Özgür Özel’den Erdoğan'ın ‘ayaklanma’ sözlerine sert tepki: ”Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır”

Okuma Süresi 19 dkYayınlanma Pazar, Haziran 14 2026
Paylaş
X Post
‘Mutlak butlan’ kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği “ayaklanma” söylemine sert tepki gösteren CHP lideri Özgür Özel, ”Hep bir ağızdan çıkmışlar, efendim ‘CHP sokakları karıştırmak istiyor, CHP halk ayaklanması çıkarmak istiyor’ diye farklı farklı mecralardan farklı farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu nedir biliyor musunuz? Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır.” dedi.
Özgür Özel’den Erdoğan'ın ‘ayaklanma’ sözlerine sert tepki: ”Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır”


CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Kırklareli’nde Lüleburgaz Halk Buluşması’nda “Bizim başlangıcımız, bizim yürüyüşümüz bir kişisel itiraz, bir parti ya da bir partinin kendi içindeki mücadelesi değil, bizim yürüyüşümüz varsa yoksa 103’üncü yılında yeniden halkın iktidar olması, yeniden Gazi’nin evlatlarının iktidar olması mücadelesidir” dedi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde gerçekleştirilen halk buluşmasına katıldı. Özel, alana gençlik kortejiyle beraber yürüyerek geldi.

Özel toplanan vatandaşlara şöyle seslendi:

“Biz bugün buraya Lüleburgaz’a bir miting yapmaya gelmedik. Biz bugün Lüleburgaz’dan bir selam vermeye, selam duymaya, tarihin doğru tarafında duranları görmeye, onlarla yol yürüyemeye geldik. Biz bugün buraya binaların, duvarların, tavanların arasına sıkışmaya değil, sizlerle birlikte meydanda tarihin önünde buluşmaya geldik. Biz bugün buraya öyle uzaktan bakmaya değil, göz göze gelmeye, omuz omuza vermeye geldik. Biz bugün buraya yaşadığımız onca sıkıntıya, saldırıya rağmen sinip, pısıp oturup beklemek yerine ayağa kalkmaya, yola çıkmaya geldik. İşte bu yüzden bugün Lüleburgaz’da tam da dedikleri gibi acayip, değişik bir kalabalık var”

Ankara’da oturup milletin iradesine kafa tutanlara söylüyorum: Bu meydanlara, heyecana, öfkeye iyi bakın. Bu kalabalıkları toplayan ben değilim, bu kalabalıkları toplayan sizin adaletsizliğinizdir. Bu kalabalıkları toplayan bu milletin vicdanıdır. İktidarın imkanlarından yararlanıp da o koltuklarda oturup da Türkiye’nin huzurunu kaçıranlar bilsin milletin belediyelerine çökenler bilsin, milletin partisine Cumhuriyet’in partisine, CHP’ye çökmeye kalkanlar bilsin diplomalara, mazbatalara çökmeye kalkanlar bilsin siz çökmeye kalkarsınız ama bu millete siz diz çöktüremezsiniz, boyun eğdiremezsiniz. Emin olun elinizdeki tüm güçlerle saldırsanız da ne kadar kötü ne kadar vicdansız ne kadar acımasız olsanız da sizin gücünüz bize sökmez, milleti yenemezsiniz. Siz bizi yenemezsiniz.

“BUNDAN SONRAKİ SÜREÇTE KIRKLARELİ’Yİ ASLA ÜZMEYECEĞİMİZE SÖZ VERİYORUZ”

Trakya’nın yeri benim gönlümde ayrı, Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün sevdalıları burada. Kırklareli hep Cumhuriyet’in ve adaletin tarafında oldu. Tekirdağ, Edirne hep bizimle birlikte Cumhuriyet’ten, demokrasiden yana oldu, yönü hep çağdaş uygarlık oldu. Atatürk’ün askerleri hep yan yana durdu, hep birlikte oldu. Lüleburgaz’ı yedi dönemdir sosyal demokratlar yönetiyor. Bugün de bir evladınız Murat Gerenli belediyemizi iki kez üst üste kazandı. Sizlere hizmetler yapıyor. Yaptığı işler önümde yaptığı altyapı hizmetleriyle, parklarıyla, yeşil alanlarıyla, sevgi mutfağı projeleriyle, yeni doğan bebeklere, ailelerine sahip çıkmasıyla, üniversite öğrencileri ile ilgili yaptığı desteklerle, can dostlarımızla ilgili yaptıklarıyla belediye başkanımız sizin bizim güvenimize layık oluyor. Biz de kendisini emeklerinden dolayı kutluyoruz. Teşekkür ediyoruz. Diğer yandan Kırklareli’nde son seçimlerde çok istememize rağmen istediğimiz sonucu alamadık. Kırklareli’nin sesini duyuyoruz, mesajını alıyoruz. Bundan sonraki süreçte Kırklareli’yi asla üzmeyeceğimize söz veriyoruz.

“ERDOĞAN’IN KENDİNDEN SONRAKİ CUMHURBAŞKANINA DARBE GİRİŞİMDEN BERİ SİZLERLE BİRLİKTEYİZ”

Bugün burada akrabalarımızla birlikteyiz dedik ama bir akrabamız şu anda bizden ayrı. Hemen yanıbaşınızdaki Silivri’nin seçilmiş belediye başkanı, yüzde 54 oyla seçilmiş Bora Balcıoğlu’nu iftiralarla, haksızca, partisine, ülkesine sahip çıktığı için, dik durduğu için, tarihin doğru tarafında durduğu için kendisini gözaltına aldılar. Şu anda gözaltında Vatan Emniyet’te. Buradan Bora Balcıoğlu’na, ailesine ve Silivri’ye bin selam olsun. Bugün burada 19 Mart darbesinden beri yani Tayyip Erdoğan’ın kendinden sonraki cumhurbaşkanına, AK Parti’nin kendinden sonraki iktidar partisine darbe girişiminden beri 117’nci kez bir otobüsün üstündeyiz, sizlerle birlikteyiz. Ve genel başkan olduğum günden itibaren bugüne kadar tam 263’üncü kez bir meydandayız, göz gözeyiz, omuz omuzayız, ayaktayız, mücadeledeyiz, iktidara doğru yürüyoruz.

“EMEKLE BERABERİZ, EMEKÇİYLE BERABERİZ”

Bağımsız Maden-İş, Manisa Soma’da haksızlıklara karşı susmayan, teslim olmayan, mücadele eden madencilerin kurduğu benim kardeşlerim, evlatlarımız, daha sonra geçtiğimiz ay izleyip sizlerin desteğiyle Ankara’da haklarını söke söke alan Bağımsız Maden-İş şimdi de Edirne’deki Özşen Madencilik’teki haksızlığa direniyor. Bugün madenciler yer altında açlık grevine başladılar. Vicdansız patron telefonları kesti, haberleşmeyi, elektriği kesti. Onlarla yukarıdaki arkadaşlarını irtibatsız bırakıyor. Buradan ilgili bakanları uyarıyorum: Maden şirketine derhal müdahale edilmesi, irtibat kesilen madencilerin can güvenliğinin sağlanması lazım. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını sizden soracağım. Buradan Özşen Madencilik işçilerine Türkiye’deki tüm emekten yana meslek örgütlerinin, sendikaların, muhalefet partilerinin ve vicdanlı herkesin desteklerini iletiyoruz. Sonuna kadar arkanızdayız. Emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz.

“ÇİFTÇİLERİN DURUMUNU GÖRMEK LAZIM, ONLARA SAHİP ÇIKMAK LAZIM”

Tabii Kırklareli, Trakya olunca mevsim buğday mevsimi olunca ve maalesef buğdayın fiyatı 16,5 lira olunca aslında bizim ana gündemimizin, esas gündemimizin ne olduğunu hatırlamak, aynı madencinin emeğini savunduğumuz gibi anlının terini toprağa damlatan o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan çiftçilerin durumunu görmek lazım. Onlara sahip çıkmak lazım. Bugün ben bir bahçıvan torunu olarak 12 yaşından beri traktör üzerinde çalışan bir kardeşiniz, evladınız olarak bugün buğdaya yüzde 22 zam vermişler. Mazot yüzde 50 artmış. Gübre yüzde 115 artmış. Kırklareli’nde ekmek 17,50 lira, 1 kilo buğday 16 lira. Böyle bir alışverişle 1 kilo buğdayın satılıp 250 gram ekmeğin alınamadığı bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni yıkacağız. Alnının terini toprağa damlatanlara sesleniyorum: Bu haksızlığa son vereceğiz. 21 lira maliyeti olan buğdaya 16,5 lira ödeyen bu kara düzenin karşısında hep birlikte duracağız. Biz çiftçiye AK Parti’nin kanundaki desteklemenin beşte birini verdiğini yani yüzde 1 vereceğine binde 2 verdiğini biliyoruz. Biz zirai kredilerde yapılan büyük haksızlıkları biliyoruz. Biz Türkiye’de Trakya kadar bir alanın çiftçilerin mallarının bankalarda ipotekli olduğunu, bankaların eline geçtiğini biliyoruz.

“BİZİM YÜRÜYÜŞÜMÜZ 103’ÜNCÜ YILINDA YENİDEN HALKIN İKTİDAR OLMASIDIR”

Ve buradan açıkça söylüyoruz: Bu düzen değişecek. Bir devir kapanıp yeni bir devir başlayacak. O dönemin ilk başında çiftçilerin bütün kredilerinin faizleri bir seferlik silinecek. Ana para üç ila beş yıla bölünecek. Bundan sonraki süreçte yeni bir sayfa açılacak ve zenginlere geçiş garantisi, uçuş garantisi, gelir garantisi verilmesi bir tarafta artık onlar duracak ama çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek. En büyük değişimi siz hissedeceksiniz. Sonuncusu gibi çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen bir Cumhurbaşkanı gidecek. Birincisi gibi çiftçiyi milletin efendisi gören bir cumhurbaşkanı gelecek. AK Partinin bu kara düzenini bitirmeye var mısınız? İşte AK Partinin kara düzeni bitecek, bakan evlatlarının devri bitecek vatan evlatlarının devri başlayacak. Hiç şüphe yok. Bugün Lüleburgaz’da bu enerjiniz, öfkenizi enerjiye dönüştürdüğünüz bu azminiz, bu kararlılığınız, bu sahip çıkışınız, bu yola koyuluşunuz arkamızda duruşunuz Bize kazandıracak, size kazandıracak, Türkiye’ye kazandıracak. Asla korkmayacağız, asla durmayacağız, asla teslim olmayacağız.

Bu kara düzenin mağduru sadece çiftçiler değil, her zaman meydanları dolduran 20 bin lira maaşa mahkum edilen emekliler, 28 bin lirayla geçinmek zorunda bırakılan asgari ücretliler, sayısı 10 milyonu aşan işsizler, siftah yapamayan esnaflar hep birlikteler. Gelecekten ümidi kesmiş gençler ve aileleri yeni bir umut için, yeni bir başlangıç için yarına umutla bakabilmek için buradalar. Bizim başlangıcımız, bizim yürüyüşümüz bir kişisel itiraz, bir parti ya da bir partinin kendi içindeki mücadelesi değil bizim yürüyüşümüz varsa yoksa, 103’üncü yılında yeniden halkın iktidar olması, yeniden Gazi’nin evlatlarının iktidar olması mücadelesidir.

Tam da mesele burada. Herkes bu kara düzenin bize saldırdığını sanıyor. Hayır, aslında topyekün millete saldırıyorlar.

Milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu’na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Eğer bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek bu madencilerle beraber? Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse emeklinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Emekçinin koluna girip iktidara biz yürümezsek kim yürüyecek? Sömürülen çiftçiyi, perişan olmuş hayvancılıkla uğraşanları, arıcıları, balıkçıları biz, halkın partisi savunmazsa kim savunacak?

“BUGÜN BİZİ ADAYSIZ LİDERSİZ BIRAKMAK İSTİYORLAR”

O yüzden bugün bizi adaysız bırakmak, kurumsuz bırakmak, lidersiz bırakmak çabalarının hepsi milleti umutsuz bırakmak ve artık ezilenlerin ezilmeyi kabul etmesini, sömürülenlerin sömürüye

mücadeleyi bırakmasını, sinmesini, geri adım atmasını sağlamak için yapıyorlar. İşte tarihin kırılma anındayız tarihin. Bunu yaptılar. Atatürk’ün partisini darbecilerin kapattığı gibi seçilmişten alıp atanmışa vermeye kalktılar.”

Kitlenin “Hain Kemal” sloganları atması üzerine Özel, şöyle devam etti:

“Elbette öfkelisiniz, elbette kırgın ve kızgınsınız. Ama mesele Özgür Özel’in meselesi ya da CHP’nin meselesi değildir. Bizim iç meselemiz değildir. ‘Bir kavga var, CHP’de kavga var’ diye haber yapmak isteyenlere buradan söylüyoruz: Mesele CHP’nin, Özgür Özel’in, ekibinin, yol arkadaşlarının kaybetmeye itirazı, değiştirmeye olan inancı ve bu milletin emeklisinin, emekçisinin, işçisinin, çiftçisinin iktidarı değiştirme kararlılığıdır. Mesele Erdoğan’la millet arasındadır. Onun için bugün Cumhuriyet Halk Partisi… Cumhuriyet Halk Partisi… Arkadaşlar, itirazım var. Slogan atıyor, diyor ki: ‘Kayyımlar gidecek biz kalacağız’. Bir kere zaten, zaten biz buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi burada! Gelin, gelin bakalım, gelin bakalım.

“KARA DÜZENE TESLİM OLANLARA NEFES TÜKETMEYECEĞİM”

Bu ülkede bir kavga varsa milletle AK Parti’nin kara düzeni arasındadır. O yüzden bu kara düzenle uzlaşanlara, bu kara düzene teslim olanlara, bu kara düzene aparat olanlara nefes tüketmeyecegim, tüm nefesimi milleti iktidar yapmak için büyük yürüyüşte tüketeceğim. Biz partide ya da devlette hakimiyet alanları arayanlar değiliz, biz meydanlardan meşruiyet alanlarız, meydanlardan güç alan, meydanlara umut verenleriz.

Çünkü kara düzende hesap karşısındaki rakibi kendi belirlemektir. Kara düzende gerçek bir sandık, gerçek bir rakip, gerçek bir seçim ve değiştirme ihtimali yoktur. Kara düzen, AK Parti’nin kara düzeni Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet düzenini hedef almaktadır. AK Parti’nin kara düzeni Trump’ın hesaplarıyla vicdanlı monarşiler, tek adam rejimleri deyip Türkiye’ye aynı Ortadoğu’daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika’nın karar verdiği bir düzen dayatmaktadır.

“EVLATLAR NEREDE İSE BABA EVİ ORASIDIR”

İşte, işte biz seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi, biz sizin evlatlarınız, Özgür Özel, emekli öğretmen çocuğu Özgür Özel, Amerikan emperyalizmine itiraz ettiği için hedeftedir. Korkuyor muyum? Korkmuyorum. Neden korkmuyorum? Bu meydanı görüyorum, cesaret doluyorum, cesaret alıyorum. Biz partimize kayyum atanıp polis gelip bizi söke söke o partiden atmaya çalıştığı gün bir binayı gerimizde bırakıp arkamızda eski nesil bir anlayışı geride bırakıp eskimiş, köhneleşmiş, yozlaşmış bir kara düzeni arkamızda bırakıp yağmurun ve dolunun altında çıktığımız yolda hedefimizin, parolamızın yürüyüş, pusulamızın millet, hedefimizin iktidar olduğu bir yürüyüşü başlattık. Bunun için çok sevdiğimiz babaevimizden ayrıyız fiziken.

Ancak babaevi Atatürk’ün evidir ve evlatları neredeyse ev orasıdır. Babaevi Lüleburgaz meydanıdır! Erdoğan bir paniğin içinde ve Erdoğan bu değişimi, bu heyecanı, bu tepkiyi ve milletin sahip çıkışını görüyor. Erdoğan sokaktaki heyecanı ve milletin idrakini görüyor. Bu yüzden büyük bir telaş içinde ‘Biz bu işin içinde değiliz, hiçbir yerinde yokuz, bu iş CHP’liler arasındadır’ demektedir.

Ben Erdoğan’a buradan sesleniyorum: Diyorsun ya ‘Ben bu işin neresindeyim?’ sen bu işin tam göbeğindesin, tam göbeğindesin. Ama ona da şu müjdeyi vereyim, siz de ona bu müjdeyi bugün veriyorsunuz: Erdoğan ve onun gibi düşünenler, onlar yolun sonunda, biz daha yolun başındayız. Attıkları çamurlar hiçbirisi Allah’a bin şükür bize bulaşmaz, yapışmaz, yapışamaz.

ERDOĞAN VE KILIÇDAROĞLU’NA SERT TEPKİ

Bize, bu partinin evlatlarına hırsız dediler, yolsuz dediler, terörist dediler, casus dediler, ‘F.TÖ’cü dediler. Bunların hiçbirisi bize yapışmaz. Ellerindeki kiri bize bulaştırmaya çalışıyorlar, o kir bu bedene tutmaz. Hadi oradan! Kendi kirinizle, kendi pisliğinizle kalın. Hadi oradan.

Şimdi bu söyledikleri tutmayınca hep bir ağızdan çıkmışlar, efendim ‘CHP sokakları karıştırmak istiyor, CHP halk ayaklanması çıkarmak istiyor’ diye farklı farklı mecralardan farklı farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu nedir biliyor musunuz? Bu korkaklıktır, bu büyük bir alçaklıktır.

63 tane miting yaptık biz bugün. 263’üncüsü burada ben Genel Başkan olduğumdan beri. Özelliği nedir biliyor musunuz bu mitinglerin? Bir kişinin güneşten bayılanı olur, soğuktan titreyeni olur ama bir kişinin bir kişiye kem gözle baktığı yoktur. Bir kişinin burnu kanamamıştır, bir kişinin cüzdanı çalınmamıştır, bir kişi yanındakini rahatsız etmemiştir. Türkiye’nin umudu bu meydanlardaki güzel insanların güzel iradesidir. O yüzden kimsenin kırıp dökmediği, kimsenin kimsenin gönlünü kırmadığı, yanındakine kötü bakmadığı, kimsenin ayrılırken mutsuz ayrılmadığı bu meydanlar Türkiye’nin yarınlarının umutlarının temelinin atıldığı meydanlardır.

Bu meydanlarda, yeni bir kurucu irade vardır. AK Parti’nin tahrip ettiğine ne varsa ya da bizi hayal kırıklığına uğratanların kaybettirdiğine ne varsa bu meydanlar onu aramakta, onu bulmakta, onu kurmaktadır. Yeniden, yeniden güçlü bir Cumhuriyet’i; yeniden güçlü bir sosyal devleti; yeniden demokrasiyi; yeniden yasaksız Türkiye’yi ve nihayet vizesiz dolaşacak Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu kazandıracak bu meydanın iradesidir. Siz eskiyi terk eden, yeniyi kuran, kuruluşa yüreğini, bedenini koyan ve bu Türkiye Cumhuriyeti’ni bir kez daha ayağa kaldırmaya and içmiş on milyonlarsınız. Hepinizle gurur duyuyorum, hepinizle”