Sene-i devriye münasebetiyle

Aziz ve kıymetli dostlarım,
Muhterem Hocaefendi’nin ebediyete irtihalinin üzerinden iki yıl geçti.
İki yıldır gönüllerimizde onun hasreti, dualarımızda hatırası var. Fakat geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki Hocaefendi, bizlere yalnızca güzel hatıralar bırakmadı. Bir ömür boyunca yaşayarak gösterdiği bir istikamet, insanlığa hizmet etme aşkı ve gelecek nesillere taşınması gereken büyük bir mesuliyet bıraktı.
Onun hayatı, imanla ümidin, ilimle irfanın, sevgiyle fedakârlığın nasıl bir araya gelebileceğinin müşahhas bir misaliydi.
Bugün bize düşen, sadece o güzel günleri hatırlamak değildir. Asıl mesele, o günlerin ruhunu bugünün şartlarında nasıl yaşatacağımızdır.
Çünkü vefa, hatıralara sahip çıkmak kadar, emaneti hakkıyla geleceğe taşıyabilmektir.
Aziz kardeşlerim,
Hizmet, hiçbir zaman yalnızca belli şahıslara, belli mekânlara veya belli dönemlere bağlı bir hareket olarak düşünülmedi. Onun özünde Allah rızası, insan sevgisi, güzel ahlak, eğitim, diyalog ve insanlığın huzuru için gayret gösterme düşüncesi vardı.
Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında, farklı dillerden ve kültürlerden insanların bu değerler etrafında buluşması, bu düşüncenin ne kadar geniş ufuklara açıldığını gösteriyor.
Elbette zaman değişiyor. Şartlar değişiyor. Yeni nesillerin soruları, beklentileri ve dünyaya bakışları da değişiyor.Bizlere düşen, bu değişimi bir endişe vesilesi olarak değil, kendimizi yenilemek ve daha faydalı hizmetler ortaya koymak için bir imkân olarak görmektir.
Hocaefendi’nin üzerinde durduğu istişareyi, ortak aklı ve kardeşlik hukukunu daha da güçlendirmenin ona olan vefa borcumuzun bir gereği olduğu kanaatindeyim. Gerektiğinde kendimizi muhasebeye tabi tutabilmeli, birbirimizi dinleyebilmeli, hatalarımızdan ders çıkarabilmeliz.
Gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli miras, sadece kurulmuş müesseseler değil; düşünebilen, üretebilen, vicdan sahibi ve insanlığa faydalı olmayı hayatının gayesi bilen insanlardır.
Kırmadan konuşmak, incitmeden uyarmak, kardeşlikten vazgeçmeden yenilenmek hepimizin vazifesidir.
Muhterem dostlarım,
Hocaefendimizi anarken kendimize şu soruyu da sormalıyız:
Bizden sonra gelenler, bizlerden nasıl bir Hizmet anlayışı devralacaklar?
İnşallah daha kuşatıcı, daha katılımcı, daha açık; ilimde, ahlakta ve insanlığa faydalı olmada daha ileriye gitmiş bir anlayış devralacaklar.
Unutmayalım ki iyilik, onu yapan insanların ömürleriyle sınırlı değildir. Samimiyetle ekilen bir tohum, Allah'ın izniyle nice nesiller boyunca meyve vermeye devam eder.
Rabbim, muhterem Hocaefendimize gani gani rahmet eylesin. Onu Firdevs'iyle, cemaliyle müşerref kılsın.
Bizlere de onun güzel hasletlerini yaşatmayı, emanete sadakatle sahip çıkmayı ve insanlığa hayırlı hizmetlerde bulunmayı nasip eylesin.
Rabbim birlik ve beraberliğimizi, uhuvvetimizi ve ihlasımızı muhafaza buyursun.
Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN

ABDULLAH AYMAZ

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH


Paris banliyösünde silahlı dehşet: Saldırının ırkç...

Fon soygununun artçıları İMKB'de sert kaybettirdi:...

Zonguldak Kilimli'deki maden ocağında patlama: YEN...

Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC) bu yıl...

Karakaya'dan itiraf gibi açıklama! Fon soygununu M...






