Özgür Özel: CHP'den 'Kılıçdaroğlu TBMM Başkanı, sen Genel Başkan olursun' teklifi geldi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'den ayrılık sürecinde kendisine "Sen grup başkanı olarak devam et, partiyi biz yönetelim. Günü geldiğinde seni ve dediklerini milletvekili yaparız" teklifinin yapıldığını öne sürdü. Özel, "Bir aracı arkadaş geldi, 'Kemal Bey şu teklife yakın. Sen burada dur. O genel başkan olsun. Günü gelince seçimlerde Kemal Bey milletvekili olup Meclis Başkanı olsun. Kemal Bey buna yakın' dedi" diye konuştu. Sandık güvenliği konusunda da CHP dönemindeki kadar rahat olmadıklarını söyleyen Özel, YSK'da temsilci bulundurmalarına DEM Parti ve MHP'nin destek verdiğini, AKP ile CHP'nin itiraz ettiğini söyledi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Fatih Altaylı'nın YouTube programına konuk oldu. Gündeme ilişkin önemli açıklamalar yapan Özel, mahkemenin mutlak butlan kararıyla ilgili, "Tabii karara doğru çok emareler artınca birazcık biz de artık o ihtimalin yaklaştığını gördük. Son bir ay, bir buçuk ay biliyorsunuz zaten önce karar yazıldı. Yok yüklendi, yok yüklenecek, yok şu tarihe kaldı, bu bilmem ne falan. Ama yine de şaşırdım. Yani yine de yakın yere koymuyordum. Çünkü butlan kararı hem Türkiye'de hem dünyada, siyaset tarihinde görülmemiş bir iş. Yani bir ana muhalefet partisinin, iktidara yürüyen bir partinin başındaki genel başkanın iktidar eliyle değiştirilmeye kalkılması yani demokrasicilik oynayarak. Yoksa birileri darbeye kalkıyor, tankın üstüne çıkıyor, gidiyor bütün siyaset kurumunu tasfiye ediyor. Meclisi kapatıyor, siyasi partileri kapatıyor. Sonra bir geçiş dönemi falan yeniden partiler açılıyor. Yani hep birlikte birçok siyasi partinin başına geliyor. Ama iktidara yürüyen bir partiye sanki demokrasinin içinde sadece cımbızla o partiyi siyasetten ayıklayalım, gerisi aynen devam etsin, iktidar devam etsin, muhalefet devam etsin. Böyle bir şeye kalkıştılar. Yani olacak iş değildi. Hukukçuların şaşkınlığından belli" dedi.
Özel, şöyle devam etti:
"Bütün Yargıtay'ın şaşkınlık içinde olduğu bir şey yaptılar; düpedüz darbe"
"Kamu hukukunda Türkiye'de en bilinen 34 isim bir metin üzerinde uzlaştılar. Diyorlar ki böyle şey olmaz. Bu butlan meselesini, kanuna yazan zaten siyasi partiler kanunda yok da medeni kanunda var. Medeni kanuna yazan, kanunun müellifi derler. Aslında sanat eserleri için denir ama Mecliste de şöyledir; kanunu elbette milletvekilleri çıkarır ama o kanun hazırlanırken katkı sağlayan akademisyenler var. Konu çok teknikse, ceza kanunuysa önemli cezacılar oturur yazar. Sulhi Dönmezer nasıl TCK'nın 34 önemli hukukçuyla birlikte müellifi sayılıyorsa bu kanunda bu butlan meselesini yazan iki hoca oturdular ve yazdılar böyle şey olmaz diye. Buna rağmen yani düşünün Yargıtay'da tek gündem adli tatil gelene kadar buydu. Yargıtay'daki herkesi yetiştiren hocaların olmaz dediği, bütün Yargıtay'ın şaşkınlık içinde olduğu bir şey yaptılar. Düpedüz darbe.
"Örgüt ayağa kalktı, parti ayağa kalktı, ülke ayağa kalktı"
Nasıl silahlı kuvvetlerin tankı topu siyasete karışmak için değil millete, ülkeyi savunmak için yapılmıştır da siz onu millete doğru çevirirseniz bu olmayacak bir iştir, bu darbedir. Burada da hâkimlik, savcılık, kanunlar size verilmiş yetkileri siz siyaseti tasfiye etmek için kullanırsanız olmaz dedik, yanlış dedik, bu kadarını da yapmazlar dedik, yaptılar. Burada bir tek şey söylemem lazım. Aslında bunu yakın yere koymamamızın çok önemli bir katkısı oldu. O da bunu kararı alanlarla karardan nemalanacak bir zümre dışında, küçük bir zümre dışında kimse kabul etmedi. Örgüt ayağa kalktı, parti ayağa kalktı, ülke ayağa kalktı. Muhalefetin dayanışması çok kıymetliydi. Yani muhalefetten dönüp de bunlara göz kırpan falan olmadı. Selam veren olmadı neredeyse. O anlamda hani hukuken var olup gerçekte butlan olan bir butlan kararıyla karşılaştım. Milletin gönlünde butlan oldu. Siyasette butlan oldu. İyi ki de öyle oldu. Ben mesela, bu utanç döneminin aynı başarısız bir darbe girişimi gibi böyle yapanları utandıracak, direnenleri onurlandıracak ama tarihte kalacak bir iş olduğunu düşünüyorum. Öyle bir sürecin içinde olduğumuzu düşünüyorum."
"İki karar var, ikisi de butlancıların işine yarıyor"
Altaylı'nın "Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kararla ilgili dedi ki, 'Bu bizim meselemiz değil. Bu CHP'nin kendi meselesi. Davayı açan CHP, butlan kararından sonra verilen görevi kabul edenler eski CHP'liler. Bu meselenin bizle alakası yok dedi. Bu görevi kabul edenler etmeseydi bu karar yine bu kadar acı verici olur muydu?" sorusuna, Özel, şöyle yanıt verdi:
"Şimdi bu kararı kabul edenler, etmeyecek olsa bu karar alınmayacaktı. Şimdi eğri eğri doğruya doğru konuşalım. Gün gibi ortaya çıktı ki yani nasıl çıktı biliyor musunuz? Şöyle bir şey söyleyeyim. Butlan kararı uzunca bir metin. Metnin içinde iki tane butlan kararı var. Bir tanesi bizim son yaptığımız kurultayı 2023'te yok kabul ediyor. Bir tanesi de aynı tarihte bizim kurultaydan önce yapılan İstanbul İl Kongresi'ni yok kabul ediyor. Bizimkinde tedbir var. Yani mevcut yöneticiler gidecek eskisi gelecek. İstanbul İl Kongresi'nde tedbir yok. Niye diye baktığınızda butlan kararın ve tedbir olsa İstanbul İl Kongresi'nde kayyım gidecek. Bir kayyım da atandı ya bu arada. Yerine o günkü seçilmiş yönetim gelecek. O yönetim 2020 yılında seçilmiş ve o yönetime baktığınızda hatta Canan Kaftancıoğlu başkanlığında seçilmiş. Canan Hanım'a siyaset yasağı var şimdi. O yönetimin neredeyse tamamı butlan karşıtı ve bizimle birlikte hareket eden genç dinamik kadrolar. Şu anki siyasi görüşleri ve tutumları bu. Bakın öyle bir karar alıyorlar ki 2026 yılında verilen butlan kararında burada bizi götürüp eski yönetimi 2020'de seçilmiş yönetimi getiriyorlar. 2023 ve sonraki kongreleri yok sayarak burada oraya dönmüyor. Çünkü 2020 yılında yapılmış kongrede seçilmiş isimlerin bugünkü siyasi tutumlarını irdeleyebilen bir karar var ortada. Bir hâkim düşünün ki Ankara'da oturuyor, bir karar veriyor. Aynı olaylar, kişiler güya deliller, söylentiler üzerinden bir tarafa tedbir verirken birine vermiyor ve ikisi de butlancıların işine yarıyor. O yüzden böyle kalemi kağıdı eline almış, partiyi çok iyi bilen, içeriden çalışılmış, çalışılmış, kademe kademe çalışılmış bir iş.
"Bu karar kabul edilmeyecek olsaydı yazılmayacaktı"
Zaten şimdi ortaya çıkan bilgilerden de şu çıkıyor. Yani şimdi bu butlan kararını kabul eden işte filanca milletvekilinin 3 yıl önce İzmir'den bilmem kimi uçakla getirip götürüp ifade verdirttiği, savcıyla görüştürttüğü bilmem ne hepsi teker teker dökülüyor. Şimdi biz bu bilgileri biriktiriyoruz günü geldiğinde yani biz bu işin kitabı yazılırken bu utanç sayfalarını detaylı yazılmasını ve tarihe bütün detaylarıyla kalmasını istiyoruz. AK Parti tarafında bu işleri kimler yürüttü, kimler kotardı, bu tarafta kimler yaptı? Ama net cevabım şudur. Yani böyle inanarak değil, iman ederek söylüyorum. Bilerek söylüyorum ki bu karar kabul edilmeyecek olsaydı yazılmayacaktı zaten. Başka bir darbe yöntemi bulurlardı. Kararın kabul edileceğini bildikleri için butlan kararı verdiler.
"Erdoğan CHP'ye darbe yapmaya karar vermişti"
Taşeron kullanmış olması işi yapmamış olduğu anlamına gelmez. Erdoğan CHP'ye darbe yapmaya karar vermişti. Bunun için elindeki imkânlara baktı. En elverişli yöntem olarak bunu tercih etti. Erdoğan bu işin kıyında mıyında değil tam içinde. Ayrıca şunu da söyleyelim. Bugün için söylüyorsa bilmem. O gün diyor ya 'Şunu yapan CHP'li, bunu yapan CHP'li.' Onu yapanlar CHP'li değildi o gün. Onu yapanlar kendisinin yerel seçimleri hazmetmediği gibi kaybettikleri kurultayı hazmetmeyen, CHP'deki değişimi gören, benim bu köhne kafamla, kötü kafamla, çıkarcı kafamla, gözü kendinden başka hiçbir şey görmeyen, 'Milletvekili olmayacaksam yansın memleket, ben yönetimde değilsem yansın parti' kafasında olanlarla bu ülkede iktidarı değiştirmek üzere olanlar arasında bir ayrım var. Bugün maalesef bizim ayrılmak zorunda kalıp yeni bir parti zorunda alıp geride bıraktıklarımız seçim kaybetmeyi, ülkenin AK Parti tarafından bir dönem daha yönetilmesini falan hiç umursamayan, sadece kendini umursayan kişiler olduğu için bu değişimden sonra bu genç kadrolar, bu güçlü kadrolar, iktidar hedefleyen kadrolar varsa ben yokum, bunlar gitsin ben geleyim yeniden var olayım diyenler. Ben onlara açıkçası benim anladığım anlamda CHP'li değil. Onlar bugünkü anlamda belki orada kalmış bir gruptur. O da çok küçük bir gruptur. Tarih önünde, artık onları hani geride bıraktım. Vicdanımda geride bıraktım. Siyaseten geride bıraktım. Ama gerçekten bu kadar büyük bir kötülük ve bu kadar ülkeye bu kadar büyük bir kötülüğü göze almış kişilerle bir dönem nasıl birlikte olduk, nasıl yan yana durduk, nasıl yüz yüze baktık? Nasıl birbirimizin hukukunu birbirimize emanet ettik, hakikaten onu halen daha içime sindiremiyorum."
"Siz Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki en güçlü isimlerden biriydiniz zaten. O yüzden de genel başkan seçildiniz. Kılıçdaroğlu'nu devirerek hatta bu Cumhuriyet Halk Partisi'de ilk defa oluyor, bir genel başkanın devrilmesi. Fakat Kılıçdaroğlu'yla beraber çalıştınız. Yani ya bu burada bir acayiplik var demediniz mi? Çünkü Kılıçdaroğlu'nun bir de o konuları çürüten, konuşmayan, anlatmayan, dertlenmeyen bir tavrı vardır bildiğimiz" sorusuna Özel, şöyle yanıt verdi:
"Şimdi benim kurultayda da ayrıştığımızda da söylediğim mesele partinin seçilmişler tarafından yönetilmesi lazım sözüne çok inanıyorum. Ben, gruptan seçilmiş grup başkan vekiliydim. Partinin merkez yönetim kurulu üyeli arkadaşlarımız da vardı. Ama bu parti özellikle son dönemlerde, kritik dönemlerde, hep böyle danışmanlarla, dışarıda oluşturulan heyetlerle falan yönetilir. Biz de hep buna itiraz ederdik. belli kararlarda, kritik kararlarda hep ayrışmamızın sebebi oydu. Ama yine de şunu söyleyeyim. Uzun yıllar görev yaptık ama hani işin bu yüzünü bu yüzünü görebilmiş değildim. Hem kendisi hem de etrafındaki o bir avuç muhterisin bu hale gelebileceğini, bu kadarını göze alabileceklerini, bu kadar kötü olabileceklerini yani bir şey söyleyeyim mi? Ben bu kadar kötüsüyle karşılaşacağımı bilseydim, bugün burada bana ihtiyaç var ama ben bu siyasete miyasete girmezdim. Yani bugün bana ihtiyaç var. Bugün bulunduğum pozisyondan pişman değilim. Görevimin, vazifemin farkındayım. Ama ben bu kadar yani adı siyasetse bunun hani buralarda var olmuş olmak, temas etmiş olmak zaman geçirmiş olmak, ömür tüketmiş olmak olacak iş değil. Yani sonu buraya varacaktıysa hiç olmasaymış daha iyi. Ama tabii bir yandan da düşünüyorum iyi ki de girmişiz, iyi ki de görmüşüz, iyi ki de itiraz etmişiz, iyi ki de şimdi bir seçeneğiyiz yani. İyi ki şu anda Türkiye'de hani sizin dediğiniz ben karpuz ve sapı dedim siz farklı bir şey dana ve kuyruğu dediniz. İyi ki bu kötülük böyle karpuzun sapı kadar ya daha büyük olaymış yani. Ya daha büyük olaymış. Yani en azından karpuzu kurtardık. Düşürüp kırmazsak menzile varırsak çok iyi."
"Kimsenin hata yapma lüksü yok"
"Kırma ihtimaliniz var mı?" sorusuna Özel, "Var tabii. Yani var olmaz olur mu? Türlü kötülük var. Şöyle kırılır. Vallahi bizim hatamızdan olur. Dışarıdan etkilere kapalı bir samimiyet içinde olması lazım Yeni Parin'in. Yeni Parti'nin tartışmaya, ayrışmaya, kötü yönetmeye, kötü yönetilmeye, insanların umutlarını boşa çıkarmaya falan hakkı yok. Yeni Parti bir parti değil. Yeni Parti geleceği kurtarma ümidinin memleketteki bir bütününün vücut bulmuş hali. Başka bir şey değil. Yani bu Yeni Parti'yi bir siyasi parti olarak falan görmüyorum ben. Yeni Parti sırtında memleketi kurtarma sorumluluğu olan herkesin ama birisi genel başkan, bir tanesi işte köyde kiraz toplayan teyzeler, öbür tanesi Kastamonu'da oturan bir esnaf. Hepimizin birden kolektif bir bilinçle geleceğimize sahip çıkma refleksimiz. Başka bir şey değil. Yani bir parti falan kurmuş değiliz. Yani bir hareket bu. Bir zorunluluk ve bir büyük mücadele kimsenin hata yapma, hata yaptırma, kaybetme lüksü yok" yanıtını verdi. Özel, şöyle devam etti:
"Özgür Özel bugün yapması gerekeni yapmak zorunda olan bir vatan evladı. Benim gibi milyonlarla birlikte herkes yapması gerekeni yapıyor. Yani o emekli maaşından o 23 bin 500 lira aldığı emekli maaşından 100 lira yollayıp açıklamaya bu kadar yollayabiliyorum her ay yollayacağım evladım yazan emeklinin rolü Özgür Özel'in rolünden büyük bu işte. Yani öyle Özgür Özel popüler bir siyasetçi ve buradan bir başarı hikâyesi yazma falan. Bizden bu çıkmaz yani. Uğraşsak da çıkmaz. Bizim meselemiz biraz daha organik, biraz daha acıklı ve biraz daha sahici."
"Bütün il başkanlarını görevden alıyor"
CHP'den ayrılma kararıyla ilgili Özel, şunları anlattı:
"İlk günden beri şunu söyledik biz onlara. Dedik ki Türkiye'ye sandığı getirmiş bir partinin atanmışlar tarafından yönetilmesi mümkün değil. Gelin sandığı koyun. İlk gün dedik ki ben ilk gün Kemal Bey'e telefon açtım. 'Ne yapacaksınız' dedim. 'Bilmiyorum' dedi. 'Efendim kurultay yapacak mısınız?' dedim. 'Yapamazsın diyorlar' dedi. Birkaç gün sonra 34 tane bilim insanının bu konunun hocalarının 'Yapamazsın değil, yaparsın ve yapmalısın' diyen yazılarını da yolladık onlara. Ve devamında ısrarla şunu söyledik. İster son delegeyle ister birlikte yarıştığımız o delegeyle ya da dedik ki hızlı bir şekilde delege seçimi yap. Hayır. Bütün il başkanlarını görevden alacak. Bu il başkanlarının 60'ı kendi döneminin de il başkanıdır Kemal Bey'in. Ama il başkanının görevden alınma sebebi bu süreçte seçimin, partinin seçim başarısını gördükten sonra bizle bütünleşen, butlana karşı çıkan, birlikte davranan il başkanları görevden alınacak. Yerine olur olmazlar gelecek ve delegeler elle yazılarak kendilerini seçecek seçtirecekleri bir delege yapana kadar hatta onu da işte 7-8 aylık bir sürece yayıp seçimlere bir yıldan az kalınca da kongre yapılamaz kuralına takılıp her gidene gelene yani milletvekilleri orada kalsın diye milletvekili listelerini Kemal Bey yapacak belediye başkanlarına Kemal Bey daha 5 yıl burada bunu butlancıların doğrudan arkadaşlarımıza söyledikleri sözler. O yüzden, en son şunu söyledim. Ya madem ki madem ki diyorsunuz ki delege sisteminde 2 milyon üyemiz var. Koyalım sandığı 2 milyon üye karar versin. Ben yüzde 90'dan az olursam siyaseti bırakıyorum dedim. Ona da yanaşamadılar. Onu da kabul etmediler. Ve şunu kalın dedikleri şu kalın siz orada durun.
"'Sen grup başkanı olarak devam et, biz partiyi yönetelim' dediler"
Bana şu teklifte bulunuyorlar; 'Sen grup başkanı olarak devam et. Biz burada genel başkan olalım. Partiyi yönetelim. Günü geldiğinde işte seni ve dediklerini milletvekili yaparız' falan. Ya ben böyle bir şey kabul etmem mümkün mü? Milletvekili olmak mı? Meselenin özü şu. Biz CHP'ye bir kere daha kaybettireceğiz. Türkçesi, biz Erdoğan'ın bir kez daha seçilmesinin önünü açacağız. karşılığında bu partide duracağız. Sus sen de grup başkanı olarak dur. Günü gelince belki fırsatın olur. Bir daha genel başkan olursun. Böyle bir şey olur mu? Benim bir tane motivasyonum var. Bir motivasyonum bu iktidarı değiştiren partinin genel başkanı olmak. Cumhuriyeti kuruluşunun işte 104. yılında bir kez daha yeniden demokrasiye döndürmek. Başka bir derdim yok benim. Kendimle ilgili bir hevesim yok benim. Bunu yıllardır söylüyorum ama o yüzden kalalım diye hiçbir şey yapmadılar. Kalalım diye teklif ettiklerin her bir tanesi şahsımıza yönelik teklifler. Şahsımıza. Bir aracı arkadaş geldi diyor ki 'Kemal Bey şu teklife yakın. Sen burada dur. O genel başkan olsun. Günü gelince seçimlerde Kemal Bey milletvekili olup Meclis Başkanı olsun. Kemal Bey buna yakın' dedi bana aracı arkadaşlar. Ya Allah Allah. Yani halen daha böyle ben de ne olacağım? O meclis başkanı olduktan sonra seçimlerden sonra ben de genel başkan olacağım ya. Biz bu ülkenin cumhurbaşkanının kim olduğunu adayımızı belirlemeli. Arkasında hep birlikte durmalı. Bu iktidarı değiştirmeliyiz. Bunun dışında hesap yapan bu memleketin iyiliğini düşünmüyordur. Yani ben inanamıyorum bu işlere. O yüzden zaten bunları duydukça anladım ki orada geçirdiğimiz her gün memleketin geleceğinden çalıyoruz. Yola çıkmamız lazım. Çıktık."
"YSK'da temsilci bulundurmamıza AK Parti ve CHP karşı çıktı"
Altaylı'nın seçim güvenliğiyle ilgili sorusunu Özel, şöyle yanıtladı:
"CHP'den ayrılırken geride bütçeyi mi bırakmaktan daha çok rahatsızsın, sandık görevliler mi dersen sandık görevlileri derim. Çok önemli bir şey. Bu büyük bir sorun. Bu sorunun aşılması için 182 bin sandık görevlimiz bizim zaten hazırdı. Ve 182 bin sandık görevlimizin neredeyse tamamı bizimle birlikte. Çünkü bizim mücadelemize inanmış arkadaşlardı onlar. O arkadaşları şimdi aynı sandık bölgelerinde aynı aktivizm, aynı heyecanla yeniden görevlendiriyoruz. Biz bu arkadaşları müşahit yapacağız. Ya da o dönemde çeşitli yerlerde, ne bileyim bazı yerde örneğin A partisinin sandık görevlisi olmuyor. A partisinden sandık görevlisi yazabilirsiniz. Bazı coğrafyalarda B, C partilerinin sandık görevlileri olmuyor. Onlardan yazabilirsiniz. Orada diğer muhalefetle iş birliği olabilir. Bir kısmını böyle görevlendirebiliriz. Diğer kısmına da müşahit görevlendirebiliriz.
Burada tek umutlu olmamak gereken taraf CHP'dir. CHP sandık görevlisi bulamaz, koyamaz. Diyorlar ki sizinkileri koyar. Geçen gün şöyle bir şey yaşadık. Bunu da söyleyeyim. İlk kez burada söyleyeceğim. Yüksek Seçim Kurulu'nda en yüksek oy alan dört parti gözlemci bulundurabildiği gibi temsilci. Meclis'te grubu bulunan partiler de bulundurabiliyor kanunda. Biz grup kurarak bu hakkı elde ettik. CHP'nin çok liyakatli ve 15 yıldır görev yapmış Hadimi Bey'i hemen azletmişlerdi oradan. Biz kendisini yeniden görevlendirdik oraya. Bu iyi bir şey. Gittiğinde AK Parti karşı çıkıyor. Diyor ki, "Yo, gelemez' diyor. İşte AK Parti ile birlikte AK Parti'nin karşı çıkmasına karşı bizim orada Yüksek Seçim Kurulu'nda görevli bulundurabileceğimizi DEM Parti savunuyor. MHP savunuyor. Bütün partiler savunuyor. AK Parti ile bir CHP karşı çıkıyor. Yüksek Seçim Kurulu'nda bir temsilci adil seçimlerin garantisidir. Muhalefetin bir temsilci getirmesine DEM ve MHP birlikte destek verirken AK Parti ile CHP niye karşı çıkıyor? O yüzden hani benden daha iyimser arkadaşlar var partide. Siz diyorsunuz ya çok iyimsersiniz. Bazı arkadaşlar şey diyordu ya CHP hani ilçe başkanı bulamazken sandık görevlisi nereden bulacak? CHP'ye yazdırılır sandık görevlileri. Ben de diyordum ki hiç o kadar emin olmayın bu yönetim görevde olursa AK Parti ile birlikte sandıklarda karar verirler. AK Parti'den alırlar sandık görevlilerini. Yüksek Seçim Kurulu'nda Hadimi Bey'in gidip partimizi temsil etmesine dahi karşı çıkan YSK sonra bu meseleyi tartışmaya bile değer görmeden görevlendirmeyi kabul etti. Ayrı konu ama böyle bir durumla karşı karşıyayız. Sandık güvenliği konusunda zaten çok kararlıydık. Şimdi daha çok çalışmak durumundayız. Ama bir risk var mı? Evet. CHP'de olduğumuz kadar rahat değiliz. Çünkü her istediğimiz sandığa resmi görevli koyamayacağız. Ancak müşahit koyacağız."
En büyük pişmanlığını açıkladı: "Ellerim kırılsaydı da aday göstermeseydim"
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP liderliği dönemindeki en büyük pişmanlığını açıkladı. Özel, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday gösterdiği Lütfü Savaş hakkında "Elim kırılsaydı… Anketlerde birinci çıkınca içimiz kan ağlayarak aday gösterdik. Lanet olsun, seçime girmeseydik keşke. Pişman olduğum tek adaydır” ifadelerini kullandı.
Bu haberler de ilginizi çekebilir

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ
ESRA BÜYÜKCOMBAK













