Martin Luther King Jr. PhD ve Fethullah Gülen Hocaefendi

(Martin Luther King Jr.’ın “Bir Hayalim Var” Konuşması ile Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “İnsan Onuru ve Ahlâkî Mücadele” konuşma ve yazıları çerçevesinde)
Martin Luther
King Jr.’ın 28 Ağustos 1963’te Washington’da yaptığı “I Have a Dream” (Bir
hayalim var) konuşması, modern sivil haklar literatüründe, yalnızca politik bir
manifesto değil, ahlâk ve vicdan temelli bir toplumsal eleştiri metni
olarak değerlendirilir. Bu yönüyle konuşma, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin
insan onuru, vicdan ve ahlâk merkezli düşünce dünyasıyla dikkat çekici
paralellikler taşımaktadır.
King,
konuşmasına Amerika’nın kurucu metinlerinde yer alan eşitlik vaadini
hatırlatarak başlar. Ancak bu vaadin, siyah Amerikalılar açısından hayata
geçirilmediğini vurgular. Bu yaklaşım, Hocaefendi’nin sıkça dile getirdiği “söz
ile fiil arasındaki tutarlılık” ilkesini çağrıştırır. Zira her iki düşünür
için de adalet, yalnızca teorik bir ideal değil; yaşanması gereken bir ahlâkî
sorumluluktur.
King’in
mücadelesinde şiddetsizlik, taktiksel bir tercih olmaktan ziyade ahlâkî bir
zorunluluk olarak sunulur. Bu anlayış, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “metot,
maksadın ahlâkını belirler” yaklaşımıyla örtüşmektedir. Hocaefendi’ye göre
haklı bir davanın, yanlış yöntemlerle savunulması, davayı haklı olmaktan
çıkarabilir. King’in öfkeye ve nefrete mesafeli dili, bu ahlâkî hassasiyetin
pratik bir örneğidir.
Konuşmanın
merkezinde yer alan “hayal” kavramı, King’in ütopyacı bir gelecek tasavvurundan
ziyade vicdanın ideal ölçüsünü dile getirdiğini gösterir. İnsanların ten
rengiyle değil, karakterleriyle değerlendirildiği bir toplum çağrısı, Fethullah
Gülen Hocaefendi’nin insanı “eşref-i mahlûkat” yapan unsurun ahlâk ve irade
olduğu yönündeki görüşüyle örtüşür. Her iki yaklaşımda da insan onuru, doğuştan
gelen bir değer olarak kabul edilir.
King’in
çocuklara yaptığı vurgu, Gülen Hocaefendi’nin eğitim ve nesil inşasına verdiği
merkezi önemle paralellik arz eder. Gülen Hocaefendi’ye göre kalıcı barış ve
adalet, ancak temiz vicdanla yetişmiş nesillerle mümkündür. King’in
hayalindeki dünya da korkudan ve aşağılanmadan uzak büyüyen çocukların
dünyasıdır.
Konuşmanın son
bölümünde özgürlüğün tüm coğrafyada yankılanması çağrısı, Fethullah Gülen
Hocaefendi’nin evrensel insanlık ve diyalog anlayışını hatırlatır.
Özgürlük ve insan onuru, belirli bir kimliğe ait ayrıcalıklar değil, insan
olmanın tabiî haklarıdır.
Sonuç olarak,
Martin Luther King Jr.’ın “Bir Hayalim Var” konuşması ile Fethullah Gülen
Hocaefendi’nin vicdan merkezli düşünce dünyası, farklı tarihsel ve kültürel
bağlamlarda ortaya çıkmış olsa da aynı ahlâkî zeminde buluşur: İnsan onurunu
korumadan adalet, vicdanı merkeze almadan mücadele mümkün değildir.
Benim kendisini
tanıdığım 1970’li yıllardan itibaren Fethullah Gülen Hocaefendi, daima ve her
fırsatta, dini, dili, rengi, milliyeti, düşüncesi ne olursa olsun herkesi insan
olma ortak paydasından hareketle, kendi konumunda kabul etme prensibini
sözleriyle, yazılarıyla, hareketleriyle pratik hayata geçirmiştir. Türkiye’de,
daha sonra da hemen hemen dünyanın her yerinde, her kültürden insanlarla
birlikte olunmasını, eldeki maddi manevi bütün imkanların ortak paylaşılmasını
hep tavsiye etmiştir.
Türkiye’de
bulunduğu zaman içinde ve daha sonrasında da yaklaşım ve düşünceleri ne olursa
olsun hemen herkesle irtibat kurmuş, onlarla diyalog halinde bulunmuş ve böyle
olmasını da hemen herkese tavsiye etmiştir.
Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’nun problemlerini çözme adına, ülkenin her bölgesinden, başta
iş adamları olmak üzere, genç öğretmenlerin buralara gitmesini tavsiye etmiş,
buralarda okullar açılmasını teşvik etmiş ve bunların hepsi de Allah’ın izniyle
hayata geçirilmiştir. Aynı zaman dilimlerinde, Alevi vatandaşlarımızla da aynı
ve benzeri bağlar kurulmuş, onlarla da eğitim ve diyalogdan elde edilen
tecrübelerin paylaşılması yönüyle birlikte çalışılmış ve neticede de ayrımız
gayrımız yok sözü pratikte yerini bulmuştur.
Daha sonra da
eldeki imkanlar çerçevesinde dünyanın her yerine gidilmeye çalışılmış ve
oralardaki insanlarla da insan olma ortak paydasından hareketle; dilleri,
dinleri, kültürleri, renkleri farklı da olsa çok mükemmel diyaloglar kurulmuş
ve devam ettirilmektedir. Kurulan bu köprüler halen de aktif olarak
çalışmaktadır.
Hemen her
vesileyle yapmış olduğu konuşmalarda, Fethullah Gülen Hocaefendi, yazdığı
makalelerde, kitaplarında daima insanlarla bu şekilde irtibat kurulmasını
teşvik ve tavsiye etmiş, kendisi de bizzat bunların pratiğini göstermiştir. Bu
çerçevelerde Türkiye’de bulunan değişik din mensuplarını, duygu ve düşünceleri
ne olursa olsun entelektüelleri, basın mensuplarını, akademisyenleri bizzat
ziyaret etmiş, programlara onları davet etmiştir. Dünyanın genelindeki
problemleri birlikte çözme adına, Roma’da Papa II. Jean Paul’u ziyaret
etmiştir. ABD’de bulunduğu zaman diliminde, benzer kabul ve ziyaretleri devam
ettirmiştir.
Her yıl 19
Ocak’ta tüm ABD’de kutlanan Martin Luther King Jr. Günü'nde bu benzerlikleri
ele almak, tekrar hatırlamak ve bunların yaşatılması için elbirliği ile gayret
etmek, dünyanın her yerinde bulunan insanların bir görevi olmalıdır. Bu iki
düşünür, hayatları boyunca ve yaptıklarıyla bizlere çok güzel örnek olmuşlar ve
yaşanılabilecek pratikleri miras bırakmışlardır.
Bizlere bugün
düşen, aramızdaki her türlü farklılıkları zenginlik olarak görüp, insanlığın
tarihte olduğu gibi tekrar acılar yaşamamasıdır; bu çok önemlidir. Kendimizin
öncelikle bu pratikleri yaşayarak yerine getirmesi, sonra da genç nesillere bu
özellik ve güzellikleri yaşayıp devam ettirmeleri için bu yaklaşımdaki bir
mirası bırakmamız olmazsa olmaz bir insanlık görevidir. Her türlü farklılıklar
bir yana, insan olma ortak paydasının çok önemli ve devam ettirilmesi gereken
bir esas olarak ele alınması ve asla onu hiçbir şeye feda etmeme gayreti içinde
bulunmamız da hepimizin görevidir.
İşte böyle bir
Martin Luther King gününde, gerek Martin Luther King Jr. gerekse Fethullah
Gülen Hocaefendi'nin bize bıraktığı bu güzel miraslara sahip çıkmak ve onları
zamanın ve mekânın diliyle, update ve upgrade ederek, el birliğiyle hep beraber
devam ettirmek şimdi bizlere düşüyor. Çünkü bunlar ve bunlar gibi insanlar,
özellikle yaşadığımız çağda, gece karanlığında cihazları bozulmuş ve rotasını
kaybetmiş transatlantiklerin durumuna düşmüş günümüz insanına, doğru rotayı
veren kılavuzlar gibidir.
Buyurun bizi
bekleyen bu insanlık ve tarihe not düşecek konulardaki yapılacak işler için
elimizi taşın altına koymaya…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ORHAN KESKİN

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL












