Mefkûre Yolcuları, American Dream’de Binlerce Sanatsevere “Yeni Bir Dünya” Dedi

⏱ Okuma Süresi 7 dk•Yayınlanma Pazartesi, Ekim 12 2026
Paylaş
X Post
Ümit Nağmeleri’nin bu yılki teması “Mefkûre Yolcuları” olan sahne gösterisi, ABD turnesinin ilk durağı Cleveland’ın ardından New Jersey’de de izleyiciyle buluştu. Program, Amerika’nın en büyük alışveriş merkezi American Dream’in sanat ve gösteri merkezinde gerçekleştirildi; salona sadece New Jersey’den değil, Pennsylvania, New York ve Connecticut’tan, hatta Kanada’dan gelen sanatseverler katıldı.
Mefkûre Yolcuları, American Dream’de Binlerce Sanatsevere “Yeni Bir Dünya” Dedi

Geceye ekranların sevilen ismi Kemal Gülen sunuculuk yaptı. Geçtiğimiz yıl altı eyaleti dolaşan topluluk, farklı ülkelerden gelen genç sanatçılarıyla bu kez New Jersey sahnesindeydi.

Gecenin açılış konuşmasını Kuzeydoğu Amerika Sivil Platformu Başkanı Erkan Ertosun yaptı. Ertosun, konuşmasında muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sürecin ilk aylarında tüm acılara ve sıkıntılara rağmen Sızıntı’nın artık Çağlayan olarak çağlamaya devam etmesi ve Türkçe Olimpiyatları’nın daha evrensel nitelikte Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’ne dönüşmesi noktasında örnek bir liderlik sergilediğini ifade etti. Ümit Nağmeleri’nin bu yılki temasının “Mefkûre Yolcuları” olmasının çok manidar olduğunu vurgulayan Ertosun, “mefkûremiz canlıysa, yani insanlığa hizmet noktasında gaye-i hayalimiz devam ediyorsa, onu unutmadıysak zihinlerimiz egolarımız etrafında dönmez; yüksek gayeler etrafında döner” dedi. Ertosun, bu programın, buraya gelen gençlerin ve salonu dolduran insanların gaye-i hayallerinin canlı olduğu ve “mefkûre yolcusu” olarak yola devam ettikleri mesajını verdiğine dikkat çekti.


Açılış konuşmasının ardından sahne, bir ışık gösterisi ve “Genç Adam” şiiriyle açıldı; Afra ve Zümra’nın koro eşliğinde seslendirdiği “Namın Duyulsun” ile coşku salona yayıldı. Sunucu, Ümit Nağmeleri’nin geçen bir yıl içinde yüzlerce kapı çaldığını, Ramazan’da milyonlarca insanın aynı sofralarda buluştuğunu hatırlatarak, farklı ülkelerden gelen genç sanatçıları “altın nesil”in en güzel örnekleri olarak sahneye davet etti.


Programın ilerleyen bölümünde “Mirasımız” başlıklı video sunumunun ardından Joni Cesku’nun seslendirdiği “Yâr-i Vefadar” ile duygusal bir an yaşandı. Ardından sahne, hizmetin ilk filizlendiği yıllara, kahvehane sohbetlerine uzanan “Eşrefpaşalılar” tiyatrosuyla devam etti; Eric ve Arseldi’nin seslendirdiği “Oh Be” ile Arseldi’nin solo “Verin Benim Sevdiğimi”si bu bölüme eşlik etti. Sunucu, bu arada 17 Ekim’de Fethullah Gülen Hocaefendi’nin entelektüel biyografisini konu alan ve otuz beş yerli ve yabancı konuşmacının yer aldığı yeni bir belgeselin yayına gireceğini duyurdu.

“Musibetler Çağı” bölümünde asırlar boyu süren imtihan kuşağı hatırlatılırken, bu bölümü “Sabır” tiyatrosu ve Esat’ın seslendirdiği “Sabır ve Ümit” şiiri takip etti. Programın en çarpıcı sahnelerinden biri olan “Sabit Kadem Olma”, Türkiye’de yaşanan hukuksuzluğu konu alan bir skeçle, bir baba ile oğlunun aynı cezaevi koğuşunu paylaşmasını anlatarak salonda derin bir sessizlik yarattı.

“Vefa” bölümünde vefanın sadece hatırlamak değil, zor zamanlarda elinden tutmak ve gönül bağını koparmamak olduğu vurgulandı. “Umut” temalı bölümde ise KHK’lı bir öğretmen ile doktorun hikâyesini anlatan “Boyacı” tiyatrosu sahnelendi; seyirci bir yandan bu hikâyeyle hüzünlenirken bir yandan Afra-Zümra’nın “Sevdan Olmazsa” ve Kevser-Afra-Zümra üçlüsünün seslendirdiği “Hicaz Potpuri” ile coşkuyu yaşadı.


Programa katılan gazeteci-yazar Ahmet Kurucan, sahnede yaşananların diyalog çalışmaları açısından taşıdığı anlama dikkat çekti. Kurucan şöyle konuştu: “Yıllardır diyalog üzerine konuşuyor, yazıyor ve bu alanda yapılan faaliyetleri takip ediyorum. Geldiğim noktada şunu rahatlıkla söyleyebilirim: İnsanlarla ilişki kurmanın tek yolu konuşmak, konferans vermek, kitap yazmak veya dinî meseleleri anlatmak değildir. Bazen bir şarkı, bazen bir şiir, bazen bir tiyatro gösterisi, bazen bir spor etkinliği, bazen farklı kültürlerden çocukların aynı sahnede buluşması, saatlerce yapılan konuşmalardan daha etkili olabilir. Düşünün, farklı ülkelerden gelen çocuklar aynı sahnede şarkı söylüyor. Dilleri farklı, renkleri farklı, dinleri ve kültürleri farklı. Ama birlikte bir şeyler üretiyorlar. Birbirlerini dinliyorlar. Birbirlerinin varlığından rahatsız olmadan, aynı güzelliğin parçası olabiliyorlar. Bunun hiçbir anlamı yok mu? Bir çocuğun başka bir kültürden arkadaşıyla birlikte şarkı söylemesi, bir Amerikalının, Avrupalının veya Afrikalının bu çocukları seyrederek farklı kültürlerin bir arada yaşayabileceğini görmesi küçümsenecek bir kazanım mı? Bence hiç de öyle değil. Üstelik burada sadece sahnedeki birkaç dakikalık gösteriden söz etmiyoruz. O gösterinin arkasında aylarca yapılan çalışmalar, çocukların birbirleriyle kurdukları arkadaşlıklar, ailelerin katılımı, gönüllülerin emekleri ve toplumun farklı kesimleriyle gelişen ilişkiler var.”


Gece, tiyatro ekibine yapılan teşekkürlerin ardından, topluluğun hep birlikte seslendirdiği “Yeni Bir Dünya” şarkısıyla sona erdi. Salondan gelen büyük ilgi üzerine şarkı bir kez daha tekrarlandı ve binlerce kişi topluluğa eşlik etti.

New Jersey’deki programını tamamlayan Mefkûre Yolcuları, turnesine 11 Ekim’de Dallas’ta devam etti.