Küllü cedidin lezizün: Her yeni lezzetlidir

İlk defa duyulan bir farklı söz ve ilk tadılan bir şey çok leziz gelir
insana… Birisi Üstad Bediüzzaman Hazretlerine “Ben diyor, bu “Göklerde ve yerde
ne varsa, Sübhanallah diyerek Allah’ı tenzih ve tesbit eder.” (57/1) meâlindeki âyetteki mucizeliği
göremiyorum” diyor. Üstad da ona
“Kur’an’ın hidayet nurunu neşrederek inkâr ve gaflet karanlıklarını
nasıl dağıttığını görmek ve zevk etmek istersen, kendini Kur’an’ın nâzil
olmasından önceki câhiliyet asrında o sahra-yı bedeviyette farzet ki, her şey
câhillik ve gafletin karanlığı altında
tabiatın donuk ve cansız şekilde sarılmış olduğu bir anda birden Kur’an’ın ulvî dilinden ‘Göklerde ve yerde ne varsa,
Sübhânallah diyerek Allah’ı tenzih ve tesbih eder.” ve benzeri âyetleri işit bak: O ölmüş veya yatmış
mevcudat-ı âlem ‘Sebbaha, yüsebbihu’ sadasıyla (yani tesbit etti, tesbih eder
diyerek) işitenlerin zihninde nasıl diriliyorlar, hüşyar oluyorlar, kıyam edip zikrediyorlar. Hem, o
karanlık gökyüzünde birer cansız ve donuk âteşpâre olan yıldızlar ve yerdeki
perişan mahlukat ‘Yedi kat gök ve yer Sübhanallah diyerek Allah’ı noksan
sıfatlardan kusurlardan tenzih ve tesbih ederler.’ (İsra Suresi, 17/44) ses ve sadasıyla işitenin nazarında nasıl
gökyüzü bir ağız; bütün yıldızlar hikmeti gösteren birer kelime, hakikatı ifade
eden birer nur ve Arz bir kafa ve karalar denizler birer dil ve bütün hayvanat
ve nebâtat tesbih edip Sübhanallah diyen birer kelime suretinde yüzlerini
gösterirler. Yoksa bu zamanda tâ o zamana bakmakla söylenilen zevkin
inceliklerini göremezsin…”
Bu hususta M. Fethullah
Gülen Hocaefendi de diyor ki: “Başlangıçta insanlarda, din adına herşeyi ilk
defa duyuyor olmanın ORJİNALİTESİ vardır. Yenidir herşey onlar için. Mesela
Kur’an, yenidir. Dolayısıyla o yenilik bir şekilde onların hayatına akseder… Hâsılı,
mebde’deki insanlar her an semavî bir sofranın yere konulduğuna şahit olurlar.” (Elbetteki
bu onların heyecanlarını kamçılar… Yenilik süprizleri onları mânevî lezzetlere
gark eder…)
Ama zamanla matlaşma
başlar, o manevî zevkler ve hazlar duyulmaz ve zevkler, lezzetler alınmaz olur.
Onun için format değişikliği ile ciddî yeniliklerin yapılması gerekir.
Bu hususta da M. Fethullah
Gülen Hocaefendi şöyle diyor: “Siz de bir yerde, yeni bir RUH ve HEYECANLA
ciddi bir sorumluluk yüklenirsiniz. Kaf dağından daha ağır mesuliyetleri
omuzlarsanız, yeniliği iliklerinize kadar duyarsınız, yeniliği duyan insanlarla
yüz yüze gelirseniz, her gün birisine bir şey anlatma aşk, iştiyak ve şevkiyle
canlı kalırsınız. ‘Acaba bu insanın gönlüne nasıl aksam, nasıl bir ışık olsam
da kalbine damlasam!’ mülahazaları ile sabahlar ve akşamlarsanız, siz de böyle
olursunuz. (…) Bazı şeyler ancak onları
meydana getiren şartların bütünün bir araya gelmesiyle gerçekleşir. Bu külliyet
ve tamamiyet yoksa, istenilen seviyeye ulaşmanız imkansızdır.
“Şimdi günümüzün
şartlarına göre yeni yollar bulmak gerekiyor. Belki bu güne kadar bildiğimiz
makamlardan saba’yı, hicaz’ı rast’ı değiştirmemiz, kimbilir belki de günümüz
insanının genel hissiyatını nazar-ı itibara alacak mürekkep makamlar bulmamız
gerekiyor. Genelin zevkine hitap eden ENSTRÜMANLAR ve farklı sesler kullanmamız gerekiyor. Ama
bunları fantezi için değil, içinde yaşadığımız zamanın çocuğu, tasavvufçuların
ifadesiyle ibn-i zaman olma şuuru içinde BEKLENTİLER UFKUNA
ulaşmak için yapmamız gerekiyor.
“Hâsılı; yeni zeminler
arayın, aşk ve şevkinizi bileyin,
Cenab-ı Hakla münasebetimizi yeniden gözden geçirin, bütün
dünyevilikleri kafanızdan sökün atın. ‘Ya Rabbi! Yeni bir sesle burada Seni bir de biz
DUYURMAK istiyoruz!’ deyin. Bakalım
nasıl olacak!’ (Kırık Testi-3)
İnşaallah bu alarm ve ikazları anlar ve yerine getirirsek çok
güzel, çok zevkli ve lezzetli olacak…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

SAFVET SENİH

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU













