?’ sorusu geçiyordu. Sonuçta yaşadıklarımız çok ağır şeyler. Gerçekten çok zor şeyler. Kolay taşınabilecek, kolay atlatılabilecek deneyimler değiller.

“ALNIM AK, BAŞIM DİK”

Ama ben kendimden eminim. Alnım ak, başım dik. Bu suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Beraat edeceğime de inanıyorum. Yaşadıklarımızı düşündüğümde, burada gerçekten çocuğum olmadığına sevindiğim zamanlar bile oldu. Kendimi bir kenara bırakıyorum.

Babalar için üzüldüm. Anneler için üzüldüm. Herkes ayrı bir acı yaşıyor burada. Her insanın hikâyesi başka, yükü başka. Bu nedenle benim sizden talebim elbette tahliyedir. Ama bunun yanında, burada yargılanan insanların da insan olduğunu göz önünde bulundurmanızdır. Bunun kolay olmadığını biliyorum. Farklı sorumluluklarınızın olduğunu da biliyorum. Ama dosyaların biraz daha ayrıntılı incelenerek tahliye taleplerimizin değerlendirilmesini istiyorum. Ben annemle yaşıyorum. Babamı pandemi döneminde kaybettim. Annem artık her görüşe geldiğinde kendisini büyük bir yalnızlığın içinde hissediyor. Her gelişinde kaygı var. Her gelişinde gözyaşı var. Bu yüzden sizden talebim hem tahliye edilmek hem de aileme kavuşabilmek.“

“MUHALEFET PARTİSİNİN BAŞINA KAYYIM OLARAK ATANAN KİŞİYİ KINIYORUM”

Güven’in savunmasının ardından söz alan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Anladığım kadarıyla sonrasında sizi Bolu’ya gönderiyorlar. Bu eylemlerin hiçbir hukuki yanı olmadığını düşünüyorum. Bunu kamuoyunu açıkladıktan sonra kılını kıpırdatmayan bakanları kınıyorum. Muhalefet partisinin başına kayyım olarak atanan kişiyi kınıyorum” dedi.